PALERMO

Katanya'dan sonraki önemli Sicilya şehirlerini listede tek tek çizerken, sıradaki durak çok merak ettiğim Palermo olunca ve bu şehri de sindirdikçe, Sicilya'yı daha iyi tanımaya, en güzeli de özümsemeye başlıyorum. Buradayken insanın kendiyle ve şehirle olan tanışması bitmiyor, çünkü bana göre insan kendini en güzel başka ülkelerin şehirlerinde tanıyor. Şehirsiz büyüyen biri, tepkilerini ölçemez, toplumun dokusunu anlayamaz, her tabakaya ait hissedemez kendini. İşte benimde kendime dokunduğumda, hissettiğim, malzememi evirip, çevirdiğim yerlerden biri de Palermo oldu.

PALERMO'DA ULAŞIM / SİCİLYA ADASI GENEL ULAŞIM

Hemen kısaca ulaşımdan bahsedeyim; Biz araçlı olduğumuz için araya sizlerle paylaştığım doğa ve deniz rotaları koyarak ulaştık Palermo'ya. Siz en kolay Katanya üzerinden buraya ulaşabilirsiniz. Ulaşmak için de tren ve otobüs alternatiflerini kullanabilirsiniz. Benim önerim hızlı ve konforlu oluşu sebebi ile; Otobüsü kullanmak olacak. Aşağı yukarı 2 buçuk saatlik bir yolculukla şehre ulaştıktan sonra, yine bana gelen en çok sorulardan biri olan Sicilya'nın genelinde ve ada içi ulaşım için SAIS ve INTERBUS otobüs şirketlerinin adlarını sıkça görebileceksiniz. Onlardan ikisini tercih edebilirsiniz.

ÇOK KÜLTÜRLÜLÜĞÜ İLE İNSANI BÜYÜLEYEN ŞEHİR. PALERMO.

Sicilya'da Palermo'ya düştüğü zaman yolunuz, ya çok seversiniz ya da hiç sevmezsiniz bence. Ortası yok. Farklı bir şehir. Biraz eski, dokusu, dolaşırken insanı sıkabiliyor ama çok farklı kültürleri bir arada tutan etnik tarafı bence tüm bunların üstüne çıkıyor.

Sicilya’nın başkenti Palermo'da, 2700 yıllık bir tarih ve kültür birikiminden dolayı yapılacak ilk şey; Limoncellonuzu içip, San Giovanni Katedrali, Politeama (Utanç) Meydanı, Palazzo Normanni ve Quattro Canti Meydanı gibi gezilecek listenizin başına koymak. Avrupa’nın en büyük 3. katedrali olan Palermo Katedrali ve Avrupa’nın en büyük opera binası olan Tiyatro Massimo'yu içeren liste paylaşmadan önce, aklımda hala taze yaşadığım bir anımı sizinle paylaşmak istiyorum;
"Alicoooo...!" diye sesleniyorum. "Neden bağırıyorsun ki, yanındayım" diyor. Hakikaten doğru alışmışız yüksek sesle konuşmaya, dert anlatmaya dinginlik tuhaf geliyor buralarda. Neyse görülecekler listemize, eklemeler yaptım, geçtiğimiz yıllarda Avrupa’nın sokak yiyecekleri başkenti seçilen şehirde, "Arancini" denilen kızarmış topların tadına bakmak için bir yer bulduğumu söylüyorum ona. Akşamı acaba Avrupa’nın da en büyük üçüncü operası olan, Teatro Massimo'da bitireceğimiz için şehir merkezini o zamana mı bıraksak diyorum. Haydi kalk, liste kabarık diyor ve gülüyor ya! İşte o zaman dünyalar benim oluyor be milleeet!
O yüzden demem o ki; liste kabarık, haydi Palermo'yu keşfe başlayalım!


PALERMO GEZİ REHBERİ

Eğer konaklama yapmayacaksanız bence Palermo, sabahtan erken kalkılarak akşama kadar gezilerek, görülecek ve bitirilecek bir şehir.
Sicilya Adası‘nın kuzeybatısında yer alan şehri kültürel mirası ve tarihi dokusundan dolayı, ilk olarak önemli yapıları görerek gezmelisiniz. Bunun için ilk 3 önemli yapıyı aşağıda paylaşıp, şehirde gezilecek yerlerin listesinin devamında daha kompakt bir liste bekliyor olacak sizi.
Baştan anlaşmak da fayda var; Palermo öyle çok Taormina ya da Monreale gibi sokaklarında kaybolunacak bir şehir değil çünkü çok fazla göç aldığı için özellikle arka kısımları biraz karışık ve güvensiz sokaklar içeriyor. Ben Napoli'yi gezerken, kendimi nasıl hissettiysem aynı hislerle gezdim Palermo'yu.

-Palermo Kathedrali (Cattedrale di Palermo)
Konum olarak Corso Vittorio Emanuele mahallesinde yer alan kathedralin tarihini okurken, en çok geçmişte cami olarak kullanmış olmasına şaşırıyorum. 12. yy'da katedral haline getirilen eserin iç kısmında, Sicilya Krallığı’na ait mezarlıklar var, ekstra ücret ödeyerek, kathedralin tepesine çıkılabiliyor ama en çok insanı büyüleyen özelliği ise; ahşap ve mermerin bu kadar uyum içinde kullanılarak insanın hayranlığını kazanması.
-Catacombe dei Cappuccini
Piazza Cappuccini caddesinde görebileceğiniz tarihi binanın iç kısmında, eski çağlarda yaşayan soylulara ait mumyalar sergileniyor. Tarihi neredeyse 16 yy'a kadar uzanan yapı içerisindeki sergi nedeniyle, dünyanın en korkunç 7. müzesi olarak geçiyor ve içeriye giriş ücreti; 8 euro civarında.

-Teatro Massimo
Palermo'da kendimi en çok özgür hissettiğim yerlerden biri Teatro Massimo Binası'ydı. Kalabalığın arasına karışıp, yapının önüne çöküp akşam saatinde şehirden gelip geçen insanları izlemek, gerçekten hayata karışmaktı benim için. İçerisine girdiğinizde 1350 seyirci kapasitesine sahip olan bu devasa ve büyüleyici kültürel bina konum olarak Piazza Verdi Bölgesi'nde yer alıyor. İçeride ister bağımsız, ister tur alarak gezebiliyorsunuz. Buranın bir diğer önemi de; Gezerken Baba III filminin final sahnesinin çekildiği yeri görüyor olmanız. Al Paccino’nun vurulan kızına sarılıp haykırdığı sahneyi görünce, filmi ve o anı direk anımsıyorsunuz.

-Biraz tarihe doydum diyorsanız hadi adımlarınızı; Quattro Canti'ye çevirin. Burası şehrin günün neredeyse her saati hareketliliğini koruyan bölgelerinden biri. Alışveriş sevenlerdenseniz burası sağlı sollu mağazalarla, boydan boya salınabileceğiniz bir adres.
-Ben en çok pazarları severim. Yurtdışına çıktığımda yerel lezzetleri tadımlamak, şehirlerin özelliklerini içime sindirmek, geleneklerini görmek için pazarları varsa hemen adreslerini öğrenirim. Palermo'da da neyse ki rastladım; Piazza Caracciolo. Palermo'yu kaleme alırken, başta söylediğim gibi, şehrin tamamında Kuzey Afrika-Arap etkisi ciddi anlamda hissediliyor. İşte bu çok kültürlülüğün beşiği olarak mutlaka Mercato Vucciria'ya uğrayıp, rengarenk sebze ve meyvelerin arasına karışabilirsiniz.
-Bu meyvelerden çantanıza atma zahmetinde bulunduysanız, şimdi sırada Palermo'nun renkli parkı; Foro Umberto I and the Botanic Garden'a gitmenizde sıra. Ama sabah saatlerinde uğramanızı öneririm çünkü olağanüstü yeşilinden dolayı, bahar ayı itibari ile yoğun turist akınına uğruyor.
-Şimdi göz alıcı renkli kubbeler ve tarihi dokusu ile şehirle bütünleşen çeşmeleri görmek için Piazza Pretoria & Fontana Pretoria'ya gitmelisiniz. Burada sizi en çok büyüleyecek şey; Üç kademeli bir havuz üzerinde şekillenmesi. Çeşmenin etrafında, şehri simgeleyen yaratıklardan çıplak kadın figürlerine, erkek heykellerinden mitolojik canavarlara kadar pek çok mimari detay var. Zaten çeşmenin tarihten bugüne dek Utanç Çeşmesi olarak anılmasının sebebi mimari özelliklerde çıplak figürlerin kullanılmış olması.

-Dedim ya Palermo resmen tarihin beşiği. Arap, Romaneks ve Norman sanatının inceliklerinin neredeyse en açık örneklerini görebileceğiniz San Giovanni degli Eremiti, şehirde bence işlemeli pencere ve farklı mimaride kubbeleri görebilmeniz için en doğru adres.
-Son olarak bu yazıyı okuyan herkes, benim gibi renklere tutunup, dünyayı bölüşmekten mutlu oluyorsa, sizin için harika bir adres daha önereceğim. Vicolo Del Carmelo‘da yer alan Mercato di Ballaro, esnaf halkı, renkli tezgahları ile bence çok turistin bilmediği ama Palermo'nun en lokal adreslerinden bir tanesi.


PALERMO'DA YEME İÇME REHBERİ

-Cassata ve Cannoli, Palermo'nun mutlaka deneyimlenesi tatlılarından ikisi. Cassata'yı; Sicilya mutfağının bir tür ufak pastası olarak düşünebilirsiniz, meyve şekerlemeleri ile hazırlanıyor. Cannoli ise; kıtır bir hamur ve peynir kremasının yumuşaklığı ile bir araya gelerek hazırlanıyor.
-Öğle yemeğinde daha lokal ve deniz mahsüllü bir makarna için adresiniz gözünüz kapalı; Trattoria Trapani olmalı. Fiyat ve lezzet dengesi çok iyi.
-Biz akşam yemeği için tercihimizi II Grande Mondo'dan yana kullandık ve farklı lezzetler deneyimledik. Aromatize edilmiş fileto eti, odun ateşinin kokusunu hissedeceğiniz mantarlı pizzaları ve etin yanında servis ettikleri tazecik roka efsaneydi.
-Ayaküstü kahve için adresiniz; Caffetteria del Corso olmalı.
-Leziz dondurma için; Brioscia.
-Mis kokan, çocukluk kurabiyelerini özleyenlerdenseniz; Pasticceria Cappello uğramanız gereken muhteşem bir kurabiyeci.

Barok mimariye ara verip, Sicilya'nın en güzel plajlarını keşfetmek için buraya tıklayabilirsiniz.

0 Comments

Leave a Comment

error: Content is protected !!