SORRENTO

Amalfi Kıyılarının, Güney İtalya'nın diğer büyüleyici kasabalarından biri de Sorrento.
Sorrento denildiği zaman aklıma sarımtırak yapıları, uzun palmiyeleri, şahane plajları geliyor.
Araçlı olarak geçtiğimiz Sorrento'da, beyaz çizgi gördüğümüz ilk yere aracımızı park ettikten sonra, kasabayı keşfe koyulduk. (Bu arada daha önceki yazılarda yazmıştım ama tekrar ekleyeyim; Beyaz çizgi İtalya'da ücretsiz otopark demek, mavi ise ücretli otopark)
Trene ulaşımı tercih edenlerdenseniz; Napoli çıkışlı, Circumvesuviana treni ile yaklaşık bir saatte Sorrento'ya ulaşabilirsiniz.
Sorrento'da yine çok butik ve tatlı bir konaklama yaptık. Grand Hotel Vesuvio. Yatak odanızın açıldığı efsane deniz manzarası, bu rotayı yaparken dikkat edeceğiniz en temel şey olmalı. Normalde yurt dışı seyahatlerimizde kaldığımız otelin konfor ve lüks olmasına çok dikkat etmiyoruz ama bu rota manzaraya doymak için gelinen bir rota olduğundan biz konaklama için mutlaka manzarası olan balkonlu bir oda arayışına girerek, bu otelde karar kılmıştık.

SORRENTO GEZİ REHBERİ

-Piazzo Tasso Meydanı, kasabanın kalbi gibi, manzaraya açılan doğal terası andıran sayısız cafe bulunan meydanda sokak müzisyenlerinin müzik ziyafeti eşliğinde, sakinliğe doyuyorsunuz.

Görüntünün olası içeriği: gökyüzü, açık hava, su ve doğa

-Limonun özellikle büyük-hatta kocaman yetiştiği bu topraklarda, limonchello içmek ve harika limon kokuları eşliğinde dolaşmak için en ideal yer; Corso İtalia Caddesi. Bütçeyi zorlayan lüks ama dolaşması keyifli çok sayıda mağaza var ama benim favorim; Via San Cesareo sokağındaki hediyelik eşya dükkanları.
-Özel plajlar var, şemsiye ve şezlong 10-15 Euro civarı. Biz Positano'nun aksine kumlu değil de, kayalık üzerine kurulu bir sahil şeridi olduğu için halk plajı olan Peter Kumsalı'nı tercih ettik.

-Marina Piccolo Limanı'nında akşam üstü keyifli bir yürüyüşe çıktıktan sonra, Sorrento Kathedrali ve Çan Kulesi Sorrento'da gezilecek en temel yapıların başında geliyor. Yapı 15. yy'da inşaa edilen, Barok tarzda bir kilise. Ama 1924'lü yıllarda yeniden inşaa edilmiş.
-Biz gezerken şans eseri ilk başta yazdığım Tasso Meydanı'nın arkasında çok tatlı bir yer keşfettik. Burası hala günümüze dek ulaşmış, kullanılmayan ama ağaç altı aynı zamanda mola vereceğiniz eski bir değirmene ev sahipliği yapıyor.
-Sorrento'da çok sayıda kilise ve kathedralde var. Ama zaten dolaşırken hepsini göreceksiniz, en önemlilerini listeledikten sonra tek tek belirtmiyorum.
-Ama altını ısrarla çize çize belirtmem gereken bir nokta var k, gerek geçmişten bugüne gelen yapısı, gerekse hikayesiyle gerçekten büyülüyor. Valleno dei Mulini, çok eski bir buğday değirmeni. Zamanında meydana gelen bir depremde çok büyük zararlar görüyor , sonraki yıllarda faaliyete devam etse de, zaman içinde terk edilince doğanın içerisindeki bu yapı köhne bir şekilde, resmen doğa ile bütünleşerek muhteşem bir manzara çıkarmış ortaya. Filmlerdeki sahneler gibi sanki, görünce aynı şeyi hissedeceğinize eminim.
-Palazzo Jannuzzi'nin hemen altındaki, Fauno Bar akşam gençlerin ve tüm turistlerin geleni geçeni izlemek için uğrak yeri. Kalabalığa ayak uydurup, oturduğunuzda enfes tatlılarını deneyimlemelisiniz!
-Hayatımda gördüğüm en berrak, en mavi ve güzel deniz manzarasını gördüğümüz Sorrento'daki Villa Comunale Park ise, hem Napoli'yi, hem Vezüv Yanardığını, hem de Capri Adası'nı size falezlerin tam üstünden sunan harika bir park. İçi küçücük ama manzara noktasına vardığınızda sunduğu görsel doğa muh-te-şem!
-Marina Grande, bizim Sorrento'dan günü birlik Capri Adası'na geçtiğimiz lokasyondu. Kiraladığımız özel tekne buraya yanaşarak bizi almıştı. (detayları Capri Adası yazısında paylaşacağım.) Rengarenk sandalların, renkli evlerin, ağ atan balıkçıların, ayaklarında terlik olmadan yalın ayak koşan tatilci çocukların olduğu huzur veren bir yer burası. Buraya ulaşmak için en güzeli, dar merdivenlerden inmeniz. Çünkü o zaman manzaraya her zamankinden daha fazla hakim oluyorsunuz.
-Sorrento'nun büyük limonların ve İtalyanların meşhur likörü limonchellonun ana vatanı olduğunu söylemiştim. Bunun için biz, lokalden tavsiye, tadım yapmak için; Limonara'yı seçtik. Alico'nun abisi İtalya'da yaşadığı için, daha önce tadım için geldiği mekana getirdi bizi. Bu yüzden tadım için burayı tercih edebilirsiniz.
-Totalde iki gece kaldık Sorrento'da ve iki rüya gibi restoran keşfimiz oldu. Biri; deniz mahsulleri ve şarabı ile efsane olan Terrazza Marziale, diğeri de manzarası ve sunumları ile kalbimizi çalan Bellevue Syrene.
-Gelatire David ise, muhteşli bir dondurmacı önerisi olarak burada dursun.

Rotanın diğer yazısı Capri Adası için buraya tıklayabilirsiniz.

0 Comments

Leave a Comment

error: Content is protected !!