POSITANO

AMALFİ KIYILARININ ROMANTİK GÜZELİ; POSİTANO
Rotanın genel yazısında söylediğim gibi dik yamaçlar üzerine kurulu şehirlerin, kasabaların olduğu bu rotanın göz bebeği benim için hiç şüphesiz; Positano.
Kıvrılan yolların, insanın zihninde yarattığı oyunbaçlı köşelerinden sahile doğru indikçe, mutluluk işte bu diyorsunuz. Uzaktan Positano'ya baktığınızda (ki en iyi Positano manzaralı restoranı aşağıda paylaşacağım) birbirine yakın pastel tonlardaki evler, araya serpiştirilen yeşiller, halk plajının mavi denizi ve turuncu-yeşil şemsiyeleri ile "iyi ki" diyeceğiniz bir yer Positano.

Aslında Portofino'ya gittiğimde bu kadar büyütülmesine, filmlere, şarkılara konu olmasına şaşırmıştım. Elbette sunduğu doğa manzarası muhteşemdi ancak bence o özenin çok daha fazlasını hak eden bir yer varsa orası da Positano'dur gibi geliyor bana. Burasının popüler olması yeni bir şey değil. Aslına bakarsanız, yazarlar ve sanatçılar 1955-1960'lı yıllar arasında Positano'yu keşfederek, buralara gelmeye başlamışlar ve bugünkü popülaritesine kavuşmuş kasaba. En çok dikkat çeken özelliği ise; fotoğrafik yeşil kubbeli yapının, her Positano fotoğrafına renk katan çehresi ve Bodrum Evleri gibi değil de, birbirinin ihtişamını kesmeyecek şekilde pastel tonlardaki evlerin, sık aralıklarla konuşlansalar bile, çarpık durmadan ziyaretçilerine sunduğu enfes manzara.
Evet betimlemesi bol, ruhu güzel Positano'nun. Şiirlere, şarkılara konu olacak ve en unutulmaz anlarınızı ölümsüzleştireceğiniz bir destinasyon. Bana sorduğunuz balayı ile ilgili sorular içerisinde, eğer bizim gibi Uzakdoğu değil de, Avrupa'da bir balayı düşlüyorsanız kesinlikle bu rotayı hayata geçirebilirsiniz.

Konaklama için B&B Casa Vilde. Manzarası ve odaların şirinliği ile çok memnun kaldığımız bir alternatifti.

GÜNEY İTALYA'NIN İNCİSİ POSİTANO GEZİ REHBERİ

Detaylı olarak yazacağım Sorrento yolundan, kıvrılarak Positano'ya doğru ilerlerken mutlaka'larınız arasında kara yolu olmalı. Yani, otobüs ya da araç hiç farketmez o kadar dik yokuşlardan aşağı iniyorsunuz ve bir tarafınız sanki uçurumun, o masmavi boşluğun üstünde gibi gidiyorsunuz ki manzara ve yaşattığı sonsuzluk duygusu inanılmaz.
Yollar çok dar. Özellikle araba tutan biriyseniz ya da bebekliyseniz, bir kez daha düşünmelisiniz. Çünkü darlıktan dolayı tek şerit bekletilerek, diğer şeride yol verilerek ulaşıyorsunuz Positano-Sorrento arasındaki güzergahlarınıza.

Peki Positano'da nereleri gezmeli, hangi duraklarda yemek molaları vererek ölümsüzleştirmelisiniz bu güzel seyahatinizi?
Bu soruların cevaplarını kapsayan hap gibi bir liste sizlerle;
-Seramik kapı numaraları ve seramik tabloların sizi içine çektiği seramik atölyelerini mutlaka gezmelisiniz. Renk cümbüşünün tanımı kesinlikle buradaki atölyeler ve kasabaya renk veren hediyelik eşya dükkanları.

-Positano merdivenlerine mutlaka gitmelisiniz, kasabanın sembolü. Minicik basamaklardan daralarak, aşağıya indiğinizde kendinizi bir labirentte gibi hissedeceksiniz.
-Fornillo Plaj'ının, iki renk şemsiyelerinde, günün erken saatlerinde etraf sakinken denize girmek, buradaki tüm plajların özelliği volkanik yapılarından dolayı kumlarının siyah-gri tonlarında olması.

-Temmuz-Ağustos aylarında özellikle çılgın bir kalabalığa sahip olan ve Positano'nun en ünlü ve en pahalı plajı; Spiaggia Grande'ye girmeyecekseniz bile mutlaka tepeden bir bakın. O hep gördüğünüz turuncu-yeşil şemsiyeli Positano fotoğrafları buradan çekiliyor. Bir de pahalı ama limon kokusunu tüm plaja yayan limonchellosu efsane. (18 Euro şezlong ve şemsiye)

-Positano Santa Maria Kilisesi, yukarıda size bahsettiğim her Positano fotoğrafında yer alan bir kilise. Kubbesi 18. yy'da İtalyan çinisi ile yapıldığı için kesinlikle görülmeye değer.
-Burayı üne kazandıran sanatçı ve yazarlardan biri de John Steinbeck. 1953 yılında buraya gelişinde, Positano için söylediği "düş" içeren cümleyi okuduğunuz zaman gerçekten cümlenin karşılığını yaşıyorsunuz kasabaya baktığınızda. Baktığımda aklımda kalan en güzel nokta ise; Marina Grande. Her daim kalabalık, kasabanın canlı atan kalbi gibi. Amalfi'nin 300 mt. uzunluğu ile en uzun kumsalı.
-Cafe Positano, limon kabuğunda servis edilen risotto'sunu bugün hala damağımda hissettiğim lezzeti ve buz gibi beyaz şarabı ile en romantik ve en unutulmaz akşam yemeğini yediğimiz restorandı. İki kişi bir şişe şarap ve iki ana yemek 120 Euro idi. Gezdiğim onca ülkede, oturduğumuz restoranlarda en çok bütçe tutan yerdi ama bir daha olsa bir daha giderim! Restoranın sahibi yaşlı-bakımlı şahane bir kadın. Siz aşağınızda uzanan Positano manzarası için en uygun masayı beklerken, size şampanya ikram ediyor.


Rotanın diğer yazısı Sorrento için buraya tıklayabilirsiniz.

 

0 Comments

Leave a Comment

error: Content is protected !!