KEKOVA TEKNE TURU / KALEKÖY – SİMENA ANTİK KENTİ

Kekova - Üçağız tekne turunun en tarih dolu, bol maviye çalan en güzel rotası hiç şüphesiz masmavi ve yemyeşil suların üstünden geçerken gördüğünüz Batık Şehir ve sonrasında tüm teknelerin uğrak yeri olan Kaleköy'dü.

Eski adı Dolichiste olan Kekova'da doğanın nasıl büyüleyici şekilde, köklü bir tarihle kucaklaştığını ve buna bizim sahip olduğumuzu, bizim topraklarımızda böyle değerler olduğu gerçeğini bir kez daha fark ediyorsunuz.

Instagram'dan yaptığım paylaşımlarda, ben tekne turu yaptığımız Halil Kaptan'ın numarasını paylaştıktan sonra, neredeyse tüm yazını ve tüm günlerini doldurdu diyebilirim. Karısı Ayşe Abla ve Halil Kaptan'la birlikte teknede mangal, mavilerde kıpkırmızı karpuz keyfinden tutunda, bilgi ve bin bir güzellikle dolu bir sürü koya gittik.

Burada dikkat etmeniz gereken şey bence; Kaş'tan değil de, Üçağız'a gelerek tekne turu yapmanız o zaman daha farklı koylara gidiyorsunuz. Bir de Kaş'tan kalkan tekneler (biz ilkinde öyle yapmıştık.) çok kısa gezdiriyorlar koylarda ve çok gürültü, bol kalabalık ne gezdiğinizi diğerinde olduğu kadar çok anlamıyorsunuz.

Kaş'tan Üçağız' a gelişte yarım saat, kırk beş dakika sürüyor aracınızla. Aracınızı tüm gün 10 TL ödeyerek bir otoparka bırakıyorsunuz.

Uğradığımız koylarla ilgili onlarca story (öne çıkanlarda) ve bilgi içerikli fotoğraf var Instagram profilime de bakıp, notlar alabilirsiniz.

 

KEKOVA-ÜÇ AĞIZ TEKNE TURU BÜTÇELERİ

 

#alicozlemtürkiye rotasının ilk programı; Kekova-Üçağız tekne turu yaparak, bol mavili bir gün geçirmekti.

Kaş’a gelip çok tekne turu yapan var, nerede ve nasıl bir tur yapmalısınız?

Biz hangisi yapıyoruz?

Instagram hikayelerinde sizi Halil Kaptan’la tanıştırdım. 

Tekne turu fiyatları kişi sayısı, tekne kapasitesi, nasıl bir tur isteyip istemediğinize ve rotaya göre değişiyor.

Biz 15 kişilik bir tekne turu yaparak, kişi başı öğle yemeği, çay ve bisküvi dahil ikramlarla 80₺ ödedik.

 

 

 

 


PEKİ KEKOVA-ÜÇAĞIZ TEKNE TURUNUN OLMAZSA OLMAZ KOYLARI HANGİLERİDİR?


 

Türkiye içinde hatrı sayılır koyda denize girdik ama bu tatil rotası keşfetmeyi en çok dilediğim, farklı zamanlarda dergilerden gördüğüm ya da dost sohbetlerinde bahsedilen ve tek tek, hatta yıllardır notlar aldığım o enfes koyları keşfetmek ve o masmavi sulara bulanmak için harika bir fırsat oluyor.  Şükür ki, hem nasıl!

#alicozlemtürkiye rotasında en çok kaptanın bize adından bahsettiği Esmeralda Koy’undan büyülendik.

En çok merak ettiğimiz koylarda,

Yani ilk bir, yok yok bir kaç tur Alico'ya "İspanya'ya gitmiyor muyuz, yaaaa!" diye çemkirmişliğim oldu ama şimdi "iyi ki" diyorum, benim olan denize, bizim olan sahillerimize bu denli keyifli bir rota ile hayat vermişiz.

Kekova’nın denizini nasıl anlatsam size, evren gerçekten dolduramayacağımız boşluklar yaratmıyor. 

Esmeralda’nın (Kekova - Üçağız’ın) denizinin yeşile çalan, sonra yer yer mavileşen pırıl pırıl suyunu görünce, içinde ne endişe varsa, gidiveriyor hemen, gökyüzünün en uzaktaki çizgisiyle buluşuyor denizin mavisi ve işte o an inanılmaz! Ta-rif-siz!

İstediğim, özlediğim, aslında bildiğim ama çok derinine inmediğimiz bir sahil şeridimiz var bizim ve Türkiye evet yer yer çok duyulup, hemen tüketilen beldelerimizle dolu ama az keşfedilen ve burayı yazarken bile bozulmamasını yürekten dilediğim harika noktalarda hala var!

 


TÜRKİYE'DE DENİZ GÖRMEK İSTİYORSANIZ, ÖNERİLERİMİZE KULAK VERİN!


Bence bu rotada karadan ulaşımın mümkün olmadığı ve sadece deniz yolu ile görebileceğiniz, bizim de bu tekne turunda uğradığımız en güzel koyların listesi şu şekilde idi;

-Tersane Koyu (bizim ilk durağımızdı)

-Gizli Koy (muhteşem ötesi, tekne turu yapanlara sorarak güzergahlarında olup olmadığını sormalısınız.)

-Burç Koyu (sıcak ve soğuk suyun beraber aktığı yer.)

-Akvaryum koyu (turkuvaz tonun en dibi, en güzeli, en en en mavisi.)

-Aperlai,

-Sunken City,

-Korsan Mağarası,

-Gökkaya Koyu.

 

BATIK ŞEHİR

Doğa ve tarihin bütünleştiği bir dünya cenneti olan Kekova olağanüstü güzellikleri ile hem derin bir mavi, hem de köklü bir tarih vaad ediyor ziyaretçilerine.

Kekova Adası yaşadığı depremler sonucu suya battığı için buraya batık şehir deniliyor. Kekova Adası konum olarak, karşısında Kaleköy ve biraz ileride de yatlar için sakin bir koy olan Üçağız Köyü ile çevrili.

Mavinin ve yeşilin içinden geçerken, tekne yavaşlıyor ve cam haznelerden denizin dibinde bir çok tarihi kalıntı görüyorsunuz, güverteye çıktığınızda ise karşınızdaki dağların eteklerinde bir düzineye yakın Likya lahdi ve güvercin yuvası şeklindeki Likya kaya mezarlarını görüyorsunuz. Ki bunlar Helenistik ve Roma Dönemine ait çok önemli kalıntılar. Antik şehir tepenin iki zirvesinde yer alır. Daha alçak olan güney tepesinde ise Dor düzenindeki Apollon tapınağının üzerine onun taşları ile yapılmış olan bir kilise görüyorsunuz. Geçmişte, yüzyıllar önce bu denli canlı bir tarihe, yüzyıllar sonra tanıklık etmek ve bunu kendi ülkenizde kucaklıyor olabilmeniz inanın kelimelerle tarif edilebilecek bir mutluluk ya da ne kadar övünsek az diyebileceğimiz bir değer.

Kaptan dümeni kırdığında, Kekova Adası'na demirliyoruz...

 

MAVİ İLE DOST, YEŞİL İLE YOLDAŞ, TARİH İLE AKRABA OLDUĞUN YER;

Kekova Adası

Bölgeye adını veren ada, Kale Köyü'nün önünde uzanan kocaman bir ada. Yukarıda detayları verdiğim ve görebileceğiniz en güzel denizlerden biri olan, adanın ucunda yer alan Tersane Koyu'na tekneler demirleyebiliyor. Burada Bizans Devri'ne ait bir kilisenin apsisini görebiliyorsunuz. Kazı yapılmadığı, hatta dalış ve avlanma bile yasak olduğu için tarihini bilmediğimiz bu adanın her tarafı kalıntılarla dolu. Tersane Koyu'nda, teknenin cam haznelerinden baktığımızda, denize batmış dükkânlar ile sol tarafta batık şehrin su içindeki kalıntılarını görebiliyorsunuz. Kıyı şeridine baktığınızda ise, o dönemdeki evlerin yarısının sulara gömüldüğünü ve hanelerin merdivenlerinin denize indiğini göreceksiniz.

Tarih bu işte, tarih mavi ile dost, yeşil ile yoldaş, tarihle akraba olabildiğin topraklardır...

Yani kendi topraklarımız...

 

KEKİK KOKUSUNUN TARİHLE KUCAKLAŞTIĞI YER; SİMENA-KALEKÖY

Eski adı Simena olan Kaleköy, tekne turunuzun en güzel soluklanma noktası diyebilirim.

Simena'ya yalnızca tekne ulaşımı var, etrafı sit alanı olduğu için buradaki köyün çocukları bile okula tekne ile gidip geliyor diyor Kaleköy'ün yerlilerinden biri. Her sokak kekik kokuyor, yaşlı neneler, dedeler size bir şeyler ikram etme telaşında. Muhteşem deniz elbiselerinin oyaları, deniz kabukları ile el emeği onlarca kumaş rüzgarda havalanıyor, mutluluk doluyor içiniz.

Kaleköy enteresan bir yer.

Diğer adıyla Simena, ülkemizde sadece denizden ulaşımın mümkün olduğu nadir oluşum ve yerleşimlerden biri.

Kekova-Üçağız tekne turlarının uğrak noktalarından biri.

Köyün her noktasında ayrı bir tarih ve yerlilerin güler yüzü saklı. Simena'nın en tepesine zorlu bir parkurla çıkabileceğiniz tarihi bir kalesi ve farklı noktalarında görebileceğiniz, suya gömülü kral mezarları var. Likyalılar döneminden günümüze gelen kaleye müze kartınız varsa ücretsiz, yoksa 10 TL ücret ödeyerek çıkabiliyorsunuz.

Neden gelmeli?

 

Ohoo sebep çok ama haydi şöyle bir liste yapayım rotaya katmayı düşünenler için;

Bir kere Kaleköy’ün geçmişi epey eski.

 

-Hem eşsiz bir deniz, hem köklü bir tarih yolculuğu yapmak isteyenler mutlaka gelmeli buraya. Tarih M.Ö 4. yy’ı işret ediyor.

 

-Bu Likya kıyı kentinin en güzel kalıntısı; tepeden maviyi kucaklayan manzarası ve denizin içine gömülü kral mezarları.

Bu mezarların geçmişini düşündükçe büyüleniyorum.

Üzerlerindeki işlemeler, semboller var.

Ve siz geçmişten gelen bir şeye dokunuyorsunuz. Ne tuhaf.

 

-Gün içinde Kaleköy’e çok tekne yanaşıyor. Bazı tekneler, Kaş ve Demre arasında gidip geliyor, bazıları ise Kaş’tan kalkıyor ve burada 45 dakikalık molalar veriyor.

Etraftaki kekik kokusu muazzam. Teyzelerin, dedelerin yaptığı el işleri bileklik, hal hal yemenilerden alıp hem onları mutlu edin, hem de unutulmaz parçalar taşıyın evinize, yüreğinize.

 

Para kavramları yok, bileklik bile hediye ediyorlar magnet alınca, ne istersen onu ver diyorlar.

 

-Asıl bomba sonda; Instagram hesabından da bulabileceğiniz, @theiamherecafe’nin ev yapımı dondurması ve damla sakızlı kahvesini, tam da bu fotoğrafın çekildiği köy sedirlerine yayılıp tatmalısınız. Gelirseniz sahibi Mevlüt’e bizden selam söyleyin olur mu?

 

 

Rotanın devamı olan Fethiye-Ölüdeniz-Kelebekler Vadisi-Faralya yazısını okumak için buraya tıklayabilirsiniz.
0 Comments

Leave a Comment

error: Content is protected !!