STOCKHOLM

Şimdi size asaletiyle beni büyüleyen, Kuzey'in o muhteşem şehri Stockholm'den bahsedeceğim. Sizlerden Stockholm ve Kopenhag ile ilgili yazılara öncelik vermem konusunda bir dizi mail ve Instagram mesajı geldiği için, haydi dedim! Stockholm belki ucuz bilet bulup, yaz planı yapan, hatta kaostan bunalıp sadece hafta sonluk bile kaçamak yapmayı planlayan onca insan için bir alternatif olur diyerek notlarımı toparladım.
Stockholm, İskandinav ülkelerinin en sevilen, hatta en çok ziyaret edilen şehirlerinden biri. Bu sırayı Kopenhag ve Oslo takip ediyor. Kopenhag yazısını ayrıca derlediğimde okursunuz ama çokça sorulan bir soruya daha başından cevap vermek daha iyi olur diye düşündüm. Stockholm kesinlikle, Kopenhag'tan çok daha güzel bir şehir burada anlaşalım!
Stockholm İsveç'in başkenti ve tam bir adacıklar şehri. 14 adadan oluşan bir yapısı var. İlk bakışta sizi içine almak için mesafeli duran soğuk ama asil bir şehir havasında. Zaten bir çok turist ve gezgin için çoktan Kuzeyin Venedik'i olarak adlandırılmış bile...
IMG_2469
Zarif su yolları ve görkemli mimarisiyle Stockholm ilk saniyeden sizi içine alıyor. Kentin merkezden uzak noktalarında açılan yeni mekânlar, Kuzeyde galeriler, güneyde butikler, kenar mahallelerdeki biracılar, takımadalarda sanat… Bunlara bir de Stockholm’ün heyecan verici mutfağını ve yeni İskandinav yemeklerini ekleyince, stresten iki günlüğüne bile olsa uzak kalmak öyle iyi geliyor ki insana... Şehrin havasına sizi iyice adapte etmeden bir kaç ufak bilgi vermekte de fayda var;

İsveç'in para birimi "İsveç Kronu". Başta "nasıl hesaplama yapacağız?" diye düşünseniz de endişelenmeye gerek yok; 1 İsveç Kronu yaklaşık; 0,36 (kuruş) TL. ediyor. Mesela kabaca bir hesapla; 1000 kron yaklaşık olarak 316 TL gibi bir bütçeye karşılık geliyor. Peki Kuzey söylendiği kadar pahalı mı? Maalesef evet bir hamburgerin bile 100 TL'ye denk geldiği pahalı bir şehirden bahsediyoruz o sebeple ucuz bilet alırken, harcama bütçenizi de düşünerek hareket etmelisiniz.

Biz şehirdeyken, hesaplamaları pratik olarak çözmek için offline olarak da çalışan yani internet olmadığında da kullanabileceğiniz "Xchange" aplikasyonunu telefona indirerek, onu kullandık. Gayet rahat oluyor. Gözüm kapalı tavsiye ederim. Dövizi ise havalimanından temin ettik.

STOCKHOLM'DE ULAŞIM
Biz Perşembe-Pazar olmak üzere 4 gün boyunca Stockholm'deydik ve tüm şehri neredeyse bisikletle, yürüyerek ve ara ulaşımlarda adacıklara geçerken feribot kullanarak çözdük. Yani metroya bir ya da iki kez girdik diyebilirim. Ancak hepsinden biraz biraz kullanacaklar olacağı için, detaylıca bahsetmek istedim.
İlk etapta Arlanda Havalimanından merkeze ulaşmak için iki farklı yolunuz var. İlki hızlı tren, diğeri ise çeşitli firmaların hizmet verdiği otobüs.
Stockholm Express denilen hızlı tren, merkeze 20 dk.'da ulaştırsa da, zaten pahalı bir şehirdeyken, cepten ekstra para ödemeye gerek yok inanın. Biz bu sebeple Arlanda Express firmasının otobüsünü tercih ettik ve normalde 150 kron civarı olan tek kişi ücretini, internetten bilet aldığımız için kişi başı 135 kron'a denk getirdik. Sitede Arlanda – Stockholm Cityterm’i seçmeniz ve Stockholm’e varış gününü seçmeniz gerekiyor.
Bileti diğer Avrupa şehirlerindeki gibi otomatlardan almıyorsunuz, otobüsün içindeki şoförler bilet temini yapıyorlar. Aynı otobüs hizmetini veren bir kaç firma daha var; Flygbussama ve Swebus ama Arlanda Express için bizim gibi internetten gelmeden önce bilet alırsanız, otobüs içinde gayet rahat ve wifi bağlantınızda kesintisiz olacak şekilde 20-25 dk'da merkeze varıyorsunuz. (Şimdi kafalarda kesin kişi başı 135 kron, acaba ne kadardır diye sorular dönüyordur, eminim. Hadi siz sormadan, ben söyleyeyim merkeze ulaşım tek kişi 60 TL civarı)

Metro ağı T-bana olarak geçiyor. Stockholm'ün metroları diğer Avrupa şehirlerinin aksine, oldukça renkli. Hatta tüm turistlerin dakikalarca metro hattının içerisindeki duvarlara baktığını göreceksiniz çünkü dünyanın en uzun sanat galerisi olarak çoktan nam salmış bile. Ve metronun içinde bir sürü sanatsal tatta görsellik var. Biz tek bir gün metro bileti almıştık, onda da 24 saatlik olan ve en manzaralı feribot olan Djurgarden feribotunda da geçip, diğer tüm toplu taşımalarda da kullanabileceğimiz bu bileti tercih etmiştik. Kişi başı 120 (SEK) Krondu.
Stockholm için bisiklet diğer keyifli ulaşım araçlarından biri. Ancak biz Ekim'de yani sonbaharda gitmemize rağmen bile hava oldukça soğuktu. Gideceğiniz mevsim ve bisiklete bineceğiniz zaman dilimini düşünerek, sıkı giyinmenizde fayda olabilir. Bisiklet için Bike Sweden oldukça uygun bir alternatif. Aşağıda detaylarını paylaşacağım, dünyanın en eski ve en hoş açık hava müzelerinden biri olan Skansen'de bisikletle dolaşmak hayatımda yaptığım en keyifli aktivitelerden biriydi. Hele ki yazın daha da muhteşem olacağına şüphem yok!
IMG_2554
STOCKHOLM'DE KONAKLAMA
KONAKLAMAYI HEM MERKEZDE, HEM UYGUN FİYATA HALLETMEK MÜMKÜN!
Stockholm zaten pahalı, ulaşım için bile bu kadar para harcıyorken, konaklamayı nasıl uyguna halledeceğiz diyenlere muhteşem bir haberim var! Bu haberden önce, konaklamasını önereceğim yerle ilgili, orada kalırken otelle aramda öyle bir bağ kurmuşum ki, odada kaldığımız zaman orasıyla ilgili defterime aldığım notu sizinle paylaşmak istiyorum. Onu paylaşıp, sonra hemen otel bilgisine geçeceğim;

Bazen bazı şehirler eve dönmek gibi. Merdivenlerinden çıktığın, avlularında kahkahalar attığın sokakların sonundaki evler... Bu maket evleri yalnızca bi' kaç gündür tanıyorum, hatta içinde kaldığımız şu sağdaki sarı evin merdivenleri kaç adımda çatırdar ezberledim bile... Holün girişinde bi' sepet bisküvi tabağı var, kaç gündür hep dolu. Bence dünyadaki en tatlı bisküviler var içinde. Sürekli deliler gibi cebime doldurup, acıktıkça kemiriyorum. Hatta Alico ödül maması kaldı mı falan diyor yürürken arada... Otelin sahibi, aynı zamanda en üst katı kendi evi olan o ihtiyar hep boşaldıkça dolduruyor sepetin içini. Evin kendisi 1600'lü yıllarda inşa edilmiş, içi çok ahım şahım değil ama dev bir yaşanmışlık hissi var. O eski artık bize de tanıdık. Ne mutlu ki bizde birer parçası olduk. Ama evlere öyle oluyor hep, anlar gibi misafir oluyorsun sonra bir bakmışsın yaşamın gerisinde kalıyor. O yüzden lüks ya da ihtişamlı yerlerde kalmak yerine, hikayesi olan, eski ama dokusu olan yerlerde kalmayı seviyorum. Çünkü böyle evlerde iyi geceler derken, üstüne kaç kat boya çekerseniz çekin, kimler kalmış olursa olsun içindeki ilk fırça darbesini bile hissedebiliyorsunuz. Ve o şehirde bıraktığınız mutluluklar, duvarlardan sızıp yeni misafirlere geçiyor sanki...

İşte bana bunları yazdıran otel belki çok lüks değil, hatta fazlaca ekonomik ama bende muhteşem anılar bıraktı.
Alt kısımda şehrin gezilesi noktalarından bahsederken okuyacağınız Gamla Stan Meydanı Stockholm'ün, her fotoğrafta rastladığınız meşhur ikiz evlerinin olduğu en eski ve tarihi dokusu muhteşem meydanı. İşte tam o ikiz evlerin hemen yanındaki Hotell Den Gyllene Geten hem bütçe dostu, hem de eski ve tarihi dekoru itibari ile bence uygun bir alternatif. Yalnız ortak banyolu. Şaşırdığınızı biliyorum ama hiç üzülmenize gerek yok, inanın bana. Hayatımın ilk ortak banyolu deneyimini Stockholm'de gerçekleştirdim. Ve her girenden sonra otel görevlisinin pas pas çektiği, tuvalet ve banyoların sabun koktuğu bir banyodan bahsediyorum. Her katın bir banyosu var. Otelde konaklayan insanların da sizin, bizim gibi sadece akşamdan akşama odaya geldiğini düşünürseniz ve eğer sizde bizim gibi konaklamayı ekonomik olarak tutmak isteyenlerdenseniz burası aklınızda kalabilir. Çünkü ne zaman girsem banyo inanılmaz sterildi. Ve çok güzel kokuyordu.
STOCKHOLM'DE GEZMEK... SOKAKLARDA KAYBOLMAK...
Kendimi kendi içimde "yolcu" kategorisinden çıkarıp, "gezgin" olarak tanımlayalı sanırım beş yıl geçti. Gökyüzünün neden bu kadar mavi, yeşilin daha görmediğim yüzlerce daha tonu olduğunu, evrenin keşfetmekle bitmeyecek kadar kocaman olduğunu hissedeli de uzun zaman geçti üzerinden... Tüm birikimi seyahatlere yapıyor olmam, bence kişiliğime dair en sağlam terapi yolum. Alico gezgin ruhumun tam ortasında. Stockholm'de el ele harika anılar biriktirdiğimiz yerlerden biri oldu. Her şehirden dönüşte, tek paragraflık notlar yazarım. Stockholm'ün dönüşünde böyle yazmışım...

"Parlak bi' şehir çocuğu değiliz biz. İki sevgili, karı koca, arkadaş, gezgin. Hepsiyiz. Tek bir tanesi değil. Bazen yere oturup bağdaş kuran, şarabını bankta içen iki sevgili, bazen tanımadığı sokaklarda içine soğuk işleye işleye ucuz şarkılar mırıldanan iki deliyiz. Sakızı hep usturuplu değil, zaman zaman şımarık çiğner dururum, aklımdan geçeni yapmak isterim. Üç hafta evden çıkmam, o bileti yine de koyarım cebime. Çünkü hayat tadına doyulmayacak kadar güzel anlarla saklı. Ve Stockholm! Çok güzeldin, hangi noktanı adımlasak, harika tatlar bıraktın, harika sokaklar eklettin rotalarımıza. "Yine mi?" dediğimizde ilk aklımıza gelenlerden biri olacaksın..." İtalya'dan sonra tabi...

IMG_2605
STOCKHOLM'Ü KARIŞ KARIŞ GEZMEK, YORULANA DEK...

Ülkeler bizden büyüktürler, şehirlerse onlardan daha küçük, en azından bizim onları içimize doldurmamıza izin verecek kadar... Stockholm'ün telefon kulübeleri bile böyle tatlıyken, nasıl sevmezsin ki bu şehri? Sokaklarda yürürken sanki o eski binalar birbiriyle konuşur haldeler. Gelmişi, geçmişi biz onlara bakarken, ayak üstü bize anlatır gibi. Bilmiyorum size de oluyor mu? Bazen kendi ülkemde o kadar kendimi korumak, sert durmak zorunda hissediyorum ki kendimi başka ülkelerin şehirlerine gelince küçülme ihtiyacı duyuyorum. İşte bu yüzdendir ki seyahatlere başkalarından daha büyük anlamlar yüklüyorum.
Başka sokakların köşesinden döndüğümde, parklarının topraklarına bastığımda, aynı iklimi kendi şehrimden daha başka bir yerde yaşadım mı besleniyorum. Küçüldüğüm ben büyüyor, büyüyor... Kocaman oluyor. Bu dünya bizim büyüğümüz ve bu evren onu adımlarımızla kucaklayacak kadar güzellikler doldurmuş içine...


Gamla Stan- RİDDARHOLMEN
2007 yılında "Dünyanın en yaşanası şehir'i" seçilen Stockholm'ü ilk olarak gezmeye şehrin tarihi meydanı Gamla Stan'dan başlayabilirsiniz. Sonrasında zaten sırasıyla "Normalm" ve "Kungholmen", "Skepsholmen", "Djurgarden", "Södermalm", "Langholmen" adaları üzerinde gezinize devam edebilirsiniz. Stockholm değişik büyüklükte adalar ve bu adaları birbirine bağlayan köprüler ve kanallardan oluşuyor. Ama bunlardan en önemlisi tarihi neredeyse 1252'li yıllara dayanan ve şehrin en iyi korunmuş Gamla Stan Meydanı. Bu meydanı adımlarken kendinizi Orta Çağ'da sanıyorsunuz. Özellikle sabah erken saatlerde meydandaki banklarda oturup, meydana 360 derece açıyla bakmak bu kenti sevmeniz için bile yeterli bir sebep. Meydanın açıldığı birbirinden dar sokaklara mutlaka göz atmalısınız. Hepsi farklı bir hediyelik eşyacıya, antikacıya ya da sarmaşıkla kaplı evlere açılıyor. Meydanın en dar sokağı Marten Trotzigs Grand ve Köpmangatan'da dokusu ile sizi büyüleyecek sokaklardan bir kaçı. Gamla Stan'a üç farklı köprü bağlantısı var.
Bu arada okakları arşınlamadan önce Gamla Stan'da etrafınıza baktığınızda, ilk olarak Perlamento Binası (Riksdashuset)'i göreceksiniz. Burayı 1 saatlik turla ücretsiz gezebiliyorsunuz. Öncesinde saatleri hakkında bilgi aldıktan sonra, bizim gibi sonraki durağınız Kraliyet Storkyrkan Katedrali olabilir.
 
Stortorget Meydanı
Burası internete Stockholm yazdığınızda, karşınıza çıkan, birbirine bitişik, kızıl ve sarı renkli o sembol binaların yer aldığı, şehrin canlı atan kalbi diyebiliriz. Şehrin en popüler meydanı Stortorget'teki tarihi kırmızı binanın altındaki Ckokladkoppen ise, İsveç'in meşhur tatlısı Semla'yı yemek için yerlisinden bana yapılan harika bir öneriydi.
İsveç'te kahve molasına "fika" deniyor ve işte o tatlı fika anında içeriğinde kakule ve badem ezmesi bulunan bu tatlıyı deneyimleyebilmek için en keyifli yer Storroget Meydanı'ndaki bu adres.
Molanız sonrası, 'Nobelhuset' yani Nobel Müzesi'ni gezebilirsiniz. Yalnız burası sadece nobel tarihi ile ilgili bir müze. Ödül törenlerinin yapıldığı yer ise ayrı bir yer.
 
Müzelerden bahsetmişken, Stockholm'ün gerçek bir müze cenneti olduğundan bahsetmek gerekiyor.
İsveç’in toplam nüfusu yaklaşık 10 milyon civarında ve bunun neredeyse yarısı başkent Stockholm’de. Hal böyle olunca, şehirde birbirinden farklı temalarda yüze yakın müze bulunuyor ve bunların pek çoğuna Stockholm Card ile ücretsiz girilebiliyor. Bu arada haftasonu aileler bebekleri ve minicik çocuklarıyla müze geziyorlar. Soğuk havaya aldırmayan ve kültürel olanaklardan sonuna kadar yararlanan bir toplum görüyorsunuz.
Benim fotoğrafladığım bu yapısı muhteşem müze ise, aşağıda bölge ile ilgili daha geniş bilgi verdiğim Djugarden Bölgesi'ndeki biyoloji müzesi.

Processed with Snapseed.

Ama şehirde daha bir çok kayda değer müze de var; Ada üzerindeki bir başka müze ise The Royal Coin Cabinet. Burada, parayla ilgili her türlü bilgiyi ve materyali bulabilirsiniz. İlk paralar, dünyanın her bölgesinden madeni para ve banknot örnekleri var. Son müze önerim ise; Stockholm’deki en başarılı, en “görmeden dönülmez” müzelerden biri olan Fotografiska.
 
Adından da tahmin edilebileceği üzere bir fotoğraf müzesi. Swedish Museum of Photography adıyla da duyabileceğiniz bu müzede gerçekten harika sergilere denk gelebilirsiniz. Biz şehirde hiç toplu taşıma kullanmadan iki günde 20 ve 18 km. yürüdük. Ama siz Slussen durağında inip kolayca da ulaşabilirsiniz.
Djurgarden
Stockholm deyince beni en çok heyecanlandıran bölge; Djurgarden.
Çünkü burası bir zamanlar kraliyet ailesinin avlandığı bir bölgeymiş ve şimdilerde ise şehrin halka açık ulusal parkı. Bu bölgede aynı zamanda, eğlence parkı olan Gröna Lund, açık hava müzesi Skansen, İsveç ve İskandinav kültürüne dair şeylerin sergilendiği Nordik Müze (Nordiska Museet) ve Vasa Savaş Gemisi Müzesi (Vasa Museet) de bulunuyor. Vasa'nın hemen yakınındaki  dünyanın en eski açık hava müzesi ve İsveç'in değişik yerlerinden getirilmiş 150 kadar tarihi binanın olduğu yer aldığı Skansen'de İsveç'in olmazsa olmazları arasında.
Nordik Müze:
Nordiska Müzesi 16. Yüzyıldan bugüne dek İsveç tarihi, gelenekleri, çalışma ve toplumsal yaşama dair izleri bulabileceğiniz, ülkenin moda, folklor, çocukla hayat, ev dekorasyonu, mutfak ve masa düzeni gibi birbirinden farklı konulardaki İsveç kültürünün izini sürebileceğiniz bir müze.
IMG_2502

Vasa Müzesi:

Müzede sergilenen ve bizi çok etkileyen Vasa gemisinin, İsveç Deniz Kuvvetleri'nin en büyük gemisi olması planlanıyormuş. Hatta planlanana göre bu gemide 145 denizci ve 300 kadar asker bulunacaktı. 10 Ağustos 1628 tarihinde Vasa gemisi Stockholm limanından ayrılmak üzere ilk seferine çıkmış ancak henüz 1300 metre kadar yol almışken şiddetli bir rüzgar ile yan yatınca, ikinci bir rüzgara tekrar dayanamayınca, bu kez açık top lombarlarından içeriye su dolarak, gemi batmış.

1957 yılında İsveç Donanması, Ulusal Deniz Müzesi ve Neptün Gemi Kurtarma Şirketi batığın çıkarılması için işbirliği yapmış . Bunun için yapılan dalışlarda dalgıçlar geminin altına 6 tane tünel açarlar ve bu tünellerden geçirilen kablolar taşıyıcılara bağlanarak gemi su yüzeyine çıkarılmaya başlanmış . Fakat geminin bütünlüğünün bozulmadan yüzeye çıkarılmasına dair büyük endişeler olduğundan, 18 aşamalı bir planla gemi sığ sulara çekilmiş.

Bu süre içerisinde dalgıçlar gemide kalan üç toptan birini daha çıkarmışlar . Ayrıca geminin enkazında bulunan iyi korunmuş heykel ve benzeri kalıntılar da su yüzüne çıkarılmış. Ve 24 Nisan 1961 tarihinde saat 09.03 te Vasa gemisi batışından 333 yıl sonra tekrar güneş ışığını görmüş.

1961 yılının kasım ayında halka sergilenmek üzere Vasa Tersane Müzesi'ne taşınan bu geminin tüm hikayesini bu müzede tüm detayları ile gezebiliyorsunuz. (Giriş yetişkinler için 130 Kron)

 Skansen

Djurgarden'a ve bölgedeki Skansen'e bizim gibi yaya olarak ulaşanlardan değilseniz, Liman Bölgesi'nden 7 numaralı tramvayla buraya ulaşabiliyorsunuz. Veya bizim gibi buraya hızlıca ulaşmak için Sjocafeet’ten bir bisiklet kiralayabilirsiniz. Hatta Stockholm kartınız varsa 3 saat ücretsiz kullanabilirsiniz.

Skansen'e giriş ücreti 100sek civarında (Türk parası ile 25 TL civarı) ve Stockholm'ün kesinlikle gidilmesi gereken yerlerinin en başında. İçerisi çok büyük bir alan, ren geyiğinden, baykuşa kadar istediğiniz her türlü hayvanı görebiliyorsunuz. Ortam olarak, 18 yy 19 yy mimarisine uygun olarak oluşturulmuş bir eski zaman şehrine tanık oluyorsunuz.

O tarihteki kiliseler kulübeler evler yel değirmenleri hatta konsept olarak içinde yaşayan insanlar bile o tarihe özgü şeyler giyinmiş. Stockholm'ün bu bölümü, şehrin tam ortasında ve o kadar geniş bir alana yayılmış ki, içerisinde doğal ortamında sincaplar görüyorsunuz. Atlar otluyor, içerideki bisiklet parkuru gölün kenarından geçiyor ve harika banklar var. Doğuda, kuzey sahilini kucaklayan çakıl patika boyunca bisikletinizi sürüp, istediğiniz yerde kahvaltı edersiniz. Tıpkı sepetime sonbahar yaprakları doldurup, bizim yaptığımız gibi...

Ayrıca Skansen dünyanın en büyük açık hava müzesi. İçerisinde akvaryum, hayvanat bahçesi ve 1897 yapımlı bir finüküler bulunuyor. İçerisini gezmek kafadan 5 saatinizi alır. Ama fok balığı, ren geyiği, bizon ve boz ayı görmek için her şeye değiyor.

Södermalm

Södermalm Stockholm şehrinin en cool sayılan, farklı tarzdaki insanlarının olduğu bir bölge. Hipsterların akın ettiği, hiç adına aşina olmadığınız ama o Kuzey'lilerin tarzı dediğimiz mağazaların çoklukta olduğu ve harika kahve dükkanları bulabileceğiniz bu bölge, kesinlikle şehrin Gamla Stan'dan sonra en modern kısmı, zaten oranın da aşağısında kalıyor.

Stockholm’un en hipi tiplerinin ve vintage giyinenlerin olduğu bölgelerinden olan Södermalm, aynı zamanda gece hayatının da en aktif bölgelerinden biri.

Stockholm’ün çoğu bölgesi bir kartpostal fotoğrafı gibi zaten onu söylemiştim. Ama burası yani Folkungagatan’ın kuzeyi’ndeki SoFo'ya çıkan sokaklarda böyle önünde durduğum gibi çok güzel sonbahar köşeleri var.

Hani önünde kocaman "Bilmemne Hatırası" yazıp bez gerdikleri yerler var ya, burada onu sokak kendiliğinden sizin için yapmış zaten.

Arkada kocaman Stockholm Hatırası yazamasa da zaten şehir sonbaharıyla en güzel anısını veriyor size.

Burada göze çarpan bir iki dükkan önerisi paylaşıyorum; İlki Konst-ig. Burası zor bulunan kalın sanat ve tasarım kitaplarını ve çok harika tatta art tabanlı dergiler bulabileceğiniz bir yer. Stockholm'ün konsepti kadar, eve getirdiğimiz kahve çekirdeklerine de bayıldığımız Espresso House'un deri koltuklarına ve kalın postuna serilip latte içerken, finalinizi şekerci Parlans Konfektyr’da yapabilirsiniz.

Kendi mutfağından deniz tuzu, kakule ve meyankökü aromalı karamelalar yaptığı için burnunuza gelen kokularla şehre bir kez daha tapıyorsunuz.

Götgatan

Götgatan, Södermalm Bölgesi'nin en işlek noktası sayılıyor. Pek çok Kuzeyli markanın dükkanının yer aldığı, içeride en başta konseptine hayran kalacağınız pek çok kahve dükkanı ve tasarım shop'u bir arada bulabilirsiniz. Özellikle gitmek değilde, Södermalm'e gelmişken, adımlamak için rotanıza ekleyeceğiniz caddelerden biri olmalı.

Skeppsholmen

Burası bizim Stockholm'de en çok beğendiğimiz adacıklardan biri olmuştu. Şehrin yerlilerinden biri bu bölgenin özellikle ilkbaharda harika olduğunu söylemişti. Ama bizim her anını, yaprağın her tonunu gözlerimizle gördüğümüz şölen tadındaki sonbahar mevsimi de bu adayı görmek için en güzel feribot manzarasına şahit olacağınız bölge diyebiliriz. Bu arada şehrin bu noktası da dahil, bir çok noktasından seçilen Riddarholmen Kilisesinin görüntüsünü tüm ihtişamıyla görürseniz sakın kaçırmayınız!

Östermalm

Şehrin en pahalı bölgelerinden olan Östermalmstorg, dünyaca ünlü tasarımcıların ve markaların mağazalarla dolu bir bölge. Kıyı şeridi boyunca yürümek, bölgeye dair yapılacak en iyi aktiviteler arasında. Burada mimarisi daha lüks binalar ve pahalı arabalar ile daha konsept mağazalara rastlamanız mümkün. En hareketli alışveriş caddeleri ise Birger Jarlsgatan, paralelindeki Riddargatan, büyük alışveriş merkezlerine ev sahipliği yapan Nybrogatan ve Sibyllegatan denebilir. Ayrıca, şehrin en meşhur yeme içme mekânı Östermalms Saluhall’a giderek Stockholm’ün meyve, sebze ve peynirlerini hafif bir şarap eşliğinde tadabilirsiniz. Burada, deniz mahsülü yemeklerinden, İsveç geleneksel mutfağına kadar birçok tadı bir arada bulmak mümkün. Yalnız kötü haber, akşamları kapalı.

Grona Lund

Djurgarden Adası’nda yer alan Grona Lund, Stockholm’un en ünlü cazibe sembollerinden biri. Bu eğlence parkı, Baltık Denizi üzerinde parıldayan ve insanları eğlenceye çağıran şehrin en ışıklı sembollerinden biri olan bir lunapark. Vaktiniz olursa mutlaka girmelisiniz.

Kanal Turu

Siz de bizim gibi şehri bir de kanal turu yaparak gezmeyi alışkanlık haline getirenlerdenseniz, haydi koşun, kuyruk çoğalıyor! İki seçeneğiniz var.

Biri sadece Stockholm'un tarihi yerlerini görebileceğiniz Historical canal tour. Diğeri ise Royal canal Tour, adaların bir kısmını ve daha geniş bir alanı dolaşıyor. Biz ikinci seçeneği deneyimledik.

 Västerbron Köprüsü

Neredeyse 80 yaşında olan bu köprü, Södermalm ve Kungsholmen adalarını birbirine bağlıyor ve bu esnada size panoramik bir Stockholm manzarası sunuyor. Köprünün üstünde manzaraya hayran kalarak, elinizde kahveniz yürüyebiliyorsunuz.


İnsan gerçekten çok zengin bi' duygu yumağı. Bir gün önce nasılsa, bir sonraki gün bambaşka duygulara bulanabiliyor. Ama gerçekten bilmediği bir şehri gezerken, en azından ben hissettiklerimden en sevdiklerimi, en hatırlamak istediklerimi ağırlıyorum yalnızca içimde. Bu şehirde geçen dakikalarda bunlardan biri. Avrupa'nın en zarif, en soğuk duran ama sizi asaletiyle içine alan şehirlerinden biriymiş meğer Stockholm. Uyandığında, evinden çıktığında sana yol veren, temiz ve özenli giyinen medeni insanlarla karşılaşmak ne güzel. Şimdi Sıra bu güzel şehrin yeme-içme önerilerinde...


 

IMG_2673
STOCKHOLM'DE YEME İÇME ÖNERİLERİ
-IKEA'dan tanıdığımız, bildiğimiz meşhur İsveç Köfte'nin hasına götürüyorum şimdi sizi. Operabaren Restoran. Mekanın iç dekorasyonu kadar, tarihi bir mekan oluşu ve şıklığı ile mutlaka listenizde olması gereken biraz bütçesi yüksek bir alternatif. Ama atmosferiyse kesinlikle romantik ve benzersiz. İsveç Köftesinin orjinalini burada yiyebilirsiniz, konum olarak Opera Binası'nın hemen yanında.

-Under Kastanjen, Gamla Stan'da ortamı, lezzeti ve özellikle balkon gibi duran dışarıdaki oturma yerleriyle tatlı bir mola durağı olabilir. Mekan, self servis olarak hizmet veriyor, daha doğrusu kasada ödeme yaptıktan sonra, onlar servis yapıyor.

-Frantzén-Lindeberg şehrin iki Michelin yıldızlı restoranından biri. Biz konaklamadan tasarruf ettiğimiz için, özel gün kutlaması yapmak için burayı tercih ettik. Rezervasyon şartı var ve sadece 19 kişiye hizmet veriyor.
-Daha uygun bütçeli, keşiflere yer verecek olursak yukarıda bahsettiğim Fotografiska Müzesinin cafe'si uygun fiyatlı ama leziz kahveleri, geniş pencereleri ve efsane bir Stockholm manzarası verdiği için uğrayabileceğiniz adreslerden biri.
-Södermalm Bölgesi'nde yer alan ve sandalyelerin bir çoğu alakasız mekanlardan toplama gibi görünen String, açık büfe kahvaltısı ile çoktan gönlümüzde taht kurmayı başardı bile.
-Balık seviyorsanız, şimdi çok güzel bir yerle tanıştıracağım sizi. Östermalm'de yukarıda bahsettiğim Saluhall'de dolanırken şans eseri kalabalığından cesaret alıp, girdiğimiz Gerdas Fish & Seafood'un balık çorbası ve tereyağlı ekmekleri enfesti!
- Yine Södermalm bölgesinde yer alan Kvarnen restoranı, 1908 yılından bu yana şehrin en bilinen mekanları arasında. Kvarnen, Stockholm’ün en eski “birahane”leri arasında yer alıyor ve içerisindeki mimari doku oldukça tarihi. Burada da deneyimlemek istediğimiz İsveç Köfte oldukça başarılıydı ama neticede bir türk köftesi kadar methiyeler düzmeye gerek olmayacak cinsten.
-Espresso House yukarıda bahsettiğim gibi konsepti ve eve bile taşıdığımız kahve çekirdekleri ile güzel kahvenin adreslerinden biri Stockholm'de.

-Drop Kaffe ise, Södermalm Bölgesi'nde yer alan ve şehrin lokalleri tarafından çok tercih edilen bir kehveci. Sayısız ödülü var ve kahvenin her zaman taze çekilen çekirdekten yapılması motto edinen mekanda kahve konusunda kurs da alabiliyorsunuz.
-Vette-Katten Pastanesi, benim Büyükada Pastanesi'ni anımsadığım şehrin 1928'den bu yana en sevilen pastanesi. Taptığım porselen fincanları ve mekanın dokusuna uygun dantel örtüleri var. Alico sandviçine, ben ise İsveç'in yerel lezzeti olan kannalbulle'sine bayılmıştım.

-Fabrique, sabahın 08.00'inde otelden çıkınca, açık bulduğumuz için hep güzel hatırlayacağımız, kahvesi mükkemmel bir tavsiye. İlk kahveden sonra sonraki kahvelerin ücretsiz olduğu mekanın pastanelik ürünleri tam çantaya atmalık cinsten. Adres olarak Gamla Stan'a beş dakika yürüme mesafesinde.

STOCKHOLM'DE ALIŞVERİŞ
-Şehirden ne alınır sorusunun en net cevabı genelde magnet olur. Bazı şehirlerin magnetleri kötü olur ama yine de alırsınız. Stockholm'ün magnetleri gerçekten çok güzel, çantaya atmalık cinsten. Ama şehirle nam salmış Dala Atı var ki... İlk elimi attığım ve seyahat köşemize itina ile eklediğimiz figür oldu.
Dala Atı, 1939 Newyork fuarı için yapılan bir at figürü ama adeta şehrin sembolü  olmuş. Hediyelik eşya satan her yerde dala atının resimli tişörtü, çantası, magneti veya anahtarlıklarını  görmeniz mümkün.

- Normalm bölgesinde alışveriş için tercih edebileceğiniz en hareketli cadde ve sokaklar arasında ise Drottninggatan, paralelindeki Vasagatan, Kungsgatan, Hamngatan ve en lüks mağazalara ev sahipliği yapan Biblioteksgatan not edilebilir.
- Asplund, alternatif bir dükkan önerisi. Tasarımda minimalizm etkilerini seviyorsanız burada bulunan ürünlere bayılacaksınız. Tasarımlarda meşhur Kuzey Işıkları’nın renklerinden ve İskandinav kültüründen yararlanılmış.
-Beyond Retro ise, rengarenk vintage kıyafetler bulabileceğiniz bir adres. Fiyatlar Avrupa'nın geneline göre pahalı. Ancak indirim dönemindeyseniz benim gibi renkli bir ikinci el elbiseyi, uygun bütçelere denk getirebilirsiniz.
- Şehrin eski bölgesi Gamla Stan, şehirdeki en turistik nokta. Magnetler bir tık pahalı. Hal böyle olunca ara sokaklarda farklı farklı mağazalar konuşlanmış. Özellikle bölgenin iki ana caddesi Vasterlanggatan ve Österlanggatan en çok dükkanın bulunduğu noktalar.
-Södermalm'in Götgatan bölgesinde yer alan Bruno Vintage Market, tatlı bir Pazar aktivitesi olabilir. Oldukça küçük bir yer olmasına karşın yine de sadece Pazar günü 12.00-17.00 arası açık olduğu için oldukça kalabalık oluyor. İkinci el kitap ve kıyafetler çoğunluk da olsa takılara ve ev eşyalar bulabilirsiniz.
- Söderloppis Flea Market: Bir barın bodrum katında kurulan Söderloppis şehrin mutlaka gidilmesi gereken bit pazarlarından biri. Bizim son dakika keşfimiz olmuştu. İlginç atmosferinin yanına birbirinden farklı ürünler bulabiliyorsunuz. Bu da Pazar Günleri 11.00-16.00 arası açık.

Bizim Stockholm maceramız böyleydi. Ve bu şehir, Alico'nun bana doğum günü hediyesiydi. O yüzden, bir teşekkür de ona;
"Yaşadığım şehirde hayal edemediğim şeyleri, gezdiğim ülkelerin şehirlerinde burnumun taa ucuna getiriyorum. Yürüyüp, yürürüp durup dönüyorum aniden. Yediğimiz yemekler, yaşadığımız kültürler, arşınladığımız sokaklar senle anlamlı. Senle dünya kazan, biz kepçe hep. Ne güzel bir hediye verdin bana, dünyanın içinde küçücük bi' küre saydım yine kendimi, durdum durdum döndüm bilmediğim sokaklarda. Sayende o eski meydanın tam ortasında, sabahın en köründe şehrin ilk günaydınını biz kazandık, böylece şehri kaçıracağız korkusuyla yarım bıraktığımız her iyi geceler de bizim oldu. Bazen aldığımız biletler, günlerimizi taşıyamaz olunca yıkılıyorum. Dua ederim ben hep, zaman yavaş aksın seninle. Gittiğim her şehrin sokağından bir kibrit, bir kağıt peçete getiriyorum ben. Topladıklarım böylece hep bizimle, kuruyup ta solacak cinsten olmuyor. Hem Alico’nun, hem de bu yazıyı okuyan herkesin şehirlerden topladıkları şeyler solacak cinsten olmasın hiç..." 

3 Comments
  • Ayla Sari

    Reply

    Özlemcim, inanilmaz guzel ve (exakt) her noktasindan virgulune dek, hepsi dogru ve en önemli detaylari ile aktarilmis bir “Stockholm” tanitimi okudum senin kaleminden..yillardir yasadigim bu kenti yeni bastan kesfettim ve gercekten mutlu oldum..
    Temmuzda Colmar ve vinlinje gezisini de senin rehberliginde yasayacagim icin seviniyorum ..
    Yazmaktan ve gezmekten asla vazgecme e mi?
    Selam ve Sevgiler..

    • özlemköksal

      Merhaba Ayla Hanım, Stokholm’de yaşayan biri olarak bu yorumları yapmanız beni çok mutlu etti gerçekten çok ama çok teşekkür ederim. Colmar seyahatini çok fazla soran var ve Ocak’ta gerçekleştirdiğim rotanın her detayımı merak eden insanlardan biri olduğunuz için sırada öncelik vereceğim yazılardan birisi de bu rota. Siz gidene kadar yetişmiş olur keyifli tatiller ve seyahatler dilerim. İçten yorumlarınız için ayrıca çok çok teşekkürler tekrardan. Sevgiler!

Leave a Comment

error: Content is protected !!