KÖSİCE

Kosice ile ilk tanışmam biraz enteresan oldu... Malum Euro ve Dolar kuru sonsuz bir artış içerisindeyken ve telefon ya da bilgisayar ekranlarından "her yere" bilet baksak da ucuz bilete denk gelmediğimiz zamanlardan birinde bilet aramaya başlamıştım. Seyahatten 4 ay öncesi. Bir tarih aralığı girdim rastgele. Cuma sabah gidişli, Pazartesi akşam dönüşlü. İşte o zaman gidiş-dönüş 500 TL'ye Kosice bileti çıktı karşıma. İtiraf etmeliyim ki Slovakya'nın Bratislava kentine yaptığım seyahat sonrasında, ikinci en büyük şehrine gitmek hiç fena fikir değildi. Hem de 500 TL'ye ve bu zamanda...

İşte geçtiğimiz hafta, tam da dört ay önce aldığımız bilete anılarla hayat vermek üzere çıktığımız yolculuğu yeniden anımsatmak için yazıyorum size bu yazıyı.
Bu kez ufacık bi' uçak penceresinin kendi şehrimizden sonra bizi buluşturacağı gökyüzü ülkesi; Slovakya olacaktı. Slovakya'yla ilk tanışmam, üç yıl önce lapa lapa kar yağan bir Şubat Ay'ında olmuştu, Bratislava'yı küçücük bir güne sığdırmaya çalışıp, karlar ülkesinin zarif kızı koymuştum adını.

Şimdi ise istikamet Slovakya'nın gözde şehirlerinden; Kosice'ydi. Havalimanı'nda defterimi açtım ve hemen karaladım;
"İlk defa piyano dersi alacak küçük bi' kızın heyecanı var üstümde, şehirle tanışıp, güzel melodiler çalabilecek miyim, anlarıma katabilecek miyim kaygım en büyük telaşım.
Bol hikaye ve çokça öneri isteyenleri, yine şenlendirecek kadar bol story paylaşacağım.
Alico'ya dedim ki şimdi; "İçimde bir ordu var, bence ben bugün itibari ile bir komutanım. Komutanmışım gibi çek beni"
"İyice şaşırdın sen" diyor. İç sesi değil, yanlış olmasın dış sesi. Eee sonuçta Kosice'nin kışı sert, rüzgarı yaman. Sert hava koşullarına karşı hazırlıklıyım.
Atımız yok ama adımlarımızla şehri kuşatarak keşfetmek, girilmemiş toprak bırakmamak değil mi hedefimiz.
Eee o zaman kendi seyahatimin komutanı olarak işgal emri veriyorum. (Ve şu an çok eğleniyorum)"
SESSİZ, SAKİN, BEKLENTİDEN UZAK İNSANLAR ŞEHRİ; KOSİCE
Aynı günün içerisinde farklı ülkelerden iki kez günaydın diyebilmek ne güzel. İkinci günaydınıma hayat veren Kosice şehri, çok duyulmamış, özellikle direk olarak uçmak için tercih edilmeyen bu yüzden de ucuz uçak bileti bulabileceğiniz sakin ve ilk izlenimde pastel bir şehir. Biz buraya gitmeden önce internette Kosice ile ilgili hiç tutarlı, tam ve en önemlisi de detaylı yazılmış bir rehbere rastlamadığım için bu rehber kapsamlı olsun istedim. Bu sebeple şehirle ilgili olumlu ve olumsuz tüm fikirlerimi tarafsızca ve keyifle paylaşacağım.

Burası Slovakya'nın konum olarak Doğu'sunda ve ülkenin en büyük şehri Bratislava'dan sonra, ikinci büyük şehri olma özelliği taşıyor. İnsanlığın var oluşundan itibaren onu saran, kavrayan o merak yine içimde geziniyor şimdi. Balonunu gökyüzüne uçurmak için, en güzel pastoral sokağı arayıp da, bulmak ister gibi bir merakla geziyoruz sokakları. İlk olarak karşımıza Cellat Tabyası (Katova bašta) ve Mikluš Zindanı (Milušova väznica) çıkıyor. Bu kadar küçük ama bu denli çok tarihi mekana ev sahipliği yapıyor olması, pastel tonlarda binaları ve sakinliği şimdiden kalbimi çaldı bile Kosice'nin. Ama en çok da ucuz bilet bulma imkanı ve diğer Avrupa şehirlerine nazaran yaşamın çok pahalı olmamasını sevdim çünkü biliyorum ki imkanların herkes için sınırı farklı ama hayal etmenin kocamanlığı hepimiz için ortak!

Kosice, baktığınızda çok yakın bir zamanda, 2013 yılında yani bundan tam 4 sene önce Marsilya ile birlikte Avrupa'nın kültür başkenti seçilmiş. İnternete Kosice yazdığımızda açık söylemeliyim ki net ve güzel bir kaynağa hiç rastlamadım, ya az giden oldu, ya da yazıya döken olmadı diye. O yüzden cep kitapları, yabancı kaynak ve yerlileriyle iletişim kurarak rota hazırladım. Hiç tanımadığın bir şehirde, daha önce tanışmadığın insanı yani  yerlisini bulup, mail falan atmak. Evet arkadaşlar deliyim ve konu seyahatse ciddi zaman ayırarak ve özenerek hazırlıyorum tüm notlarımı. İşte o yüzden bu kültür başkentini gezerken ilk önce tarihe doyuyor gözleriniz, Slovaklar, Macarlar, Avusturyalılar ve Çekler derken hepsinden izler, farklı müzeler ve yapılar var bu şehirde. Şu an tam da nasılım biliyor musunuz? Geldiğim yer dünyanın sanırım en sakin kentlerinden biri ama burayı Hollywood'muş gibi yaşayacak kadar renk var içimde. Alico dans etmeyi sevmiyor mesela ama yanımda olması ve el ele yürümemiz bile adımladığım sokaklarda içimde tango yapıyormuş gibi neşe katıyor bana. Kosice böyle işte, şehirle ilgili yakaladığınız anları zahmetsizce çoğaltıp, döndüğünüzde çerçeveleteceğiniz kadar dingin ama bir o kadar da keyif dolu anlar bıraktırıyor gezinizde.

ŞEHİR İÇİ ULAŞIM
Şehirle ilgili en büyük şaşkınlığı, havalimanında yaşıyorsunuz. Bizim ülkemizdeki Dalaman Havalimanına benzer, oldukça minik ve kalabalıktan nasibini almayan bir havalimanı. Hatta oldukça eski. Fakat telaş olmayan, sıranın uzun olmadığı böyle küçük havalimanları seyahatinizin daha stressiz ve zaman kaybı yaşamadan başlamasına sebep oluyor. Biz Letecká'daki Kosice Havalimanından iner inmez araç kiraladık. Çünkü Kosice'nin küçük ve hemen bitebilecek bir şehir olduğunu az çok tahmin ettiğimden, asıl bizi heyecanlandıran civar köy, kasaba ve dağ rotalarını gerçekleştirmek için araç neredeyse şart.
Bununla ilgili yurtdışında araç kiralayacaksanız daha önce yazdığım "Yurtdışında Araç Kiralama İşini Nasıl Yapıyorum?" linkini buraya tıklayarak okumanızı tavsiye ederim.
Yaklaşık 4 günlük Kosice seyahati için, Skoda marka orta segment bir aracı 240 TL'ye kiraladık. Bu arada doğal olarak söz konusu seyahat olunca, seyahatlerde ayırdığımız bütçe ne oluyor ve vize var mı? konuları merak konusu oluyor. Hemen aydınlatayım;
-Bileti alırken ödediğimiz bedeli yukarıda paylaştım. Araç maliyetini de eklediğinizde, sırada konaklama maliyeti kalıyor. Konaklama için eğer araç kiralamayı düşünmüyorsanız, bizim konakladığımız otelde kalmamalısınız. Çünkü şehir merkezine araçla 10 dk. Ama yürüyüş için ideal bir konumda değil, dört yol ağzı ve daha tepe bir lokasyonda bulunan dağ evi.

Kaldığımız dağ evi ile ilgili sonsuz soru geldi. Dekorasyonu inanılmaz güzeldi. Bende şans eseri bulmuştum. Ev sahipleri aynı zamanda orada yaşıyorlar ve bir kaç odası boş olan evlerini butik otele çevirmişler. Oğulları Peter, inanılmaz tatlı. Bizimle şarap içerek, kitap okuyarak lobi de harika müzikler eşliğinde sohbetler etti. Ama babası inanılmaz bir adam! Azıcık ingilizce biliyor ama tek bakışı bile içinizi ısıtmaya yetiyor, bizi uğurlarken adama sarılmak istedik Alico ile. Hatta o da hüzünlendi ve tekrar gelin dedi. Ve kendime söz verdim oraya tekrar ve mutlaka bir kaç hayalimi gerçekleştirdiğim zaman tekrar gideceğiz. Eşi her gün kahvaltıyı kendi hazırlıyor. Kaldığımız her gün gerçekten bambaşka kahvaltı tabakları hazırlayarak inanılmaz fincanlarda ve antika tabaklarda servisler yaptı bize. Hatta sizler için bu evi paylaşacağımı ve belki gelenlerin onları benim anlatmamdan bile daha tanışmadan az çok tanıyacağını bile söyledim. Bütçe olarak ise bu kadar ihtişam, bu kadar zevkli bir dekorasyon ve tatlı ev sahipleri için 4 günlük 480 TL ödedik. Kaldığımız otele buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.
Peki Vize Var mı?
Vize ile ilgili en sağlıklı bilgiye buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.
NEDEN KOSİCE'YE SEYAHAT EDELİM?
Bu bana seyahat paylaşımların süresince gerek mail, gerekse Instagram'dan en çok mesaj atılan soruydu. Nereden buldunuz, nereden aklınıza geldi diye...
Cevabı aslında ekonomik seyahat etmek isteyen herkesi ilgilendiriyor;

Araştırırken çok bilgiye rastlamadım ama yazılmamış ya da az keşfedilmiş olan her zaman benim için meraktır. Bu yüzden burayı seçtim. Tabi bir de okuduğum kitaplarda ülkenin doğusunun geleneklerine daha bağlı, daha lokal kaldığının altını çizmişim vakti zamanında. Bende eskiye, değerine, geleneklerine sahip çıkan şehirlere bayılırım. Çünkü bizim Anadolu'muzda da hala böyle değerli kalan yerler var. Ve işte bir de baktım, Kosice Slovakya'nın doğusunda. Ve şimdi görüyorum ki zaman içinde izlediğiniz bir ülkenin, bir şehrini anlatan belgesel, program ya da okuduğunuz kitaptaki bir cümle gerçekten isterseniz deneyimleme fırsatı yakalayabileceğiniz bir keşfe dönüşebilir. Gerçekten olabilir bu. Şimdi şehri adımlarken, biradan çok ev yakımı lokal şarapları daha çok seven, doğal güzellikleri, civar kasabaları ve gerek ormanları, gerek kaplıcaları ile batısından daha zengin bir doğu şehri görüyorum. Gelenek mevzusuna gelince, çok el değiştirmiş, sayısız yönetime geçmiş Slovakya'nın yabancı hükümdarlıkların yönetiminde yaşadığı zamanlarda bile geleneklerini yaşattığını, hala lokal kıyafetlerle sokakta dolaşan insanlar görünce anlıyorum. Buralarda ruhunu gerçekten kaybetmemiş kaleler var, savaşlar görmüş, vakit yaratabilirsek gezeceğimiz, yaratamazsak bir daha geliriz diye planlar yapacağımız şatolar var, yemyeşil patika yollarının sonundaki tepelerde. O yüzden seçtim burayı ve iyi ki seçmişim diyorum. Çünkü Kosice çocukluğumda ön yargılarla dolup, tatmadan "ben bunu yemeyeceğim" dediğim leziz bir yemeğin, onu tattıktan sonra tabakta bırakmayacak kadar çok kaşıklamak istediğim lezzeti gibi. Tadı damakta kalacak çok şeyi var... Çok tarihi, bir dolu köşesi...

Tarihinin gerisinde kalan mimari özelliklerine baktığınızda barok ve gotik mimari özelliklerini gözemleyebildiğiniz şehir aslında Doğu Slovakya'nın ekonomik ve kültürel olarak merkezi.
Ama en en önemlisi; Özellikle kış aylarında Kartalkaya ve Uludağ gibi sezonda yüksek fiyatlardan dolayı kar keyfi ya da kayak sporu gibi aktivitelerin tadını çıkarmak isteyenler varsa, dağ, kamp, doğal güzellikler, kaplıca gibi bir dolu aktiviteye ve kış sporuna imkan tanıyacak hem spor, hem keyif dolu noktaları var. Bu yüzden tercih edilebilir.

KOSİCE GEZİ REHBERİ

Kosice'de Yapmadan Dönmemeniz Gerekenler
SINGING FOUNTAİN

Burası Nice'teki Massena Meydanı gibi. Tek farkı, Nice şehrindeki gibi geniş bir meydanla değil, büyük bir parkla çevrelenmiş olması. Burası Kosice'nin en ünlü kathedrali ve opera binasını geçince karşınıza çıkıyor, baharda ya da güneşli bir yaz gününde daha renkli olacağına şüphe yok. Sonbahar yapraklarının eşsiz tonlarıyla çevrili parkta, bütünlüğün içerisine uyum sağlayan onlarda bank yerleştirilmiş. Her saat başı eşsiz müzikle birlikte, su gösterisi oluyor. Burada günü batırmaksa, bence yaz akşamlarının favori aktivitesi. Düşünüyorum da Kosice'de ufacık ve basit düşünülerek hazırlanmış detaylar bile insanlara alan yaratıyor. Ve bu güz mevsiminde her haliyle sizi büyüleyen küçük sayılabilecek bir parkta, günün yorgunluğu bizim şehrimizdeki gibi "eve yetişme, koşturma, trafiğe takılma" gibi bahanelere teslim olmadan doğaya bırakılarak dönüşüyor, topraklanıyorsunuz yani. Tüm negatif enerjinizi salıveriyorsunuz. Kosice'yi bu yüzden sevdim, küçük ama insanı mutlu eden detaylar şehri!
 
St. Elizabeth Kathedrali

Bugüne kadar çok kilise ve kathedral gezdim ama en çok büyülendiklerimde liste başı Köln ama kesinlikle Slovakya'nın en büyük kathedraline ev sahipliği yapan Kosice'deki St. Elizabeth Kathedrali en büyükleri arasına girer. Şehrin ve ülkenin sembolü olan  gotik tarzdaki kathedral, 1508 yılında tamamlanmış. Ama onu büyüleyici kılan ise, renkli camların birleştirilmesiyle oluşturulan vitray kısmı. Yapıda sivri kemerler var, çok sayıda heykel ve fresk kullanımı olmuş. İnanılmaz şekilde, inceleyip, okuduğumda görüyorum ki kathedralin duvarlarında Osmanlı'dan izlerde var. Bazen o dönemin ustalarına koşup sarılmak istiyorum. Valla yapmak istiyorum bunu. Tarihi kucaklayan, koruyan, nesilden nesile aktaran ülkelere gittiğim zaman, hep kıyas yapmaya çıkıyor zihnimin kapıları. Eserleri büyük küçük ayırmadan yapan ustalar kadar, onu koruyabilmeyi başarmış toplumlar ve ülkeler değer kazanıyor gözümde. Gerisi mi? Hep iç çekme...
Küçük not: Bu kathedrali gezerken hemen yakınınca bulunan St. Mıcheal Şapel'i de büyüleyici gotik mimarisi ve içerisindeki tarihi mezarlıkla görmeniz gereken yerler arasında.
HISTORICAL AREA (Tarihi Bölge)
Şuraya kanatlarını açmaktan korkmayan, fiziki olarak kanadı olmasa da kanadını ruhunda taşıyan bir kız bırakıyorum. O bendim, günaydınım da güzel bir kahve ve iyi bir müzik eşliğinde günün devamının planını yapmakla meşguldu geçtiğimiz hafta. Planda ilk olarak Katedrale giden Hlavná Sokağı var, buradan ister istemez günde bir kaç kez geziyorsunuz zaten. Çünkü şehrin neredeyse merkezi. Aynı zamanda Orta Çağ'dan kalma şehrin en uzun caddesi olduğu için en kalabalık sayılabilecek noktası burası. Görkemiyle büyüleyen, St. Elizabeth Katedrali ve tarihi St. Michael Şapeli ile Levoča Evi ile kilise ve saray listesi bugünün eylemlerinin baş kahramanları.

Tarihi yerleri görmek ve şehrin ana noktalarınızı defterinize kaydetmeniz için Hvalna'dan sonra gezmeniz gereken yer ise; Hviezdoslavova.
Immaculata Heykeli
Bu heykelde Hviezdoslavova ve Hlavna Sokağı arasında kalıyor. Şehrin sembol anıtı olarak geçirdim burayı gezgin defterime. 18. yy'dan kalma heykel, Bakire Meryem'i ifade ediyor, tam hikayesini yabancı kaynaklardan daha detaylı okuyabilirsiniz. 

HRNčIARSKA STREET
Keşif, bugüne dek düelloya girmeden gerçekleştirebildiğim en masum eylem. Aynı zamanda bana en çok faydası dokunan. Hah bir de iç ses! Bu ikisini birleştirdiğim zaman, gerçekleştiğinde büyüsü kaybolmayan bir haz duyuyorum. Düşünsenize hepimiz bir şeyleri gerekli gereksiz alıyoruz, ben dahil. Alırım kadınım ben o ayrı. Şimdi alışverişi ya da onun gerekliliğini tartışmıyorum. Ama düşünüyorum da, alıp da kullandığım, sonra hemen eskiyen o aldıklarım gibi değil seyahat biletleri. Kitaplardan öğrenemediğim bilgileri, bir dönemi, hükümdarlığı gösteriyor bana. Orta Çağ'ı yeniden hissediyorum Kosice'de, tarihini okuyorum yerli yersiz kaldırımlara oturup, soğuyunca girdiğim bi' restoranda Slovak mutfağına özgü yemekleri tanıyorum. İnanılmaz bir donanım, seyahat. Çünkü ben seyahat ederek, dinlemeyi öğreniyorum. Yoksa kendi cümlelerimin tekrarından ibaret olurum. Ne size yazabilirim, ne kendim için yazıp rahatlayabilirim. Gelin Kosice'ye valla bak, burası okulda öğrendiklerimin uygulamadığım ama yeniden hatırladığım kısmı gibi.
İşte tam da bu noktada HRNčIARSKA Sokağına rastlıyoruz. Bence burası şehrin en renkli ve en şık caddesi kabul edilebilir. Tek dezavantajı Google'a bu sokağın adını yazdığınızda gördüğünüz renkli caddenin biraz daha soluk haliyle karşılaşıyor olmanız. Tabii bunda şehre kışın ya da güneşsiz bir mevsimde gelmenizin etkisi büyük olacaktır.

JAKAB’S PALACE
Kosice'ye varır varmaz, ilk turumuzda arabamıza otopark yeri ararken gördük Jakab's Palace'ı. Neo-gotik mimarinin en güzel örneklerini taşıyan yapı aslında başlarda özel mülkiyet iken, sonraları kaynaklardan okuduğum kadarı ile Çekoslavakya'nın Cumhurbaşkanı'na tahsis edilmiş. Ama benim için burası kesinlikle masallarda ya da kitapların içerisinde okuduğum ve kaç yaşında olursa olsun hayallerimi süsleyen o rüya şato!
 
 OPERA BİNASI VE BOTANİK BAHÇESİ
Lviv yazımda çoğunuzun beğendiği ve tavsiyelerim üzerine online bilet aldığı gibi Kosice'de küçük bir şehir olmasına rağmen görkemli bir tiyatro, opera ve bale binası var ve dünyaca ünlü oyunları çok uygun fiyatlı şekilde izleyebiliyorsunuz. Biz gittiğimizde Hamlet oyunu sergileniyordu. Adres; Hlavna ulica 58, Kosice, Slovakia
Botanik bahçesi ise, bizim gitmediğimiz, oraya ayıracağımız zamanı civar köy, kasaba ve dağ zirvelerine giderek değerlendirdiğimiz bir rota. Özellikle yeşil alanları sevenler ve doğada sakin yürüyüşleri gizli bir hazine bulmuş gibi sevinerek karşılayanlar ve çocuklu aileler için ideal bir rota olabilir. Adres; Manesova St., 23, Kosice, Slovakia
KOSİCE YEME-İÇME REHBERİ
SLOVAK MUTFAĞI
Hani böyle kısıtlı vakit yaratıp da, gidiyoruz ya hepimiz bir yerlere. Tam orada olamıyoruz yani, olmak istediğimiz yerler bir iki tane. Onun haricindeki yerlere kalp kırmamak için ayak üstü uğrayıp geçiyoruz. İşte Kosice devamlı burada, bu küçük yerlerde kalsanız açık söylemek gerekirse sıkılacağınız yerlerden biri. Ama civar köy, kasaba ve dağ rotaları efsane.
Fiziken dolaşıp, oraları keşfederken, ruhunuzun da kalbini çalmayı başaran cinsten. Mimariye ya da Orta Çağ'a ilginiz yoksa bile, yemekleri ile bile merakınızı kazanacak yerlerden biri. Kosice'de tattığımız yemekler, Slovakya'nın başkenti Bratislava'da yediğimiz, deneyimlediğimiz lezzetlerden tabii ki çok farklı değildi ama şehirde "Slovak mutfağı"nı tanımak için güzel restoranlarla doğru nokta atışları yaparsanız, keyif alacağınız bir dolu restoran önerim var. Hepsini denedik ve hepsinden keyif aldık. Aşağıda mekanları listelemeden önce, yemeklerinden bahsedeyim biraz;
Kosice’nin yemeklerinde liste başında; Bryndové haluisky geliyor. Bir çeşit koyun peyniri ile yapılan patates köftesi. Ama benim için şehrin bonusu kesinlikle geçen ay Lviv'de paylaştığım borch çorbası. Bu çorba aslında bir kış çorbası lahana ve mevsim sebzelerinin haşlanmış hallerinden ve parça etlerinden oluşuyor, içerisindeki baharatlar çorbaya çok güzel bir lezzet katıyor ve özelliği de; kocaman yuvarlak bir ekmeğin içinde servis ediliyor olması. Ki aynı ekmek içerisinde içtiğimiz sarımsak ve soğan çorbası da bu coğrafyalara gelirseniz aklınızda bulundurmanız gereken lezzetler arasında. Özellikle Strbske Pleso'nun zirvesindeki dağ kulübesinde içtiğimiz sarımsak çorbası muazzamdı. Yemeklerin temelinde zaten çeşitli çorbalar, haşlanmış veya fırınlanmış sebzeler, rosto ve ızgara etler var. Colonial restoranın şefinin bizimle yaptığı sohbette söylediği üzere favorisi; Mutton. Lahana yapraklarına kıymalı bizimkine benzer bir iç konularak sarıldıktan sonra, üzerine sütlü sos dökülüyor. Hep hamburger ya da pizza değil, lokal tatlar arayanlar için farklı bir mutfak Slovak mutfağı. Ruhumla, midemin el ele tutuştuğunda yakaladığı mükemmel uyum diğer bir değişle Kosice. Birde Macaristan'ın geleneksel yemeklerinden bir olan ve genellikle dana eti, soğan, kırmızı biber ve biberden yapılan et yemeği olan; Gulaş'ın tadına bakmalısınız.

Ama seyahatin favorisi daha önce Prag'ta yediğim, aslında Çek'lere özgü bir tatlı olan ve döne döne kıvrılan içine nutella sürüldükten sonra, üzerine şeker ya da hindistan cevizi ilave edilen bir çeşit hamur tatlısı olan; Tredlnik.

KOSİCE'NİN EN İYİ CAFE VE RESTORANLARI
 
ŞEHİRDE İYİ KAHVE İÇİN CAFE ÖNERİLERİ
-Kahvaltı ve güzel kahve için San Domenico Caffe & Deli (Dominikanske namestie 3, Kosice 040 01, Slovakia)
- Clematis coffee and tea shop (Hlavna 84, Kosice 040 01, Slovakia)
- Frubia - Espresso & Chocolate Buffet (Hlavna 111/25 | in the Passage, Kosice 040 01, Slovakia) Burası Hamburg'ta girdiğimiz çay evlerine benziyordu. Sahibi harika bir adam, dünyanın dört bir yanından kahve ve çaylar getiriyor dükkanına.
-Urban Cafe - (Vratna 4, Kosice, Slovakia) Özellikle çikolatası çok başarılı ama içerisinin dekorasyonu çok iç sıkıcı. Hele Belçika Waffle'ı tam bir hayal kırıklığı.
-Cafe Trieste (Ursulinska 2, Kosice, Slovakia)
DENEYİMLEDİĞİMİZ EN İYİ RESTORANLAR
-Le Colonial Restaurant (Hlavna 8, Kosice 040 01, Slovakia)

Ortamı, ambiyansı çok güzel. Lokal yemekler çoğunlukta. Fiyatlar ortalamaya göre daha pahalı.
-Med Malina (Hlavna 81, Kosice 040 01, Slovakia) Sarımsak çorbası, slovak mantısı ve özellikle ördek başarılıydı.
-Republika Vychodu (Hlavna 31, Kosice 040 01, Slovakia) Menü doğu slovakya lehçesinde. Baya bir kitap şeklinde bir menüye sahip. Fiyat ve lezzet dengesi gayet iyi.
Staromestska pivaren (Hlavna 104, Kosice 040 01, Slovakia)- Beer&Restaurant Etleri ve patates kızartması, yanında da lokal biraları bugün olsa yine yiyeceğim cinsten.
-Villa Regia Restaurant (Dominikanske namestie 3, Kosice 040 01, Slovakia) Et ve ördek çok başarılı. Özellikle harika bir şarap mahzen var.
- Pizzeria Zvon (Zvonarska 4 | Zvonárska 4, Kosice 040 01, Slovakia) Kırmızı beyaz kareli masa örtüsü ve pizzaları ile gerçek bir İtalyan gibi. Makarnası bana göre pizzasından daha başarılı.

-Camelot medieval restaurant (Kováčska 19, Kosice 04004, Slovakia) Biraları ortalamanın üzerinde. Böyle mahzen gibi farklı bir yer. Domuz sevenler için pirzola tepsisi görüntüsü ve lezzetiyle doyuran cins ten. Meraklısı için geleneksel yemekler var de var.
- Dobre Casy Kosice beer house (Cajkovskeho 4, Kosice, Slovakia) Hamburgeri ve bira çeşitleri gayet başarılı.

- Villa Cassa, Wine Bar and Shop (Pri Miklushovej vaeznici 2, Kosice 040 01, Slovakia) Şarap ve atıştırmalıklar için ambiyansı çok hoş. Romantik ortam ve akşam yemeği yenebilir. Kapıdaki menüsünden fiyatları inceleyebilirsiniz.

KOSİCE'DEN GÜNÜ BİRLİK GİDİLEBİLECEK ROTALAR

 Bratislava'da adım başına düşen cafe veya restoran sıklığı, Kosice'de yok. Yani var ama yok. Olması gerektiği gibi siz donuk ama rengini asaletinden alan binaların yanından yürüyüp, bilmediğiniz sokaklarda yürüdükçe, tatlı cafe ve restoranlar çıkıyor karşınıza. Her köşede elli tane değil ama bir tane bulacağınız ya da diğer bi' ifadeyle sıkışık masaların ve  yan yana kalabalıkların sizi boğmadığı, şehrin dokusunu bozmayan sayılı mekan var Kosice'de. Kontrastlarla dolu bir yer burası, şehirde her gezgine aradığı deneyimi yaşatacak tarihi yerler, geniş meydanlar var. Doyup, sıkıldığınız noktada 1,5 saat mesafede olup, başka ülkeye geçmiş gibi hissedeceğiniz Orta Çağ kasabaları var. Alicooo koş çevrimiçi'yim diyorum. Tepki net, alıştı artık bana. Valla çevrimiçi'yim buralarda ben. MSN vardı eskiden hatırlar mısınız, çok sevdiğiniz biR arkadaşınız ya da sevgiliniz çevrimiçi olup da, o yeşil adam çıkınca içiniz bir güzel olurdu. İşte Kosice'de ben her an çevrimiçi gibi hissediyorum kendimi. Çünkü şehri bitirip, nasıl gideriz diye o an konuştuğumuz ve gitmeye karar verdiğimiz Unesco korumasına alınmış bir dolu dağ kasabası ve 13. yüzyıldan bu yana ayakta duran, durmakla da kalmayıp, kale ve yıkıntılardan oluşan kısmı ile Avrupa’nın en geniş kale kompleksi olan Spis Kalesi çıkıyor karşınıza. Zaman güzel şey. Zamansızlık kötü. Zaman darlığı berbat. Az zamanda çok keşif şahane!

Hava soğuk, mevsim kış. Kosice sonbaharı, sert kış gibi yaşayan şehirlerden biri. Ama sahip olduklarıyla içimde akşamüstü deniz kenarında kitabı kucağında şekerleme yapan bi' yaz insanı gibi hissettiriyor beni. Ülkenin doğusunda bir şehirdesiniz ama Batı'nın gelişmişliği sokakların kaldırım taşlarından bile belli. Hani çocukken alelacele tanışıp, tek bi' oyun oynayacak kadar vaktinizin olduğu çocuklar olur ve sizin arkadaşınız olur ya onlar, Kosice öyle. Daha yeni tanıştığınız, bir gündür burada olsanız da, bir aydır buradaymışsınız gibi, yabancı değil de, yerlisi olmanıza fırsat verecek gibi yaşayacağınız şehirlerden. Bütçeler önemli mevzular ama kıtaları aşmasanız bile, yaşadığınız gökyüzlerini aşmaya çalışın bir gün olur mu? Ben ömrüm ne kadar sürecek bilmediğim için, tek yatırımımı kendime yapıyorum. Ardımda bırakacağım bir evim, gerimde kalacak hanlarım hamamlarım olmayacak olması zerre umrumda değil. Soranlara, kredi çekip ev alın diyen herkese yazdığım yazıları, gittiğim ülkeleri ve gidecek olduklarıma bakmaya davet ediyorum. Ben ilk defa kendi okulumu, kendim açmış, o okulun tek ama en mutlu öğrencisi gibi takılmayı seviyorum. Çünkü kapısından girip de, sadece okuyarak değil, gözlemleyerek öğrendiğim tek yer, kendi okulum! Kendi dünyam...
İşte bu dünyama, gerçek dünya kasabalarını, dağ zirvelerini, küçücük ama şirin köyleri dahil edince inanılmaz mutlu oluyorum.
Kösice'den otobanı kullanarak, bir buçuk ya da uzaklığa göre daha uzun mesafedeki araçla gezmek kesinlikle başka deneyimler katacak size. Peki bunlar hangileri?
Spis Kalesi
13. yüzyıldan bugüne gelen kale aslında çıplak bir tepenin üstünde konumlanmış. Zamanında ciddi savunmalara ve savaşlara tanıklık eden kaleyi gezmek için yol üstü bir köy ya da kasaba ziyaretine bu kaleyi gezme aktivitesini dahil edebilirsiniz. Kale, Avrupa'nın en geniş kompleksi olma özelliği taşıyor. Dik merdivenler yardımı ile, döne döne tepeye çıktığınızda panaromik bir manzara ve kucaklayan bir rüzgar karşılıyor sizi.
Vlkolinec
Burası Unesco listesine dahil edilmiş olan bir dağ köyü. Daha çok soğan kubbe dediğimiz, kubbelere sahip ve pastel renklerin hayat verdiği 45 adet kütükten yapılmış olan köyün evi bulunuyor. Geleneksel kıyafetleriyle dolaşan lokallere rastlamak yüz gülümsetiyor.
Hervatov ve Ladomirova ise, burada yaşayan bir kızın tavsiyesi üzerine dümeni kırdığımız iki köy oldu. Aslında köylerin pek çoğu çok küçük ve geniş bir meydanın ortasında uzun ve ihtişamlı bir kilise ile etrafında bulunan renkli evlerden oluşuyor.
Tarihi 17. yüzyıldan 19. yüzyıla kadar uzanan çok fazla kilise barındıran ve her biri Unesco Listesi'ne alınmış özel gezi turları düzenlenen ve bireysel çaba ile giremediğiniz kiliselere ev sahipliği yapıyor.

STRBSKE PLESO

Burası bizim telesiyej deneyimini yaşadığımız ve iri taneli yağan karların unutulmaz dakikalar yaşattığı büyülü bir yer. İki kişi 28 Euro ödedikten sonra 2800 metre yükseklikteki dağın zirvesine varıyorsunuz. Tepede lokal lezzetleri, aşağıda göreceğiniz gulaş yemeği ve sarımsak çorbasını deneyimleyeceğiniz bir dağ restoranı var. Yemek porsiyonları oldukça büyük, lokal ve leziz olmasına rağmen fiyat iki kişi; 8 Euro idi. Bu arada telesiyejde tepelere yaklaşırken ciddi anlamda sert bir tipi başlıyor, o sebeple bizim gibi hazırlıksız giymeyip, en kalın kar kıyafetlerinizi giymelisiniz.

 

TATRANSKA LOMNİCA

Burası Zdiar Bölgesi öncesi son durağımızdı. İki kişi, "iki etaplı" kapalı teleferik için 38 Euro ödedikten sonra, totalde 20 dakikalık bir teleferik yolculuğu yaparak orman manzaralarına doyduk. 10'ar dakikalık iki ayrı teleferiğe bindikten sonra 1700 metre yükseklikte ciddi bir kar karşıladı bizi. Aynı şekilde yukarıdaki kadar başarılı bir restoran olmasa da mola için bir alternatifiniz var. Ayrıca kızak, kayak gibi aktiviteler için kiralama ve eğitim alma gibi şansınız da var.

Bizim Slovakya maceramız burada sona eriyor. Bol doğalı, çok maceralı ve oldukça ekonomik bir seyahat beklentiniz varsa, tercihinizi kesinlikle Kosice ve etrafındaki bölgelere giderek yapabilirsiniz. Yorumlarınızı ve sorularınızı bekliyorum!

0 Comments

Leave a Comment

error: Content is protected !!