SIK VE EKONOMİK SEYAHAT ETMENİN YOLLARI

En çok sorduğunuz bu soruya, toplu bir yanıt vermek için sanki geç bile kaldım.
Bana içtenlik ve samimiyetle sorduğunuz tüm soruların en başında; Nasıl bu kadar sık seyahat ettiğim? Özellikle tüm seyahatler, birer ay arayla Avrupa olunca bütçe meselesini nasıl çözdüğüm?'le ilgiliydi. Hepinize tek tek, zaman zaman ortak cevaplar verdim ama soruların adedi artınca, bu merakı giderir ve belki size de seyahat etmek için fırsat ve bütçe yaratma konusunda yol gösterir düşüncesiyle bu yazıyı yazmaya karar verdim.
Öncelikle seyahat hepinizin bildiği gibi benim yaşam şeklim. İşin bir sırrı ve formülü yok aslında ama istediğiniz şeyin, benimsediğiniz ve sizi en çok mutlu eden şeyin ne olduğunu bulup, onu hayatınızın odağına koyunca bence fırsatlar kendiliğinden, hatta birazda sizin çaba ve zorlamanızla oluveriyor.
Peki ben seyahat etmek için, hayatımda nelere dikkat ediyorum, nasıl fırsatlar yaratıyorum?
 
  • Dıııı dııımmmmm. Size çok açık bir şey söyleyeyim mi? Yabancı yok aramızda, artık öyle bir deli oldum ki yemek yerken, üzerime kıyafet alırken, birine hediye seçerken direk "bilet parası" olarak düşünüyorum. Hemen alacaklarımı ya da yapacağım fuzuli harcamaları gözden geçirerek hareket ediyorum.
 
  • Çok açık ve net söylemek gerekirse yeterince pahalı bir şehirde yaşıyoruz. İstanbul'da iki kişi çalışarak, yükü sırtladığında bile bir evin bütçesi ancak dönüyor bu yüzden, bir şeylerden fedakarlık etmek gerekiyor. Mesela her ay bir yere seyahat edebilmek için biz #alicozlem olarak yemeğimizi evde kendimiz yapıyoruz. Her akşam dışarıdan söylemiyoruz. Sadece Cuma günleri ve hafta sonu dışarıda yemek yiyoruz. Bu bütçeyi acayip rahatlatıyor benden söylemesi.
 
  • Elbette her kadın gibi alışveriş yapmayı seviyorum ama artık görmediğim bir şehrin sokaklarını arşınlamak, tepesinden manzarasını izlemek, yeni bir kıyafet almaktan daha fazla mutlu ediyor beni. O yüzden eskisi gibi her şeyi almak istemek yerine, daha ihtiyaç odaklı ve daha seçici olmaya gayret ediyorum.
 
  • İstanbul'da üç gece dışarı çıkmadığınızda, iki hafta evinizde keyifli vakit geçirip, film izlediğinizde ya da arkadaşlarınızla güzel bir yemek organize ettiğinizde zaten iki kişi gidiş-dönüş uçak biletini çıkarmış oluyorsunuz. Çünkü dışarıda yemek yemek, üzerine bir kahve, bir tatlı derken neredeyse promosyon uçak bileti. Yalan mı?
 
  • Valla abartmıyorum evi temizlemek için elleri, kolları sıvıyoruz biz Alico'yla. Hayatı ortak paylaştığımız gibi, evi de kendimiz temizliyoruz çoğu zaman. Ufff çok mu samimi oldum böyle, karşınızda çay içen, bağdaş kurup topuz yapmış bi' Özlem gibi anlatıyorum ama? Aman neyse gerçek bu, saklayacak bir şey yok! Hem paylaştıkça çoğalmıyor muyuz sizinle? Her hafta kadın yardımcı almak yerine ayda bir bunu yapıyoruz. Ayda bir kadın alınca da, onun aylık harcamasını kenara attığınızda, alın size bilet parası. Yoruluyor muyuz? Evet ama bir sonraki ay, kasabaları, dünyanın başka şehirlerini gezerken ne yorgunluk kalıyor, ne temizlik.
 
  • Şimdi sırada full time çalışan ama neredeyse full time gezgin gibi olmaya and içmiş bir Özlem'in nasıl bilet bulduğuna geldi sıra. Ben bilet diye o kadar kafayı bozdum ki, siz o kadarını yapmayın tabii. Alico "toplantıdayım" dediği zaman, "tamamda ucuz bilet buldum alıyoruz çok önemli bana dön" gibi mesajlar atıyorum. "Çekimdeyiz" diyor, ben bilet linki atıyorum. Her gün işlerimi toparlarken, yoğun çalışırken, Outlook yani mail penceremin yanında bir de mutlaka uçak bileti sitelerinin sayfaları açıktır. Açmasam doktora, terapiye giderim o derece. Peki nereye bilet bakarım? Tercihen görmediğimiz yerlere. Ama görüp de aklımızın kaldığı bir yerin biletini ucuza bulduysam değmeyin keyfime.
 
  • Diğer sorulan sorulardan biri de bilet alırken hangi siteleri tercih ettiğim. Açıkçası tüm şirketlerin sitelerini yan yana açıyorum, tarih aralığı ve gitmeyi planladığım şehri yazıyorum hangisinde ucuz bulursam yapıştırıyorum. Bugüne kadar ki en ucuz biletimizde sorular arasındaydı; Londra. İki kişi gidiş-dönüş 450 TL'ye almıştık.
 
  • Biletlerimi ve seyahatlerimi en az 6 ay önceden almaya ve organize etmeye çalışıyorum. Son dönemlerde maalesef Euro ve Dolar'ın kur artışından dolayı ucuz bilet bulma konusunda epey zorlanıyorum. Formülünüz varsa veya ucuz bilet bulduysanız, bu yazıyı okuyanların boynunun borcudur hemen yorum bırakın. Bende sebepleneyim.
 
  • Haydi şehirlere vardık, ülkelerin sokaklarında dolanıyoruz. Bir mesaj düşüyor, bana magnet alır mısın? Bir mesaj düşüyor, bana sembolik bir şey getirir misin? Valla bir magnet'in Avrupa genelinde 5 Euro olduğunu düşünürsek ve her ay bir yere gidiyorsak "getiremem arkadaş". Her gittiğiniz yerden, sülale boyu magneti hediyelik eşya olarak yurda getirdiğinizde, hesap yapın. Yeni bir destinasyonun yarı uçak bileti parası değilde ne? Çok seviyorumdur, rica etmiştir, elbette alırım. Ama ne yalan söyleyeyim bu olaya dikkat ediyorum.
 
  • Bir yere seyahat ediyor olmanız, lükse düşkün olmanız demek değil ben buna katılmıyorum. Seyahatine ve gittiğim ülkeye göre Michelin Yıldızlı restoranda leziz ve mükellef bir yemek de yiyorum, salaş bir sandviççide sandviç yaptırıp, şehrin merdivenlerine kurulup şarap yudumlayarak da tat alabiliyorum. Zaman ve mekan önemli ama neyin ne zaman sizi mutlu edeceği daha önemli bence. Sadece seyahati değil, hayatta hiç bir şeyi, göstermelik yapmak bana göre değil. Size göre de olmasın bence, o an gerçekten bir şeyden tat aldığınızda, mutluluk ışık gibi, yayılıyor zaten etrafınızdaki herkese, görün bakın!
 
  • Yurtdışında konaklama olayına çok dikkat ediyorum. Eğer özel bir sebep yoksa ve bir şey kutlamak için gelmediysek, merkeze yakın uygun alternatifler araştırıyorum. Odanın temiz ve otelin merkeze yakın olması önceliklerim arasında oluyor. Çünkü sabahın 06.00'sında çıkıp, akşam geç saatlerde odaya dönüyoruz, o yüzden sadece yatmadan yatmaya konakladığımız için bu şekilde tercih yapınca, epey bir tasarruf sağlamış oluyoruz.
Seyahat, keşif, yeniyi bulma, yeni şeyler öğrenme telaşında olan herkesin, günün sonunda hayallerine kavuşmasını diliyorum. Her ay ya da yılın altı ayı, yedi ayı seyahat etmek zorunda değilsiniz, imkanlarınız neye el veriyorsa, bunu gerçekleştirmek için bir şeyler yapmak istediğinizde, bunu gerçekten düşlediğinizde bir şekilde oluyor inanın bana! Ama yurt dışı, ama yurt içi gezmek, görmek, yerinde deneyimlemek bambaşka bir şey, korkunç besleyici, yenileyici. Sonsuz bir öğrenme telaşı uyandırıyor içinizde. Benim söyleyeceklerim, anlatacaklarım bu kadar, başka ülkelerin dilini çözmenin tek bir yolu var; Gerçekten istemek. Bunu benim için unutmayın olur mu?
20 Comments
  • Hilal

    Reply

    Selam Özlem, okurken kendimi görür gibi oldum. Fakat ben bunlari ancak 40 ımdan sonra farkettim, şimdi arayı kapatmaya çalışıyorum :).
    Bir kıyafet veya mutfak esyası alacakken hep bilet parası olarak düsunüyorum. Bir de kendime istek mi, ihtiyaç mı sorusu soruyorum. Ihtiyaç ise alıyorum. Istek ise zaten heves oldugu icin vazgeciyorum.
    Evde yemek yapmak hem sağlıklı hem de bütçeye katkı sağliyor.

    • özlemköksal

      Selam! Bence hayatta hiç bir şey için asla geç değil, yaş dengesi önemli ama farketmiş olmak daha önemli. Bize de çevremiz ev için krediye girin diyorlar, nasılsa 30 mt2 studio dairelere milyarlar veremeyeceğimiz için gezelim diyoruz. Yarın bunu yapacak maddi ya da bedeni gücümüz olmayabilir o yüzden, bugünün tadını çıkarmak en güzeli. Çok sevgiler ve en çok da bol seyahatler 🙂

  • Banu Gülter

    Reply

    Adios miles smiles kartları süper bende 2009 yılından beri hiç bilet parası vermeden dünyayı gzdm nerdeyse:))yiyos içiyos geziyos adios.sadece bu sene Basel tek yön biletini 66 tl den, birde ekimde gitmeyi planladığım milano biletine para verdim. Puanla almaktan daha ucuz diye:))ve ben bu seyahatlerin biletlerin hem eşim hemde kızım için alıyorum. 2 Defa Amerika 1 defa Uzak doğu biletleri de aldım

    • özlemköksal

      O kadar ülke gezdim, hep biletlerimizi kredi kartıyla aldık ama hiç millerden yararlanamıyoruz nedense 🙂 Ben mil tarafında biraz şansız olanlardanım sanırım kredi kartlarının mil durumlarını etraflıca araştırmam lazım, bu yorumdan sonra 🙂

  • Sevil

    Reply

    Ba- yıl- dım👏👏👏👏 Bu soruyla o kadar çok mücadele ettim ki nihayettüm cevapların benim için de bir araya gelmiş hali… 2005 den beri aynı yolu izleyerek gezdim. 20 euro’ya Budapeşte’ ye gittiğim zamanlar oldu. Lakin hiçbir zaman THY olsun diye bakmadım hangi firma olursa olsun uçtum. Bu bir yaşam biçimi oldu artık benim için. Seyahat dolu musmutlu bir hayat diliyor ve teşekkür ediyorum.

    • özlemköksal

      Ben çok teşekkür ederim, anlatmak istediğim tam da buydu aslında. Cepte çok parayla bir yere gitmek olmamalı asıl hedef, benim içinde önce “gitmek” fiili temel olandı. Hepimiz, yolculukların hayallerini kuran herkes seyahatle kalsın. Çok sevgiler! 🙂

  • Öznur ERTAN SAZAK

    Reply

    Çok güzel yazmışsın, umut dolu olmuş yine… Seviyorum insanları doğallıkla umutlandıranlari…Kalemin hep güzellikleri yazsın, umutlar yeşertsin…Sende 80 yaşında bile ucuz bilet ara…

    • özlemköksal

      Çok teşekkür ederim, yaşadığımız stres dolu hayatın içerisinde umut dolu kapılar açmak, bu kapıları farkedip başkalarını da içeri buyur etmek çok hoşuma gidiyor. Çok sevgiler! 🙂

  • Serdar

    Reply

    Benim en merak ettiğim soru ise şu : işi nasil bırakiyorsunuz ? yılda 20 gün izin ve sadece haftasonlari ile bu kadar seyahat mümkün mu ?

    • özlemköksal

      Yılda 20 gün izin kullandığıma nasıl kanaat getirdiniz? 🙂 Totalde yasal iznimiz eşimle beraber 14 gün. Bunu efektif kullanarak, bayramlarla birleştirmek, önce veya sonuna ekleme yapmak ve izin kalmayan zamanlarda da Kopenhag, Stockholm, Nürnberg yazılarında detaylandırdığım gibi Cuma akşam çıkışlı-Pazar akşam ya da Pazartesi sabah 05.00 uçağı ile dönüşlü olacak şekilde bilet kovalıyoruz. Her beyaz yakalının dramı gibi bizim içinde izin sadece onları mantıklı kullanarak arttırma telaşına düşünce bir şeyler çıkıyor. Ama bahsettiğiniz gibi 20 gün iznimiz olsa şu an düşündüm de baya iyi olurdu. Sevgiler.

  • Eda altan

    Reply

    Dönüp dolaşıp aynı şeyden bahset misiniz, ayrıca yazdıklarınız çok kişisel konular hiç teknik bilgi yok açıkcası . Kısaca belirli şeylerden kısıyoruz desenizde olurdu. Bu blogdan kaçıyorum pek bana göre gelmedi Aliçonuzla mutluluklar dilerim.

    • özlemköksal

      Çokça sorulan sorulara ancak kendi hayatımdan gözlemlerle cevap verebilirim, gözlemde pratikte teknik bilgi içermez. Yalnızca paylaşılır, uygulamak, sıradan bulmak ya da farkındalık yarattığına kanaat getirmek okuyucuya aittir. Yine de eleştiriniz için teşekkürler, ayrıca blogtan kaçar ayak, yorumunuzun sonuna eklediğiniz dilek için de ayrıca teşekkür ederim.

  • AHMET

    Reply

    Merhabalar, yazının içinde göremedim, gözümden de kaçmış olabilir. Vize işlemlerini vs. nasıl hallediyorsunuz? Teşekkkürler yazı için, iyi seyahatler.

    • özlemköksal

      Merhabalar, Vize işlemini nasıl hallettiğime dair çok soru geliyor, haklısınız aslında bununla ilgili de ayrı bir yazı hazırlamalıyım. Sizi aydınlatmak adına şöyle bilgi verebilirim; Ben ilk vizem dahil hiç birinde aracı firma ile çalışmadım ekstra maliyet olduğundan. Onlara vereceğim bütçeyi, seyahat bütçeme dahil ediyorum. Evrakları ise; İlgili ülkenin konsolosluk veya evrak sorumlusu olan İdata ya da VFS Global gibi firmaların sitelerinden bakarak, hazırlayıp kendim online randevu alarak çözüyorum. Sevgiler,

  • Türkay

    Reply

    Instagram’da (nickim turmaz-belki hatırladınız) takip ettiğim en doğal gezginsiniz. Full-time çalışmanıza rağmen, izin günlerinizi tatil günlerine/haftasonlarına ekleyerek ve bilinçli tüketicilik yaparakta gezilebileceğin en güzel örneğinisiniz. Demek ki gezmek para-zaman meselesi değil, tamamen bir tercih meselesiymiş. The sky is not the limit, gezilere devam 🙂

    • özlemköksal

      Hatirladim evet, hatirlamaz miyim. Boyle hissettirdiysem ne mutlu. Yazılara ve seyahatlere ciddi anlamda bütçe ve zaman ayırmaya ve profesyonel yapmaya çalışıyorum. Farkedilmesi ve takdir edilmek inanılmaz motive edici ☺️

  • Ozlem YUCESAN ALTUN

    Reply

    Ozlem hanim ,o kadar dogal gercekci ve akici bir anlatiminiz, tatli bir diliniz var ki postlarinizda, nerdeyse onlari yasiyoruz. Cidden su internet alemi denen yerde sanirim gordugum en samimi gezgin ve bloggersiniz. Hep boyle kalin.

    • özlemköksal

      Bunu duymak, okumak ve sizin gibi beni hiç tanımadan onlarca böyle sıcacık yorum yapanlar sayesinde ciddi anlamda motive oluyorum. Tanımadan, tanışmadan, gezdiğim ve deneyimlediğim yerlerde hissettiklerimi, bilgimi, ruhumu aktarabiliyor olmak ne güzel. çok ama çok teşekkür ederim, mutlu ettiniz 🙂

  • Yuliia

    Reply

    Ben çok gezen bir insan değilim ama yinede bir yere çıktığımda istanbul içi bir mekan olsa bile ‘aa kız hayat sana güzel hep geziyorsun’ diyen olur mutlaka. Size peki kim gezme gitme diyor ki diyesim oluyor. Gezmek için zengin olmak gerekmez.. istekli olmak kafi. Özlem Hanım size yazılarınız için içten teşekkür ederim! Bol bol seyahatlar dilerim!)

    • özlemköksal

      İçim öyle mutluluk dolu oldu ki bunu okuyunca, çok gezmek-gezebilmek ekonomiyle doğrudan orantılı bunu kabul ediyorum. Ama çok gezince zengin ya da dertsiz olmuyorsunuz, ben her paylaşımımda gerek Instagram, gerekse burada bunun altını çizip gezmek isteyenlere sadece hayal etmekle başlayabileceklerini vurgulamaya çalışıyorum. ne mutlu bana, anlayan, hak veren insanlar olduğunu bilmek 🙂

Leave a Comment

error: Content is protected !!