KAŞ – KALKAN – KAPUTAŞ

KAŞ / KALKAN GEZİ REHBERİ

Rotamızın ilk durağı neresi?
Neye göre karar verdik?

Ege'nin, Akdeniz'in incisi sayılabilecek onlarca ülkede denize girdik, İtalya'nın en derin mavisini kucaklayan Capri Adası'nda tekne turu yaptık, Nice'te Promenade des Anglais'in en ünlü plajında evlenme teklifi alıp, gündüzleri bakkalı bile güneş kremi kokan upuzun sahil şeridinin enfes sularında yüzdük, Hırvatistan'ın, Karadağ'ın en yeşil sularında kulaçlar attık, Tayland'da Krabi'de irili ufaklı gök kuşağı renklerinde balıklarla yüzdük, şükür ki dünya üzerindeki pek çok denizi hatta okyanusu deneyimleme fırsatımız oldu ama hiç böylesini görmedik.
Böylesi mi?
Evet Kaş gibisini görmedik. Beş sene önce gelip, hayatımda böyle bir maviyi görmediğim ve mavisine vurulduğum Kaş'la, Kalkan'la başlamak istedik bu yüzden de rotamızın ilk kısmına,
Hah bir de en önemlisi çok önceden gittiğim yerleri, anılarım taze değilken, yeniliklerden bir haberken yazmak istemediğim için blog'a da kallavi bir rehber gelsin diye "haydi" dedik.
Çünkü özlenenlere daima koşmak gerekir, bayır aşağı gitmek yeniden kavuşmak gerekir, iyi bilirim.
En çok özlediğim Büyük Çakıl'a, oradan Limanağzı'na gidelim dedik, Kaputaş'a selam çakıp, o enfes sahiline "biz geldik" dememiz lazımdı ama otel daha ilk saniyeden öyle değişik bir ev hissi verdi ki, ne bizi yol yorgun'u ağırlayan otel sahiplerinin sohbetini, ne masadaki pişi'yi, ne de otelin bahçesindeki ağaçların yeşilinden, günü selamlayan kuş seslerini bırakmak istedik. Ve ilk akşam dinlendikten sonra, Kaş-Kalkan keşiflerine başladık!
 

KAŞ'A ULAŞIM

Biz aslında Ege turumuzun ilk ayağına neredeyse rotanın tam ortasındaki bir şehirle yani Kaş ile başladık ve sonra yukarı doğru çıktık. Çünkü Kaş açıkçası Ege'nin ortasında ve ya aracınızla gelebilirsiniz bizim gibi ya da Dalaman Havalimanını kullanarak uçak ile gelebilirsiniz. Roadtrip yapacak olanlar, İstanbul'dan Kaş'a kadar direksiyon sallamayı göze almıyorlarsa, Dalaman'a uçarak, oradan araç da kiralayabilirler, biz ilkinde öyle yapmıştık.
 Peki Dalaman Havalimanı'na geldim, sadece Kaş'a gideceğim.
Peki merkeze nasıl ulaşacağım?
 Bizim bir arkadaşımız Havaş kullanarak Fethiye'ye ulaştıktan sonra, oradan minibüse binerek Kaş'a ulaştı. Hava çok sıcak değilse, kulağınıza takın bir kulaklık, virajlı yollardan kıvrılıp, maviyi seyre dala dala gelin Kaş'a inanın, çektiğiniz yola ve o zahmete değecek. Çünkü ülkemizin en güzel cennetlerinden biri Kaş.

BENİM İÇİN KAŞ NASIL BİR YER, NASIL ANLATMALIYIM SİZE KAŞ'I, KALKAN'I?

Kaş'ı anlatayım size biraz.
O meşhur herkesin doğa aşıklarının yolu olarak anlattığı, özel trekking rotaları düzenlenen ve Fethiye'den başlayan Likya Yol'u üzerinde bulunuyor Kaş.
Tarihin çok eski zamanlarında Toros'ların eteklerinde kurulan Kaş, aynı zamanda oldukça tarihi bir yer, sadece Kalkan'ı kucaklayan dağ manzarası, Kaputaş'ın basamaklarından indiğinizde sizi selamlayan pırlanta gibi mavisi değil, aynı zamanda sahilde iki sohbet arasında tanıştığımız bir tarihçinin bana özellikle yazdırdığı Myra, Xanthos, Patara ve Letoon gibi çok önemli antik kentlere de ev sahipliği yapıyor. (Satır aralarında da bilgiler paylaşıyorum yani yazar burada diyor ki, kalemi kağıdı al ve yolun buralara düşerse, bu antik kentler de, mutlaka seyir defterinde olsun)
 Ama en çok benim için nasıl bir tanım Kaş biliyor musunuz?
 Mavisiyle övünebilen, dünyanın pek çok yerinden hem milyonlarca turist, hem yüz binlerce lokal ağırlayabilen,
Deniz kenarında biranı açtığında, hayatının, kariyerinin en iyi dönemindeyken bir karar alıp, burada mekan açan, yaşayacağı yeri özellikle burası seçen onlarca değerli, özgür, yaratıcı insana ev sahipliği yapan, insanlık ve başarı hikayeleri dinleyip, yan masanda bile özel insanlarla karşılaşabileceğin,
Çeşme'deki gibi güneş şemsiyesini tepene, şezlongu da altına illa 50 TL'den diktikleri değil, dünyanın en eşsiz koyunda Kaputaş'ta 5 TL'ye efendiler gibi doğanın tadına vardığın,
Otele verecek bütçem yok ya da ayırmak istemiyorum dediğinde, kamp çadırını atıp ucuza konaklayıp, üstüne bir de gece yıldızların şarkısını sana en unutamayacağın şekilde dinleten inanılmaz bir sahil şeridi, sıcak insanlar şehri ki Kaş!
Kaş böyle işte!
Bilmem anlatabildim mi?
Gelmeden yaşayamazsın bu aşkı, geldiğinde de o arkanı dönüp gideceğin yaz aşklarından olmaz asla.
Olamaz, demlenmen gerekir Kaş'a gelince, yavaş yavaş tadına varman, "tatil bu işte!" demeyi öğrenmen gerekir burada,
Çeşme'den, Bodrum'dan farkı ne dersen, tam da bu işte.
 
DÜNYANIN EN İYİ 10 PLAJINDAN BİRİ BİZİM ÜLKEMİZDE; KOŞUN KAPUTAŞ'TA İNECEK VAR!
 Türkiye'nin en güzel koylarında umudu, sırt çantası gibi taşıyan insanlarla tanışıyoruz.
Bunlardan biri Egemen Amca, çekme beni bırak telefonu sohbet edek az şöyle diyor.
He dayım anlat diyoruz,
Kalkan'ı ondan dinlemeye hazırsanız başlıyoruz,
Kalkan'da yaşıyor, Kaputaş'ta karpuz satıyor Egemen amca,
Ben ayak bileğimden merdivenleri ağır aksak inmeden, dinleneyim deyince,
İkram ediyor,
İlk gelişiniz mi?
Hayır, ikinci.
O zaman sizi Heredot göndermiş diyor gülüyor,
Meğer Heredot Kalkan için "Dünyada yıldızlara en yakın yer" demiş.
Denize girdiğiniz yerlere, dikkat edin çocuklar buralar öyle topraklar ki, sadece mavisi içine almaz tarihi de alıkoyar insanı diyor.
Türkiye'nin mavi bayraklı denizlerinden bir tanesi bizde, Kalkan'da diyor övüne övüne.
Övünülmez mi, sırf bunun için bile Kalkan ülke turizminin kalbi gibi.
İşte Kalkan böyle, yerlisini de, turistini de kalpten vuruyor.
Buralarda başka neler mi yapılır, nerelerde denize girmeli, nerelerde yemeli içmeli onlara bakalım beraber...
 

KAŞ'IN EN GÜZEL PLAJLARI HANGİLERİ, NERELERDEN DENİZE GİRMELİ?

Öncelikle Kaş'a ilk defa geliyorsanız, Patara hariç genelinde kumlu değil, taşlı ve kayalık bir denize sahip olduğunu bilmeniz gerekiyor. Ama aslında Kaş'ın böylesi eşsiz bir denize sahip olma ve dibi gözüken berrak koylara sahip olma sebeplerinden biri taşlık ve kayalık olması. Dalga veya rüzgar olduğunda bile kumları yüzeye taşıyan ve suyu bulandıran denizleri değil, kayalık ve masmavi sulara ev sahipliği yapması, Türkiye ve dünya üzerinde bu denli mavilik ve temizlikte sulara sahip olma özelliğini beraberinde getiriyor.
Kaş'a geliyorsanız, hatta bizim gibi Datça, Selimiye ve Fethiye taraflarına devam edecekse rotanız, mutlaka birer deniz ayakkabısı almalısınız, çünkü denize girmek diğer türlü biraz can acıtıcı olabiliyor.

Gelelim Kaş'ın En Güzel Denizlerine;

1) MAVİSİ İLE GÖZ DOLDURAN, İÇ ISITAN KAPUTAŞ PLAJI
#alicozlem olarak bizim Kaş'taki ilk favorimiz yukarıda da belirttiğim gibi Kaputaş Plajı. Biz 5 sene önce geldiğimizde, herhangi bir şezlong veya şemsiye dahi olmayan plajda şimdilerde şezlong ve şemsiye hizmeti var. Dileyen kendi havlusunu veya şemsiyesini getirip, ücret ödemeden de bu güzelliğin tadına varabiliyor. Önerim özellikle dünyanın dört bir tarafından yoğun ziyaretçi akını olduğu için sabah saatlerinde giderek, denizin tadını çıkarmak ve plajı daha güzel fotoğraflamak. Ah o mavi, ah o ton! Lütfen gidin buraya!
2) GÜNEŞ DENİZE YANSIR, IŞILTILAR SENİ CENNETE ÇAĞIRIR. İŞTE BURASI; LİMANAĞZI
Limanağzı'nın denizi tasvir etmek için başlık yeterlidir diye düşünüyorum. Bugüne dek gördüğüm en güzel denizlerden biri Limanağzı. Sabah saatlerinde (özellikle 09.00 olmadan) Kaş'ın merkezinden kalkan takalarla Limanağzı'na ulaşıyorsunuz ve işte o an kıpırtısız bir deniz karşılıyor sizi. Limanağzı'nda 4 koy var ve her koyda birer tesis var, denize sıfır şezlonglarınıza uzanıp, merdivenlerden yukarı tırmandığınızda yeme-içme için pek çok lezzet seçeneği karşılıyor sizi. Bizim buradaki favorimiz; Bilal'in Yeri. O esen rüzgar, bira ve yazın en güzel lezzetli patlıcan kızartma ile yoğurt. İşte tüm bir yaz burada ve bu anda hapsolabilirim.
 3) TÜRKİYE'NİN EN UZUN KUMSALI; PATARA PLAJI
Patara'yı anlatmak için kum ve güneş diyebilirim size. Çünkü en kızgın kumların ve en güzel gün batımlarının adresidir burası. Ben nacizane çok fazla kalabalık ve gündüz saatlerinde ziyadesyiyle kalabalık olduğu için çok sevmiyorum ve burası caretta carettaların Türkiye'deki en önemli üreme noktalarından biri olduğu için, onları rahatsız ediyormuşum hissine kapıldığım için ne gönül rahatlığı ile şemsiye batırabiliyorum kuma, ne de şezlong serebiliyorum, bu yüzden onları üreme alanlarında huzurla bırakmak adına her gidişimizde çok kalmadan, bir selam verip geçiyoruz. Ama siz ben illa ki kumlu yerde denize girerim diyorsanız, Kaş ve Fethiye ilçeleri arasında kalan ve şimdiki adı ile Gelemiş köyü olan antik Patara kentinin plajına mutlaka uğramalısınız. Ayrıca burası, herkesin çocuklarının Noel baba adı ile tanıdığı Aziz Nikolaus’un doğum yeri ve antik dönemlerden kalan eserler ile ilgi odağı olan Patara, Türkiye’nin en uzun kumsalı olarak bilindiğinden, rotanız buraları kapsıyor ise, mutlaka uğrak noktalarınızdan biri olmalı.
4) KAŞ'IN EN TURKUVAZ YOL ÜSTÜ PLAJI
Kaputaş'ın minik ve herkeslerin pek bilmediği, pek çok insanın Kaputaş2a geçerken fark bile etmediği minicik yol üstü ve masmavi bir plajı var aslında. Yukarıda bahsettiğimiz Egemen Amca'dan öğrendik ismini, oraya girdiyseniz sevdim sizi her denizin kıymetini bilen yurttaş ve keşifçi çocuklarsınız demek diyor ve ekliyor adını; Seyrek Çakıl Plajı. Kaputaş'a gelmeden hemen önce minicik bir araç park yeri (yol kenarı) bulunan plajda otelinize dönüp, güne veda etmeden önce bir ıslanıp, çıkmak sizi mutlu edecek, güvenin bana.
5) KALKAN (Kalkan Bölgesi'nde Denize Girebileceğiniz Beachler)
Bizim konakladığımız otele yakınlığı sebebi ile özellikle akşam üstlerinde sıklıkla Kalkan'da denize girdik. Eski Rum evlerinin birbirine yaslı görüntüleri ile Kaş'ta rastlayabileceğinizden daha çok İngiliz'in olduğu bölgede denize girmek için;
 
- Kalkan Halk Plajı'ını tercih edebilirsiniz, şezlong ve şemsiye isterseniz 5'er TL ödüyorsunuz, istemezseniz yine de duştan faydalanabiliyorsunuz. Hafta içi ve tatil günü değilse daha az kalabalık oluyor, denizin mavisi yine muhteşem.
-Villa Mahal Beach,zeytin ağaçlarının gölgesinde, nezih bir ortamda denize girmek istiyorsanız, aynı zamanda Kalkan'ın en iyi otellerinden biri olan Villa Mahal'ın plajından faydalanabilirsiniz. Eğer bir şeyler yiyip, içecekseniz giriş ücreti alınmıyor, yoksa kişi başı 20 TL ücreti var.
-Indigo Beach Club ve Kalamar Beach Club'ta diğer denize girebileceğiniz alternatifler Kalkan için. Giriş ikisinde de 15'er TL ve ikisinde de denize maalesef ahşap bir platformdan yürüyüp, merdiven ile denize giriyorsunuz. Kötü mü hayır ama Derya Beach örneğinde verdiğim gibi ben daha samimi yerleri seviyorum, o zaman Kalkan Halk Plajı'na ya da havlumu serip, daha bakir yerlerde denize girmeyi tercih ediyorum. (Limanağzı buna dahil değil, çünkü denize girmek için burada bir platform yok, tamamen denize yürüyerek giriyorsunuz ve deniz muazzam.)
 
 
6) KÜÇÜK ÇAKIL VE BÜYÜK ÇAKIL
 Büyük Çakıl plajını sevme sebebim, rengarenk taşların, yeşile kayan tondaki denizin dalgasıyla her buluştuğunda inanılmaz güzel parlaması ve en önemlisi de araç park sorunu yaşamadan, Kaş'ın merkezinden 10-15 dk'da yürüyerek bile ulaşabiliyor olmanız. Şezlong ve şemsiye, eğer işletmeden bir şeyler yiyip, içerseniz ücretsizdi. Ama biz gittiğimizde bayram değildi ve bayramda giriş ücretli olur mu emin değilim.
Küçük Çakıl!
Ah! Linç edilmeyeceksem, Küçük Çakıl'a bayılmadığımı söylemekle söze başlamalıyım, çünkü ben işletme olan paralı girişin olduğu, yan yana ve sıkışık nizamda şezlongların olduğu, yanımdakine kitaptan bir şeyler okurken, yan şezlongun gürültüsünü duyduğum, dip dibe yerleri sev-mi-yo-rum. Küçük Çakıl'da plaj yok resmen, denizi güzel eyvallah, zaten Kaş'ta kötü deniz yok ama kayaların üzerine oturtulmuş şezlong ve şemsiye yığınından manzarayı bile zor gördüğünüz bir yer burası. Bu gidişimizde kapısından bile geçmedik, ilk gittiğimizde yaşanan şezlong kavgası ve yer bitmiş olma derdinden dolayı işletmesiz ve halka açık plajlarda biz daha okeyiz, siz isterseniz önden buyurun.
Bu arada Küçük Çakıl'da ayan yana 7-8 adet beach var.Biz Derya Beach'e gitmiştik, yemekleri gerçekten başarılıydı, akşam üstü kokteyl ve müzikten keyif alan birileriyseniz, bizim aksimize bayılabilirsiniz.
6)KEKOVA TEKNE TURU VE KALEKÖY
Kaş'ın en güzel halini, en güzel denizini, en mavi koylarını, en tarihi yolculuğunu içeren, bu saydıklarımın hepsini tek bir günde yaşayabileceğiniz en güzel kısım; Kaş-Kekova Tekne Turu. Bunun için de Kaş'tan değil, ikisini de denemiş ve yapmış bir çift olarak Üçağız'a varıp oradan tekne turu yapmalısınız.
 
Bu Kaş rotamızın en güzel ve sizlerinde en çok ilgi gösterdiği kısım olduğu için ayrı bir yazı olarak hazırladım, bu yazı Kaş'ın çarşısı, gezilebilecek yerleri ve yeme-içme önerileri ile devam ederken, ayrı bir sayfada tekne turumuzun en güzel güzergahı Batık Şehir ve Kaleköy gezimizin detaylı gezi rehberi yazıları için buraya tıklayabilirsiniz.
 
 

KAŞ GEZİLECEK YERLER VE YEME-İÇME REHBERİ

Erguvanların sarktığı, yasemin kokularının burnunuza değdiği, Kral mezarı gibi antik kalıntıların hemen kenarından yürüyebildiğiniz, dar sokakların birbirinden hoş mekanlara, hatta geceleri yıldızların altında yürüyüp, mum ışığında sofraların kurulduğu restoranlarda akşam yemekleri yiyebileceğiniz Kaş'ta gezilecek yer kadar, yeme içme için de alternatifiniz bol.
 -Birbirinden bol hediyelik eşya ve takı dükkanlarının olduğu, Bodrum'un içi, Alaçatı'nın o samimi sokakları varsa, Kaş'ında Uzun Çarşısı var. Uzun Çarşı kesinlikle yeme-içme işini hallettikten sonra, akşamları birer doz dolaşmanız ve sokaklarında kaybolmanız gereken bir adres.
 
-Çarşının içinde birbirinden güzel takıcılar var ama favorim Yeti diye bir dükkan, hem uygun, hem de çok güzel el emeği ürünler var. Onun dışında tek tek isim vermiyorum, hepsine bakarsınız, içlerinde kendinizi kaybedersiniz biliyorum.

Peki Yeme-İçme İşini Nasıl Halletmek Gerekir, Çok Alternatif Var?

-Bir kere kallavi bir gün batımı manzarası, bira ya da kokteyl keyfi için Deja Vu Cafe&Bar,
-Kalabalık değilse ve gümbürtüye geleceğiniz bir insan yoğunluğu yoksa, tekne şeklinde masalarda yemek yiyebileceğiniz Gaş,
-Et! Et! Et! diye ölen, mezeye tapan, rakıya ya da rakı masası sohbetlerine düşkün biri iseniz, kesinlikle ZAİKA! Adını büyük harflerle yazdım çünkü, büyük harflerle yazılmayı derinden hak ediyor. Rezervasyon şart, sezonda ve hafta sonu gidecekseniz en az bir hafta önceden rezervasyon yaptırmalısınız.Favorim; İsli kebap. Yanına da Caciki, zaten sofrada onların özel spesyeli pul biberli ekmek, daha ne olsun! Meze tabakları 14 TL, ana yemek kebap olacaksa etler 30-35 TL civarı değişiyor.

-Özel pişirme teknikleri kullanan, hoş sohbet işletme sahipleri ve unutamadığımız Pancar çorbasının adresi; Retro Bistro.
 -Anne eli değmiş, pişili bir serpme kahvaltı için Bi Lokma,
-Ve son olarak müzikli, mezeli bir akşamla Kaş'a veda etmek için Ruhi Bey Meyhanesi,
Rotanın devamı olan detaylı Kekova rehberi için buraya tıklayabilirsiniz
0 Comments

Leave a Comment

error: Content is protected !!