MİSİ KÖYÜ

Bursa'dan köy yollarına saptıkça huzurlu bir köy tabelası çarpıyor gözünüze... Burası eski adıyla Misi, yeni tabelalardaki adıyla Gümüştepe Köyü.
Misi Köyü, konum olarak; Bursa’nın Nilüfer İlçesi’ne bağlı ve Bursa’dan yaklaşık 12 km uzaklıkta. Aslında eski bir Rum Köyü ama Osmanlı izlerini de görmek mümkün.
Bir sürü renkli ev, Gölyazı’na giden yürüyüş rotası ve demlikle gelen çayıyla hafta sonunuzu dingin geçirebileceğiniz bir Aile Çay Bahçesine ev sahipliği yapıyor.
Bursa’nın Nilüfer İlçesi’nde bulunan bu köy aslında sıra sıra renkli evlerin, ihtiyar ama tatlı mı tatlı köy insanlarının yaşadığı minicik bir köy. İçinden dere geçen köyde aile çay bahçesi var, hep sorduğunuz Instagram'da koyduğunuz çay demlikli video nerede çekildi sorularına cevaben; Aşağıdaki fotoğrafı ve Instagram'daki çay videosunu biz tam da konum olarak burada çektik. Öyle ki köydeki bu derenin içerisine yazın serin serin masa ve sandalyeler de atılıyormuş.

Köyde yapılacak çok fazla şey yok ama açık söylemek gerekirse o demli çayı dere kenarında, sonbahar yapraklarının tonları ile içmek, köyün yaşlıları ile tanışmak, sohbet etmek ve eski mimarideki renkli evli sokaklarda yürümek bile gününüzü güzel geçirmenize ve şehrin keşmekeşinden uzaklaşmanıza yardımcı oluyor.
Köy kahvesinde tanıştığımız Mustafa Amca anlattı, bu köydeki mimari yapılar aslında çok değerliymiş. Safranbolu evleri ve Topkapı Saray'ının civarında eskiden bulunan evlerin mimarisi Türkiye'de bir de burada varmış. Hatta öyle ki, köy 1989 yılında kentsel sit alanı ilan edilmiş ve koruma altına alınmış. Zaten yapıların çoğuna baktığınızda özüne uygun dekore edildiklerini görüyorsunuz.

Biz sabahki huzur dolu çayın ardından, Misi Köy’ünün içerilerine doğru yürüdük. Yazının kapak fotoğrafındaki tatlı teyze beni gördü ve dedi ki;
“Gel, çök şöyle yanıma. Hoşgelmişsiniz, ne kadar renklisin. Bak benimde sandalyem mor. Hadi fotoğraf çekin, ben böyle çok fotoğraf çektirip, bir sürü şehre anı yolluyorum. Senle de olsun bir tane...”
“Ah!”
Hemen çöktüm yanına, adı Mesude’ymiş. Mesude Teyzenin tek gözü görmüyor, oğlu İstanbul’a götürmeye ikna edemiyor çünkü köyünden öyle mutlu ki!
“Adımımı dahi atmam, nasıl bırakırım bu dereyi, evimi” diyor.
Tatlı dili, sohbeti nasıl anlatsam ömre bedel. Hele başını, başıma yaslayan o pamuk kalbi!
Aslında kendi fotoğrafını çektirdiği onca insanla birlikte bir sürü şehre yolluyor, öyle anılacağını düşünüyor. Ama benim için bir tık daha ötesi. Sanırım uzun zamandır gözlerimin içini hiç bu kadar çok güldüren olmamıştı, bakar mısınız mutluluktan resmen çizgi oldu!
Gözleri gülen insanları sevin! Onun gibi...

Rotanın son yazısı Mudanya için buraya tıklayabilirsiniz.

0 Comments

Leave a Comment

error: Content is protected !!