RİJEKA

Rijeka Hırvatça'da nehir anlamına geliyor ve tarihi geçmişine baktığınızda Yugoslavya'yı yakıp, yıkan savaştan yara almadan bugüne gelerek, yapılarını o günkü gibi koruduğunu görüyorsunuz. Hatta şöyle ki, 1918’e kadar Avusturya İmparatorluğu’nun hakimiyetinde kalan şehirde dolaşırken, Avusturya-Macaristan kültürünün izlerini belirgin şekilde görüyorsunuz. İtalya ve Yugoslav yönetimine de tanıklık eden şehir, 2. Dünya Savaşı’nda İtalyanlar ve Almanların da savaşına tanıklık etse de, zaman içinde ve savaş sonrası yıllarda Yugoslavya’nın en önemli limanı haline geliyor. Bugününe baktığınızda gerçekten yapıları ile sakince dolaşabileceğiniz, kasaba teriminden çok uzak minik ve turizmin ağırlıkta olduğu bir şehir görüyorsunuz.

Bizim rotamızın zamanı, yaz sonu olmasına rağmen, arabanın sileceklerinin var gücüyle çalıştığı yağmurlu bir sabahtı Rijeka'ya vardığımızda. Ben kentin sabah ışıklarının o saatte yanmasına bayılırım. İşte tam da bu saatlerde hava aydınlanmaya çalışırken aracımızı park ederek, Rijeka'yı adımlamaya koyulduk. Biz buraya da iki saat verdik ve en azından kültürü ile tanışmak adına yetti diyebilirim.

RİJEKA GEZİ REHBERİ

-Rijeka'da ilk durağınız Kapucinska crkva Gospe Lurdske olarak geçen ve yüksek merdivenlerinden çıktığınızda, tepeden liman manzarasını selamlayacağını kilise olmalı. 1900'lerin başında Neo Gotik tarzda inşaa edilen yapıdan sonra şehrin en ünlü meydanlarından birine yürümelisiniz,

-Eski dönemlerde ticaretin hızla geliştiği zamanlarda ünlü tüccarların gösterişli zevkini yansıtan heykellerle dolu olan Ploech Binası ve şehrin trafiğe kapalı caddeleri olan Jadranski Meydanı'nın uzandığı, Korzo Caddesi çokça dükkanla dolu. Cafelerin birbiri ardına sıralandığı meydan, kentin en hareketli noktası. Korzo Caddesi üstündeki saat kulesi, turist kalabalıklarının önünde en çok toplandığı yapı.

-Bizim yemeğe ayırdığımız molamız Rijeka'da değildi ama yemek yemeği düşünürseniz bu Yarımada ve bu rota üzerinde, özellikle Hırvatistan kıyılarında yerel-lokal restoranlara "Konoba" deniyor. Bu aklınızda bulunsun.
-Pravoslavna Crkva sv. Nikole olarak anılan Sırp Ortadoks Kilisesi sonrası durağımız, hem meyve sebze, hem de giyim pazarı olan Velika Tržnica oldu. Çok bir şey yok ama lokal pazarlar, kentin kültürü ve doğal atmosferini solumak adına bence gezilmesi gereken yerler.
-Bu arada ilginizi çeker mi bilmiyorum ama Rijeka'da çizgili taşların hayat verdiği mimariye sahip bir Türk Evi var. Pencere etrafındaki freskler ve oryantal renklerdeki bina, 1900-1918 yılları arasında Rijeka Türk Konsolosluğu binası olarak hizmet vermiş.
-Hrvatsko Narodno Kazalište Ivan pl. Zajc olarak anılan Hırvat Tiyatrosu, bizim buraya gelme hatta uğrama sebeplerimizden biriydi. Özellikle Rönesans Dönemi ve barok tarzın hakim olduğu Tiyatro salonunu görmek istiyordum, çünkü bir belgeselde izlemiştim. Ancak kapalıydı.
-Kentle vedalaşmadan ve Zadar'a doğru yola çıkmadan önce, Palača Modello olarak anılan Modello Sarayı 19.yy'ın ihtişamına tanıklık etmek için uğradığımız son durak oldu.

Rotanın devamındaki Zadar'ı okumak için buraya tıklayabilirsiniz.

0 Comments

Leave a Comment

error: Content is protected !!