SLOVENYA’NIN RENKLİ KASABALARI

Rota sıralaması olarak, direk bizim uyguladığımız akışta yazıyorum.
Bohinj ve Bled Gölü'nden sonra, ki bunların ikisini aynı güne sığdırmıştık. Sonraki duraklarımız sırasıyla, Adriyatik denizinde Venedik'in karşı kıyılarında yer alan, İtalya’nın meşhur liman kenti Trieste ile Slovenya’nın kıyı kasabaları olan Portoroz, Koper, Maribor, Portoroz ve Piran'dı. Hepsini dilerseniz aynı güne sığdırabilirsiniz, çünkü hepsi küçücük ve renkli kasabalar. Ama bizim yaptığımız gibi iki güne bölebilirsiniz daha rahat olur. Rotanın devamında ise; İtalya'nın minik şehri Trieste'yi ise biz bir gün ayırarak, kısa bir İtalya özlemimizi giderdik.
Konaklama için önerim yok çünkü biz bu rota boyunca kiraladığımız aracın arkasındaki küçük karavanımızda kaldık. Ve online olarak camping alanlarını bize gösteren, kamp alanlarını tercih ettik.
1. Portoroz
Ljubljana'dan Portoroz'a geçecekseniz araçla 1-1,5 saatte ulaşmanız mümkün. Ama eğer aracınız yoksa, Ljubljana şehrinden sıklıkla sererleri bulunan otobüs ve tren yolculuklarını tercih edebilirsiniz. Tüm bu yukarıda belirttiğim kasabaların birbirine olan uzaklıkları ise yaklaşık 15-20 dakika civarı olduğundan, "Acaba aynı gün içerisinde gezebilir miyiz?" telaşı duymanıza gerek yok. Portoroz minik bir kıyı kasabası ve Slovenya'nın sahil şeridinde olduğundan, yaz aylarında özellikle denizinden dolayı pek çok ziyaretçisi oluyor.
Bu kasabaları diğer şehirleri gezerken, sizlerle paylaştığım gibi restoran, dükkan önerisi şeklinde derlemiyorum çünkü hepsi yol üstü duraklar. Ama bu dört kasabanın sadece sokaklarında dolaşmak bile mutluluk sebebi.

-Portoroz kasabasının ismi "port" liman kelimesini çağrıştırıyor, zaten çok minik bir liman kenti. Ama asıl kelime anlamı olarak ise; Şans eseri orada rehberli tur düzenleyen bir grubun hemen yanında durduğumuzda, kulak kabarttığımızda öğrendiğimiz üzere; kasaba adını "port of roses" yani güller limanı olarak almış. Zaten şehri adımlar adımlamaz görüyorsunuz, etraftaki çiçeklerin, aşınmış renkli boyalarının duvarlarına hayran kaldığım evlerin renkleriyle nasıl yarış halinde olduklarını...
-Bölgenin en belirgin özelliği; Ljubljana’nın soğuk Avrupalı havasına karşın buranın sıcak Akdenizli gibi bir yapıya sahip olması. Zaten İtalyanca dili çevrede oldukça yaygın ve restoranların çoğundan da pizza hamuru kokuları yükseliyor.
-Portoroz'da adımlanacak yerler arasında; Venetian House, Gabrielli Sarayı, St. George Kathedrali ve Dolphin Kapısı'nı gezebilirsiniz.
 2. Koper
Eski Şehir Bölgesi'ne girmek için yürüdüğünüz yollarda, Cevljarska Caddesi'ni geride bıraktığınızda Koper'in sevimli meydanına ulaşmış olacaksınız. Burası Roma İmparatorluğu Dönemi'nden kalma bir kent olduğundan, kendinizi minik bir İtalya şehrinde zannederek dolaşıyorsunuz Koper'de.
 
-Gezilecek bir nokta belirtmeden önce, o renkli sokaklarından gire çıka, hemen hemen tüm sokaklardan sapmayı öneriyorum. Lokallerin yaşadığı evlerin renklerini, çiçekli pencereleri görünce, çok mutlu olacaksınız eminim.
 
-İçine girince beğeneceğiniz Stolnica Marijenega Vnebovzetja Kilisesi, kasabanın en tatlı meydanı olan Tito Meydanı'nda yer alıyor.
-Meydan'da dolanırken, heybetiyle büyüleneceğiniz diğer yapı da; Praetorian Sarayı. Beni en çok Venedik gotik mimari tarzındaki işlemeleri etkilemişti.

3.İzola
 Ben en çok İzola ve Piran'ı sevmiştim. İzola'da aklımda kalan en güzel şey daracık sokaklarından geçerek, İtalya'nın Cinque Terre kasabalarından herhangi birine benzettiğim o harika kıyı şeridindeki denizin rengi, güneş kremi kokan halk plajı ve arnavut kaldırımlı taş yollarıydı.

- Gregorciceva Caddesi'ndeki, Besenghi Binası kasabada en çok üzerine konuşulabilecek tarihi yapı. Bölgenin adı aslında Sloven İstria'sı
İstria'da baktığımızda , Slovenya'nın hemen güneyinde Hırvatistan sınırları içindeki büyük yarımadanın adı. Bunun sadece küçük bir kısmı Slovenya'da kalmış . Kuzeyde İtalya var ve ülke sınırları, hemen Trieste ile başlıyor. Bu yüzden İzola'da hem Hırvatistan'ın, hem de İtalya'nın güzelliklerini sahiplenmiş gibi...
-Kasabadaki en güzel adres mi bilmiyorum ama deneyimlediğimiz en iyi bifteği Gostilno Doro'da yemiştik. Lezzeti ile bu kasabayı tek başına sevdirmeyi yetecek cinsten.
4.Piran
Ortaçağ yapıları ve kültürel mirası ile dev bir açık hava müzesini andıran şehir bir yarımada üzerine kurulu. Hatta öyle ki araçla kasabanın içerisine girmek yasak olduğundan, aracınızı 10 dk. yürüme mesafesinde olan otoparkta bırakarak, aşağı doğru güzel şehrin size verdiği manzaraya bakarak, yürüyorsunuz şehrin tam içine.

-Renkler bu kasabaların ortak dili gibi. Meydanın etrafı dilleri ve konuşmaları gökyüzünün ve denizin mavisine karışan insanlarla dolu.
-Adını bestesi Guseppe Tartini’den alan, Tartini Meydanı'nın, tepede muhteşem bir manzara vaad eden St. George Kilisesi ve Çan kulesi ile Venedik gotik tarzında inşa edilmiş sayısız evlerine bakınca, eski Venedik limanına dek her şeyiyle rüya gibi bir şehir olduğunu anlıyorsunuz Piran'ın. Konaklama düşünüyorsanız, mutlaka adresiniz, bu dört kasabanın içerisinde kesinlikle Piran olmalı!
-Okrepcevalnica Cantina; deniz mahsülü için Piran'daki en leziz restoranlardan biri. Ayak üstü atıştırma telaşında olanlar içinse; Pizzeria Petica paylaşımlı bir pizza için ideal.
-Slascicarna Piran ise; hakiki bir İtalyan tatlısı için bana göre liste başı!
 

Rotamız İtalya'nın Trieste şehri ile devam ederken, İtalya özlemini gideren Triste şehriyle ilgili yazıya buradan ulaşabilirsiniz.

İsteyenler Ayrıca İtalya başlığının altında da bulabilirler.
0 Comments

Leave a Comment

error: Content is protected !!