KATANYA

Şehir Merkezine Ulaşım ve Konaklama
Bizim gidiş-dönüş uçak biletimiz Katanya olduğu için, Sicilya'daki ilk durağımızda bu şehir oldu. Yalnız baştan söylemekte fayda var, tek başına Katanya şehri bence gidiş-dönüş uçak bileti almak için çok mantıklı bir biletleme değil. Eğer Sicilya'ya geliyorsanız,rotanızı ara şehirlerle renklendirmek için sadece iyi bir başlangıç noktası olabilir. Yani Katanya'yı, Roma, Floransa, Siena, Milano gibi tek başına gidiş-dönüş uçak bileti alacağınız diğer İtalya şehirleri gibi görüyorsanız, bence vazgeçin!
Bir gün ayırmanın yeterli olacağını düşündüğüm bu şehre, Etna Dağı turunu da ekleyerek dolu dolu gezmek için sağlam bir program yapmanız şart. Çünkü Etna Dağı başlı başına bir program ve Katanya şehrinin büyüleyici sokakları, barok mimarisi de bir yandan keşfedilmeyi bekliyor olacak. Bu yüzden gitmeden önce, tek günlük "tüm Katanya"yı içeren bir plan hayat kurtarabilir. Tam da şu an okuduğunuz gibi...
Aşağıda şehirde yaptığımız turun detaylarına geçmeden önce, araçsız olanlar için bir çok şehre, (Taormina, ETNA, Syrcusa) havalimanından otobüsle ulaşımınızın mümkün ve oldukça kolay olduğunu belirtmekte fayda var. Havalimanının içerisindeki Information alanlarından gitmek istediğiniz şehre ulaşımı sorduğunuzda, bu şehirlere direk kalkan otobüsler ve sefer saatleri hakkında detaylıca bilgi alabilirsiniz. Çünkü biz aracımızı kiralamaya gittiğimizde, Taormina, Syrcusa ve Etna'ya kalkan bir sürü otobüs gördük.
Katanya Fontanarossa Havalimanı'ndan, şehir merkezine toplu taşıma ile ulaşmak için, en mantıklı yol yine otobüs. Kişi başı 4 Euro ödeyerek, kırmızı renkli otobüslere binerek, trafiğin durumuna göre 25-30 dakika arasında şehir merkezine ulaşabilirisiniz.
Katanya'da konakladığımız oteli Instagram'dan paylaştıktan sonra bir yığın mesaj ve soru içeren yorumlar aldım. Çünkü hem ev, hem otel olarak yüzlerce yıl öncesinin dokusunu hala koruyan bu otelin atmosferi, odaları, kahvaltı salonu kesinlikle saray mimarisine sahipti. Görenler hatırlayacaktır, storyde paylaştığım ve otelde tanıştığımız 100 yaşındaki beyaz saçlı kadını lobide görür, görmez bayılmıştım. Eski ama sakin İtalyancası ile konuşunca, sonra onun otelin sahibi olduğunu öğrenmiştik. Kadın bu evde evlenmiş ve çocukları olmuş, odalardaki yatak odası takımları, holün dokusu duvar kağıtları, antikalar kesinlikle inanılmazdı. Evi otele çevirmek ise torununun fikriymiş ve o bu işi organize etmiş. Zaten üç dört odası kiralanabilir olan bu küçük otel Katanya'da bizim şansımız ve anılarımızda kalan en güzel detaydı diyebilirim.

Bu şahane otelin adı; B&B Il Caravaggio


KATANYA'NIN RUHU, YASEMİN MORİ ŞARKISI GİBİ...

Biliyordum, içimde öyle çok hissediyordum ki İtalya'nın güneyini avucumun içi gibi ezberlesem de, kuzeyine aşık da olsam, Sicilya'ya ayak bastığım ilk anda bambaşka hissedecektim kendimi. Öyle de oldu. Sicilya diğer İtalya şehirlerine benzemiyor.
Dilimde ezber olan Yasemin Mori şarkısı gibi "Dönüyorum altında bin bir güne bin bir rüya..." diye düşünüyorum, Katanya'ya ilk ayak bastığımızda.
Bu seyahat diğerlerinden çok farklı oldu çünkü Sicilya'yı acayip sağlam bir rota hazırlayarak lokalinden tavsiyelerle gezdik. İçerisine çok kişinin bilmediği kanyonlar, şelaleler ve masmavi deniz rotaları koyduk.
İlk olarak Katanya ile başladık. Havalimanına vardığımızda sabah 09.00'du. Otele eşyaları bırakır bırakmaz, Etna turumuzu organize ettik ve 12.00-16.00 arasını Etna Dağı'nı keşfe ayırdık.

Onun öncesi ve 16.00'dan gece yarısına kadar uzanan zaman zarfında da hem Katanya'nın gündüzünü, hem de gecesini görmüş olduk. Zaman fazla fazla yetiyor, yerel pazarlarından tutun da, barok mimariye doyduğunuz avlulara, deniz mahsüllerinin kralını yediğiniz küçük ayak üstü atıştırmalara kadar hepsine vakit kalıyor Katanya'da.
Bir kıyı şeridinin elinden tutarak, geldiğim ve vardığım en güzel yollardan biri Katanya'ya inen yollar. İlk etapta yapılacak planlar arasında; Barok mimari, Katanya’nın ayırt edici özelliklerinden biri olduğu için, bununla bezeli binaları gezmek var listede. Şehir merkezinde dolaşırken büyüleniyorsunuz, gözlerim genelde hayallerimin tam karşılığını bulunca, kalbim onunla senkronize olarak kan pompalıyor. Mutluluk zaten böyle anlarda hemen kapıda misafir, içeriye buyur etmek kalıyor bana da sadece. Meydan resmen hayat neşesi gibi! Katanya'da teatral mimari örneklerinin arasındayken kendimizi 17. yüzyılda sanıyoruz, 3 bin 323 metrelik yüksekliğiyle Avrupa’nın en büyük yanardağı Etna’ya Katanya’dan günü birlik kişi başı 30 Euro'ya tur aldık. Oradaki petit trene binerek (ekstra 10 euro) ve turun devamında trekking rotası yaparak, Etna'yı da aradan çıkardık.
Bizim vaktimiz olmadı ama şehrin güneyindeki La Plaja, denize doymak için güzel alternatif olduğu için listede tutabilirsiniz. Biz mayolarımız hep içimizde geziyorduk. O yüzden deniz için, şehirde vaktiniz olursa aklınızda olsun. Bizim arabanın bagajında bi' şezlong eksikti. Denize vakit bulduğumuz anda seyyar plajımızı oluşturduk hep. O yüzden bence Sicilya, bir rüya hali. Ardından gelen mutluluk hali. Hep ilk günden beri, 5 yaş halimle yaptığım gibi, hayal kurmanın gerçeğe dönüşen en güzel hali. Ve ben bugün anladım ki "iyi ki geldim, iyi ki gördümler", hayatın karartı ile dolu keşkelerinden en uzak, en güzel duygusu insan için... Öyle hafif, öyle güzelsin ki Sicilya. Bu seyahatin en büyük iyi ki'si sensin. Alico'dan sonra.
FullSizeRender 5

KATANYA'YI KARIŞ KARIŞ GEZME REHBERİ

Şehri hap yapıp yutmak için, bir rehbere mi ihtiyacın var?
Üstelik zamanın dar, görme aşkın sonsuz mu?
Sende bendensin ve iyi ki yollarımız kesişti!
Haydi atla, gidiyoruz. Şimdi seni Katanya'nın en olmazsa olmaz rehberi ile buluşturuyorum, içerisinde yeme içmeden tut da, tarihe yolculuğa, gizli saklı sokaklara ve lokal pazarlardan, Etna turuna kadar her şey var.
 
-İlk iş Katanya’nın sembolü Fil heykeli “U Liotru”yu görmek için Piazza del Duomo meydanına yürümek. Ki Duomo Meydanı, kentin merkezi kabul ediliyor ve herkesin buluşma noktası.
Şehrin sembolü haline gelen bu fil heykeli 1239 yılından beri Katanya'ya renk ve tarih katıyor. Heykelin yapım yılı, 1736 yılına dayanırken, yapan sanatçı ise; Giovanni Battista Vaccarini. Bu ismi aklında iyi tut, Palermo'da da sıkça sütunlarda göreceksin. Eski lav taşından yontulmuş gülümseyen komik bir fil ve bu filin üstüne yerleştirilmiş Mısır’ın Aswan bölgesinden bir obeliskten oluşan heykeli fotoğrafladıktan sonra,
 
- Via Etna'daki renkli meydanda kurulan yiyecek ve giysi pazarının tezgahlarında sıcak İtalyan'larla dolaşıp, halka karışmak var sırada. Caddenin bu ismi almasının sebebi ise; Konum olarak kuzeyde kalan, Etna Dağı’na doğru uzanan çok uzun bir cadde olması.
- Aynı zamanda alışverişe meraklıysanız, Via Etna üzerindeki mağaza ve soluklanma durakları sizin için biçilmiş kaftan. Ama dikkat edin mekanlar fazla turistik.
-Az daha unutuyordum, meydana kadar gelmişken, Meydanda yer alan 1867 yılından bugüne gelmiş Fontana dell’ Amenano'yu görmelisin. Çeşmenin suları, yeraltından gelen Amenano Nehri’ ile besleniyor.
 
-Beni Instagram'dan takip edenler parkları ne kadar sevdiğimi bilir ve bingo! Katanya'daki 19. yy'dan bugüne gelen, ne dozerden, ne betondan nasibini almamış, bir gram egzozu içine çekmenin bile hakaret sayıldığı Villa Belli'niye harika şehrin, yeşil parkı tüm yeşiliyle sizinle. Bir gölge altında soluklanırken, parka heykeli dikilen sanatçıları araştırmaya koyulmak serbest. Ama dikkat et gölge bulmak zor! Çünkü yerel halk burada.
 
-Black Barok Mimari. Yaz bunu bir kenara, çünkü bu şehirde en çok aklında kalacak özellik. Barok mimarinin bambaşka bir yüzü var Katanya'da. Her yerde black barok dediğimiz mimari hakim. Evlerin dış cepheleri, pencereleri, sokaklar karanlık gibi, kasvetli geliyor başta ama ben sonra şehirlerin bohem yüzlerini sevdiğim için hoşuma gitti.
-Katanya'daysan tarihe ve hikayeye doydum demeyeceksin. Piazza Duomo’da bulunan ve Aziz Agatha’ya adanmış Cattedrale di Sant’Agata, dışı kadar, içi ile de büyülüyor.
-Katanya'yı oluna alıp, aşağı doğru kendinizi bıraktığınızda ise; deniz mahsullerinin cennetine, balık pazarına ulaşıyorsunuz. Meydanin hemen yani basinda olan "Pescheria" balıkçılar çarşısında, yazın koku biraz ağır oluyor, söylemedi deme!
-San Francesco D’assisi Meydanı ve Crociferi Caddesi, vaktin varsa tam akşam üstü güneş tepeden çekilmişken, adımlaman için seni çağırıyor olacak. Yaz deftere, keşifler, yorgunluk sevmez çünkü.
-Via Alessi ve Via Crociferi Cadde'lerini adımlarken harika bir sokak keşfettik, işte tam da aşağıdaki fotoğraf burada. Merdivenlerden hemen yukarı kıvrıldığında, sağda üç dört masalı salaş bir cafe göreceksin. Çöküp, biraz mola vermek için harika bir yer!
 
-Efsane bir bruschetta ve leziz bir pizza mı yemek istedin. Yanına bir de soğuk bira.
Ki yerel şarabını da denemen lazım!
Haydi sana kıyak geçiyorum bir de canlı müzik, hem de seslerin, yaşamın gökyüzüne kavuştuğu en lokal sokakta, harika bir önerim var senin için; A putia dell'Ostello.
-İtiraf ediyorum biz, bu restorandan hemen önce, kızarmış kalamar ve karideslerin kağıt külahlara konduğu, Fontana dell’ Amenano'nun hemen arkasında bulunan Scirocco Sicilian Fish Lab'te tadı hala damağımızda kızartmalar, tazecik deniz mahsulleri ve köpüklü birer bira çaktık, pişman değiliz!
 
-7Even Fusion Food'un hamburgeri, karnın tokken bile bölüşmek için ideal bir lezzet.
-Trattoria La Pentollaccia, samimi ortamı ile yerel Katanya yemeklerini deneyimleyebileceğin harika bir yer, bizim uçaktan iner inmez ilk durağımızdı.
-Prestipino Cafe, ayak üstü bir cannoli alıp, yürümeye devam etmek için iyi bir tercih. Cannoli bu arada basit bir hamur tatlısı. İtalyanlara özellikle de Sicilyalılara özgü. Hamurunun kıtırlığı ve peynir kremasının yumuşaklığıyla denenecek cinsten ama asıl iyisini Palermo'da yiyeceksiniz, söz!
Düşüncelerin, akıldan geçen her şeyin sesi açığa çıkıyor seyahatlerde ama öyle bir durum ki, etrafta duymak istemediklerinize de kulaklarınızı tıkamış oluyorsunuz. Yani keşfeden insanlar için bence, İtalya, özellikle de Sicilya sadakatin başka bi' yüzü gibi. Sen ona uzanan yollardan, virajlı tepelerden mavi denizlere doğru inip, akşam üstülerinde şarabını içmek için şehir merkezlerine kaçtıkça en güzel haliyle karşılıyor sizi, sadakatinize cevap veriyor sanki... Katanya işte böyleydi, bu cümleyi tam da keyifli akşam yemeğimizi yerken yazmışım, o zamanın "şimdi"si "geçmiş"e karışmış bile oysaki bir hafta oldu oradan ayrılalı, ne tuhaf...
 

Rotanın devamı olan Etna Dağı için buraya tıklayabilirsiniz.
0 Comments

Leave a Comment

error: Content is protected !!