MARMARİS VE SELİMİYE


MARMARİS

Marmaris’teyiz.
Türkiye’nin güneybatısındaki, Ege ve Akdeniz’in birleştiği o muazzam coğrafya.
Tüh!
29 yaşındayım, geç mi tanıştık acaba ne seninle Marmaris, ne de güzelmişsin diye iç geçiriyorum ki,
Rüzgar diniyor, pırıl pırıl kıpırtısız bir suya dönüyor deniz,
Hayatta hiç bir şey için geç değil diyor sonra iç sesim.
Zamanın tadı tuhaf diyor, biraz önce tanıştığımız Marmaris doğumlu Seyran teyze, Buraya emekliliğinde gelen kadınlar adamlar, ikinci gelişlerinde buralı olmak isterler, gençler ise cafe açma hayallerinden sıyrılıp, ucuza toprak, arazi ne varsa elde tutulacak onu araştırmaya koyulurlar.
Ama artık zor bulurlar toprak kalmadı diyor.
"Marmaris; her insanı birden bire saran derin bir heves ve yaşama planları yapacak kadar kuvvetli bir aşk yani öyle mi Hatice teyze?" diyorum,
Ne sandıydın diyor.
“Eee desene geç bulmuşum ben aşkı” deyince,
Senin aşkın yanında ya diyor pembe yanakları, kısılan gözleriyle.
Marmaris'li Seyran Teyze'nin içindeki aşk tanımı hala, Marmaris’in balıkları kadar tazecik belli.
Mavi yolculuk ve yat turizminin ülkemizdeki en önemli merkezlerinden biri olan Marmaris ilk karşılaşmada böyle işte.
Geç kalınmış ama ilk görüşte iç titreten masmavi, körpecik bir gerdan gibi.
Davetkar, tanışır tanışmaz her güne başka program koymaya çalıştığın flörtöz, seçeneği bol enfes bir belde.
 
Muğla'nın Marmaris ilçesinde yer alan belde, hem karadan ulaşım olması, hem Dalaman Havalimanı'na olan yakınlığı, hem de deniz ve yat turizmi için cennet gibi birbirinden farklı ve çok sayıda koya sahip olduğu için yaz rotalarının vazgeçilmez duraklarından biri diyebiliriz.
 
 

MARMARİS'E GELENLER NERELERİ GEZMELİ?

Bu arada benim önerilerim biraz "havlunu ser, yat" şeklinde tesis olmayan lokasyonlarla ilgili olacak, çünkü daha öncede belirttiğim gibi benim için deniz tatili bu demek, o yüzden neden böyle tesis olmayan öneriler geliyor sürekli diye düşünürseniz sebebi bu. Ama çocuk ve bebekli aileler de (Datça hariç) rota boyunca önerdiğim tüm beldelerdeki tüm koylara, yanlarına bir şeyler alarak çocukları ile beraber gidebilirler, yanınızda yemek ve su gibi çocukların atıştırma ihtiyaçlarını karşılayacak şeyler olursa, en ufak bir sıkıntı yaşamazsınız.

SIĞLİMAN

Bizim Marmaris'te en çok denizini beğendiğimiz, o pırıl pırıl suyuna ama en çok da etrafta tesis olmayan, kumuna havlunu ser, yat kafası takıldığımız yer Sığliman oldu. Siz de bizim gibi eğer Kaş'tan Marmaris taraflarına, oradan da Selimiye'ye gidecekseniz, istikametiniz Turgut ve Orhaniye Köyleri olmalı. Bol dağ manzarası ve mavi eşliğinde tıkır tıkır yol alırsınız böylece.

Şemsiye, şezlong, hasır ya da sandalyeyi kendiniz alabiliyorsunuz, yakın civarda ve yürüme mesafesinde market var, etrafında da ucuza konaklayabileceğiniz pek çok pansiyon alternatifi var.
Denizi Marmaris'in genelinin aksine taş değil, kumluk. Sadece adından da anlaşılabileceği gibi maalesef git git biraz sığlaşan bir deniz hakim. Biz çadırda kaldığımız için kalmadığım bir otel ya da pansiyonu önermek istemiyorum.


AKKUM PLAJI

Akkum Koyu, Muğla'nın Marmaris ilçesinde yer alıyor, biz size yazdığım koylara araçlı olduğumuz için birer, ikişer saat kalıp, hepsini görebilmek için yolumuza devam ettik ve bir diğerine geçtik. Lokasyon olarak aslında, önce Selimiye'ye varmanız gerekiyor, Selimiye'den sonra yukarıda bahsettiğim Sığliman'a 500 metre mesafede kalıyor. Su yavaş yavaş derinleşiyor, bu yüzden hem çift, hem de çocuklu aileler için ideal, yine çevrede pek çok pansiyon mevcut.

HİSARÖNÜ

Bol oksijen, dağlarla çevrili alanlardaki çokça yeşil, kızıla çalan kumun rengi ile beraber Hisarönü denize girmek için diğer ideal yerlerden bir tanesi. Hisarönü’nün bir diğer özelliği de, temiz havası ve suyunun, astım ve kalp rahatsızlıklarına iyi geliyor olması. Ayrıca buradan İnbükü ve Tavşan Adası'na tekne ile de geçebiliyorsunuz.

İÇMELER

Burası gerçekten Marmaris'in en çok tercih edilen ve herkesin bildiği yerlerinden biri. Çok fazla kalabalık olduğu için ya da bayrama denk geldiği için biz bayılmadık ama gitmişken adını şifalı sularından alan İçmeler'i mutlaka görmeli ve bir kerede olsa denize girmelisiniz.

TURUNÇ

Mavi bayraklı plajları ile ünlü Turunç'un denizi gerçekten çok güzel. Marmaris civarında dalışlar Turunç civarında yapılıyor çünkü deniz kayalık ve bazı koylar (tekne ile ulaşabileceğiniz) mağaralara açılıyor. Konum olarak Marmaris'e 19 km. mesafede.
Eğer trekking sever ve doğa aşığı iseniz; Marmaris'teki Adresiniz; KUMLUBÜK

Burası Turunç'un devamında kalıyor ve bence Marmaris'in en bakir doğası, en derin yeşili burada. Burası ekolojik turizm açısından da oldukça önem arz ettiğinden, beldedeki trekking rotalarının da adresi. Bu arada akşama kadar denize girip, sonrasında keyifle rakı-balık yapacağınız pek çok sahil kenarı restoranda var.

BİR TURİST GELENEĞİ; KIZKUMU - ORHANİYE

Arabayla gidiyoruz, hiç bir öneri yok cebimizde, spontane ilerlemek istiyoruz. Dur diyorum Alico'ya "insanlar denizin ortasından karşı kıyıya geçiyor, arabayı park edip, inelim."
Bir bakıyoruz, çırpıntısız bir sahil şeridi, turisti, lokali herkes denizin ortasından yürüyor öylece. Denize girmek için değil ama farklı bir deneyim ve bol macera istiyorsanız buraya gelmelisiniz. Elbette denizin ortasından yürünen yerden değil ama civardaki tesis ve plajlardan da denize girebilirsiniz, ister havlunu at, ister tesisten faydalan tarzı çoklu bir alternatifi var bölgenin, o da bir avantaj bence.
Marmaris’te en muhteşem doğaya sahip olan beldelerden biri Orhaniye. Çünkü denizi avuçlamış gibi ortasına almış, uzun ve yeşil dağlarla çevrili. KızKumu'nun tercih edilme sebebi de, denizi ve çevresindeki doğadan kaynaklı. Bir de ortadan yürüyerek, karşı kıyıya geçtiğiniz şu turist aktivitesinden dolayı oldukça popüler.
Sahil kenarında bir sürü balık restoranı da var, safari turları buradan kalkıyor, develere binenler... Hepsi her şey yani ziyadesiyle en bolundan çokça curcuna var KızKumu'nda.
 


SADECE MAVİYE DEĞİL, TARİHE YOLCULUK ETMEK İSTEYENLER DE MARMARİS'E GELMELİ

Marmaris’te sadece denize değil, etrafını çevreleyen tarihe de bağlanıyorsunuz.
Tarihi M.Ö 3400’lü yıllara dayanan ve Karis gibi çok köklü uygarlıklara ev sahipliği yapmış antik şehir ve kalıntı görüyorsunuz.
Bazen çok turistik aktivitelere burun çevirmek yerine, yerlisi olarak onu da deneyimlemelisiniz.
Çünkü başta kendi tarihini, ev sahipliği yaptığı uygarlıkları da öğrenince anlıyor insan nasıl köklü coğrafyalara sahip olduğunu...
Mesela herkesin gerek yok dediği Marmaris Kalesi’ne çıkınca o muhteşem manzara karşısında nefesiniz kesiliyor.
Gördün mü bak diyor Alico, elin Avrupalı’sının kalesine çıkınca yuttuğun dili burada da yatabiliyormuşsun demek.
Gerçekten öyle, milattan önceki yıllara dayanan zamanlarda inşaa edilen kalede bugün çevre bölgelerden gelen kalıntılarla beraber aynı zamanda Arkeoloji Müzesi gezmek de, Marmaris'te özellikle güneş çekilmeye başlarken, akşam üstü yapacağınız aktivitelerden biri olmalı.

SELİMİYE

Marmaris'in güneybatısına doğru olan Selimiye'deyiz.
Konum olarak Orhaniye'ye 10 km. mesafede olan Selimiye, bana göre yeşil ve mavinin kucaklaşma noktası.
Aslında minicik bir koyun etrafına sığınmış, minik bir köy desek yanlış olmaz Selimiye için.
Burnunuza fesleğen ve adaçayı kokularının çalındığı telaşsız ve gösterişsiz bu köye, Marmaris merkeze gelip, Datça istikametini takip ederek ve Hisarönü merkeze ulaşınca da, Bozburun takip ederek ulaşabilirsiniz. 

Selimiye aslında mavi tur teknelerinin uğrak notası, koylarının bakirliği, yatların uzun süre demirlememesi, yani "uğrak" noktası olması sebebi ile suyu oldukça berrak. Bizim de Selimiye ile ilk tanışmamız, Datça'dan yaptığımız tekne turunun demirleme duraklarından biri olması ile başladı. Denizden süzülerek, nasıl bir cennete düşmüşüz, inanın şirinliğini ve huzurunu tarif etmem çok zor.

Selimiye nasıl peki?
Denize girecek büyük plaj bulmak zor.
En yakın plaj 2. km uzaklıkta ama kumsalı ömre bedel.
Hydas antik kenti içerisinde olduğundan, tarihi ile de gezginlerin gün batımlarında ya da gün öğleye dönmeden uğrayabileceği gezi duraklarına ev sahipliği yapıyor.
Eski adı ise; Losta.

Selimiye'nin ismi sığınılacak bir liman gibi gelirdi bana hep,
En sevdiğim, küçükken anneannemin o arkadaşları, konkenci eşi dostu Selimiye'ye giderdi yazları belki ondan.
Bende yaşattığı hislerle muammaymış isminin anlamı.
Selimiye eskiden denizcilerin kötü havalarda sığındığı yermiş.
Hatta korsanlar vaktiyle bu şahane ve tarihi yarımada da gözlem kuleleri inşaa etmişler.
Selimiye'ye Marmaris üzerinden geliyorsunuz, 45 dakika, aracınız yoksa minibüs hattı da var.
Üstelik Datça yolu üzerinden, Bozburun, oradan Selimiye derken yol manzaraları şahane.
Burada gün de başka, insanlar da be azizim,
Akşama dev rakı döndüren sofraların yeri Selimiye, iyi ki tanıştık.

SELİMİYE YEME İÇME ÖNERİLERİ

-Biraz pahalı olmak ve muhabbetine göre, adamına göre hesap getirmek suretiyle, yine de deniz kenarı ve lezzetli balık/meze istiyorsanız; Sardunya Restoran. Biz üç kişi bir küçük rakı, dört meze ve ortaya balığa 250 TL ödedik ama daha önce giden arkadaşlarımız ana yemek ve daha çok meze yemelerine rağmen aynı hesabı ödemişler.
-Keçi sütü ve katkısız doğal dondurması ile, çocuklarınıza ve kendinize üçer, beşer top alsanız az gelecek dondurma için; Beyaz Ev Dondurma.

-Yok balık, meze beni bozar sevmiyorum ya da o kadar bütçe ayırmak istemiyorum derseniz, Selimiye Mavi Pide (baya iyi) ya da Badem Mantı.
-Pamuk şekerli çilekli limonatası tüm Selimiye'nin dilinde olan, asma yapraklı tatlı verandası, sahile sıfır iskemleleri, Alico'nun favorisi balkabaklı cheescake'i ile Paprika, Selimiye'nin mutlaka'larından biri.
- Mavi ve pembenin, denizin rengine bu denli uyumunu bize gösteren ve mekanın kullandığı renklerden sonra oturma molası verdiğimiz, Cafe Ceri's.

Rotamızın son durağı Datça ve enfes koyları, o yüzden Datça yazısını buraya tıklayarak okumayı unutmayın.

0 Comments

Leave a Comment

error: Content is protected !!