TRIESTE

KÜÇÜK AMA SAMİMİ İTALYAN ŞEHRİ; TRIESTE
Adriyatik Denizi’ne kıyısı olan Trieste, konum olarak İtalya'nın kuzey doğusunda kalıyor. Eğer bizim gibi vaktiniz varsa Slovenya ile birlikte aynı anda iki ülkeyi daha gezmeniz mümkün. Avusturya'nın Halstatt kasabası dışında, bilinmemiş diğer irili ufaklı Avusturya kasabaları ve İtalya'nın minik ama şirin şehri Trieste ile taçlandıracağınız bu yolculuktan keyifle ayrılacağınız kesin. Eğer sadece Trieste'ye gezi planlıyorsanız, ucuz bir tatil için iyi bir alternatif olabilir bu şehir size. Çünkü şehrin geneli, diğer İtalya şehirleri kadar pahalı değil ve yakındaki Venedik şehrine buradan kısa zamanda ulaşmak mümkün. Hem Venedik için ayrıca uçak bileti maliyetine girmemiş, hem de İtalya sevginizi paylaştırmış olursunuz.

Adını belki de çok sık duymadığımız kent aslında, 1800’lerin sonlarından 1900’lerin ortalarına kadar Orta Avrupa’nın en gösterişli ve refah içinde yaşayan ketlerinden biri olmuş. Konaklama düşünenler için; gönüller mimarisi 19. yy dönemine göre inşaa edilen lüks otel Starhotels Savoia Excelsior Palace'tan yana olurken, daha ekonomik bütçeleme yapanlar NH Trieste'yi tercih edebilirler.
8 SAATTE TRİESTE...
Trieste deniz ile iç içe yaşayan bir liman şehri ve en büyük meydanı olan Piazza d’Unita, nam-ı değer Birlik Meydanı denize cepheden bakıyor. Meydanda yaz aylarında konser ve gösteri gibi birçok aktivite düzenleniyor.

Ama şehrin asıl göz bebeği ise; Piazza dell’Unitad’Italia adlı meydan. Meydanı 360 derece döndüğünüzde, Adriyatik’e açılan meydanın Habsburg dönemini sembolize eden muhteşem yapılarla çevrelendiğini göreceksiniz.
Manzarası ile büyüleyen şehrin, en güzel fotoğraf veren noktası; San Guisto Sarayı'na gitmekte sıra. Kalenin burçlarından şehri kuş bakışı fotoğrafladıktan sonra, yapımı 200 yıl süren sarayın içerisindeki halka açık müzeyi gezebilirsiniz.

Şehrin deneyimlenesi diğer tepesi ise; Limanın en tepesinde yer alan Opicina Tepesi. Burada tramvayların yamaca geldiğinde çelik halatlarla çekildiğine tanık olmak farklı bir deneyim olmuştu.
Manzaralara doyduktan sonra, şimdi adımları Scaladei Giganti'ye çevirmelisiniz. Buradan Piazza Goldoni’ye uzandığınızda, Via Carducci üzerindeki alışverişe çağıran vitrinlerde gözleri doyurduktan sonra, Bracerie Venete'de harika bir deniz mahsüllü makarna yemekte sıra. Üzerine de Mastro Birraio'da şahane lokal şaraplar içilmeli.
Piazzadella Borsa'da turlayıp, eski Yahudi bölgesi olan Laneways’taki antikacılara hayran kaldıktan sonra, Piazza Vecchia ve Via del Ponte taraflarına da göz gezdirmelisiniz.
Borgo Teresiano, benim tam da güzel manzarasını arkama aldığım Büyük Kanal, şehre dair aklımda kalan en güzel diyebilirim. Akşam ışıkları vurunca, kanalın etrafındaki cafe ve restoranlar inanılmaz canlı oluyor. Durup dururken seviniyorsunuz, yaşasın Akdeniz şehrindeyim diye! Kanalın ucunda yan yana inşa edilmiş Ortodoks ve Katolik kiliseleri ile harika bir taş köprü var.

Trieste'ye aşkla baktıran, son adres ise denize girmek için Trieste'nin 8 km. kadar uzağına giderek ulaştığımız Miramare Şatosu. Burası, Adriyatik denizinde bulunan Trieste körfezinin incisi. 19. yy. yapıtı olan şatonun harika peyzaja sahip bahçesindeki bin bir renkli çiçek ve ağacın kenarında gölgede dinlenmek ve denizin mavisine doymak Trieste'ye veda ederken, bence yapılacak olmazsa olmazlardan!
Şimdi Avusturya'nın Hallstatt ve diğer adı duyulmamış ama rüya vaad eden kasabalarında sıra. Linke buradan ulaşabilirsiniz.
2 Comments
  • yasemin

    Reply

    yine iç çektiren ve hayallere daldıran bir yazı olmuş. teşekkürler 🙂

    • özlemköksal

      Beğendiğinize çok sevindim, okumaya vakit ayırdığınız için ben teşekkür ederim, seyahatle kalın! 🙂

Leave a Comment

error: Content is protected !!