NEMİ

ÇİLEĞİN DOĞDUĞU KÖY; LAGO di NEMİ
Çileğin doğduğu köy olarak nitelendirilen Nemi Köyü'ne Roma'ya her gidişimde mutlaka uğrarım. Pembe binaların, hayali bol, yaşanmışlığı çok hikayesini hatırlatır hep bana. Göl manzarası, gurmeler için biçilmiş kaftan olan butik sos ve şarküteri dükkanları ama en çok da beş dakika içerisinde yediğim 5-6 tane küçük çilekli ve kremalı turtalarının tadı hala damağımda...
Doğası el değmemiş, ara sokakları rengarenk, güzelliği yüzyıllık geçmişiyle tarih kültür ve tabiatın birleştiği nadir yerlerden biri burası. Roma'dan sadece 25-27 km. uzaklıkta ve İtalya'nın konum olarak Lazio Bölgesi'nde bulunuyor.
Nemi'ye girişten itibaren o güzel çilek kokuları eşliğinde geziyorsunuz, zaten boydan boya toplasanız yarım saatte bitecek kadar minik bir köy burası.
 
Peki Roma'dan, Nemi'ye Nasıl Gidilir?
 Biz her iki seferde de araçlı roadtrip yaptığımız için köye araçla ulaştık. Ancak Roma’dan Nemi’ye ulaşmak aktarma sebebi ile biraz meşakkatli de olsa, imkansız değil. Roma metrosunda A hattı durağına giderek, burada Genzano di Roma otobüslerini bulacaksınız. Genzano’da da hemen merkezdeki küçük meydandan, Nemi’ye giden otobüslere ktarım yaparak ulaşım işini halletmiş olacaksınız. Otobüs firmasının adı Cotral Bus, Kişi başı 1,20 Euro. İnternetten saatlerle ilgili mutlaka bilgi alın, özellikle kış aylarında biz otobüs seferi bulamadığımız için araç kiralamıştık.
 
Lago di Nemi'de yılın her dönemi çilek hasadı var. Çileklerin minikliği, tazeliği, o enfes kokusu değiverse burnunuza, burayı hemen en güzel an'larınıza katacağınıza o kadar eminim ki...
Aşağıda paylaştığım ve benim taptığım 2,5 euro'luk çilekli turta, lezzet şölenini garanti ediyor. Hiç ağır değil ve o kadar ağızda dağılan bir tadı var ki, bir tane daha, haydi bir tane daha diyerek sonrakini aldığınız anı düşünüyorsunuz.
Köyün yerlileri, sakin sıcakkanlı tipik Akdeniz insanı. Ben geçen yıl yazın geldiğimde, Francesca adında 95'lik bir teyzeyle tanışmıştım. Son gittiğimde onu göremedim ama köyün yaş ortalaması 90-95 civarı. Hepsi meydana geçip, göl manzarası eşliğinde tüm gün sohbet ediyorlar.
Çilekli turtaları ve çilek şarapları ise dünyada başka bir yerde tadamayacağınız kadar eşsiz. Nemi köyünün Kardeş köyü; Türkiye'deki Çanakkale şehrinde bulunan İntepe Köyü ve İstanbul'daki Feriköy'müş. Biz ilk geldiğimizde köydeki Dağ Çileği Festivali'ne denk gelmiştik. Sagra Delle Fragole denilen festival zamanı sokaklardaki çilek kokusunu ve renk cümbüşünü size nasıl betimlesem, biliyorum az kalacak.
Mutlu anların yerini hiç bir şey tutmaz. Benim en mutlu anlarım da geri kalanlara haksızlık etmiş olmayacaksam seyahatlerim. İşte bu da mutluluğun doruklarını dibine kadar hissettiğim yerlerden biri. Roma'nın 30 km. kadar dışında bulunan Lago di Nemi. Resmen çileğin doğduğu köy. Köyün hikayesini 98 yaşında Francesca adında bir teyzeden dinledim. Kendisiyle çektirdiğimiz fotoğraf hala odamın baş köşesinde. Küçük volkanik bir göl olan Nemi Gölü'nün manzarasında yerel şaraplarını yudumlamak ve organik kelimesinin tanımını değiştiren çileklerinden yapılan turtayı yemek için tez elden yine gitsek diyebilirim.
 
Burayı özel hatırlama sebeplerimden biri de asla unutmadığım, hayatıma dokunan o nadir insanlardan biri Francesca ile burada tanışmış olmamız. Francesca çocukluğundan beri orada, aileden geriye kalan 3 kız kardeşle birlikte yaşıyor. 98 yaşında ve ruhunun delilikte benimle yarışacağına bahse girerim. Hiç tanımadığınız birini, bir banka oturarak, dilinizi bile tam konuşamamasına rağmen nasıl seversiniz, nasıl anlaşırsınız o gün anladım. Anlaş-mak kelimesinin, an-lamak'tan türediğini öğrendim.


"Sevin, dedi hayatta herkesi, her şeyi sevin. Zaman ancak o zaman yavaş, kavgasız, telaşsız akar" dedi.

 Yanımdaki yakışıklı bize turta getirirken, "çok yeme, kadın her yaşta dikkat etmeli. Alımlı olmak, 98'i hedeflemekten geçer" diye de kahkahayı patlatıvermişti. İyi ki Francesca tanımışım seni! Selam olsun uzaktaki kilometrelere, bana dokunan o köydeki pembe suratlı yaşlı kadına ve taze çilek kokan tüm köye!
Köyde yapılacak şeyler sınırlı ama dolu dolu yaşayacağınız çok şey var. Mesela;

-Nemi Gölü manzarasına bakan restoranlarda doğayı ve o muazzam göl manzarasını kucaklamak,
-Eğer gündüzse; Ristorante Pizzeria Le Scalette'de muazzam bir makarna yemek,
-Akşam yemek için de burada kalacaksanız, hava kararmadan ve gün batımını yakalamak için Il Ramo d'Oro'da rezervasyon yaptırmak.
-Frutteria di Bottacchiari'den makarna sosu ve trüf mantarı almak,
 
-Köyün sonundaki sağdaki pastaneden küçükleri 2, büyükleri 4 Euro'ya orman meyveli ve çiçekli kremalı turta yemek,
-Çilekten sonra köyün ikinci ek gelir kaynağı olan mis kokulu sabun ve lavantalardan almak, kokusu burnunuza geldikçe orayı hatırlamak...
 Pembe düşler köyü Nemi... Yine, yeni, yeniden görüşmek üzere...

0 Comments

Leave a Comment

error: Content is protected !!