KARADAĞ-MONTENEGRO

Montenegro'dayız. 6 yıl önce gelip de, hayran kaldığım o Karadağ sokakları. Küçük İtalya diyorum ben buralara. Sokakları şahane, hatta binalar ve sokakları hayatın bir parçası gibi gördüğüm için sanıyorum bayılıyorum buralara. Olayların geçtiği set gibi çünkü her bir sokağı. Kayıtsız kalmak imkansız illa birine daha çok bakıp, diğerinden bir kaç defa daha turluyorsun. Duvarlardaki taşlara dokunup, eski dokuyu seyre dalmak harika, şimdiki zamanın reklam panoları gibi kocaman kocaman ilanlardan eser yok. Geçerken bir tek siz seyrediyorsunuz. Bir tek sizin satın alacağınız ve bakarken anıya dönüştürdüğünüz heyecanlar var içinde. Tuhaf bir his. Sanki aynı anda birçok hayatı yaşıyormuş gibiyim Karadağ'da. Zaman yatay değil de, dikey geçiyor gibi, hiç bir şeyi ıskalama telaşı yok içimde, adımlarım hafif, telaşa dair tek şey keşif tutkum sadece...
Balkanların göz bebeği Karadağ ve Adriyatik kıyılarında yer alan eşsiz güzellikteki kıyıları ile şehre giriş yaparken, arabanın camından yine buralara kavuşmanın içimde yarattığı bir bayram havası. Efsane plajları var, yemyeşil bir doğa, yine Unesco koruması altında çokça noktası, müziğin kesilmediği sokakları, yapıları... Saymakla bitmiyor Karadağ. Çünkü hem Avrupa'nın geneline göre daha ucuz bir yaşam, hem de tüm zevklerinize karşılık verecek bir dolu zenginliğe sahip. Gezilecek bölgeleri ana hatlarıyla ikiye bölebilirsiniz. Podgorica Karadağ'ın başkenti, Budva ise benim maalesef pek beğenmediğim ve gittikçe Türkleşen kısmı.

Sveti Stefan kulaklarımı neredeyse kepçe gibi yapıp, yandaki rehbere eklenti olduğum ve tur grubuna salça olup hemen fotoğraf çekmek için en güzel noktayı öğrendiğim güzel bir yer. Böyle verdiği kent manzarası nasıl biliyor musunuz? Hani bazı tatil fotoğrafları vardır, zoraki gülümsersiniz, hani sırf benim burada fotoğrafım olsun da, toplaşınca göstereyim derseniz. Yok öyle değil işte, manzarayı görünce zaten ağzınız, kulaklara doğru senkronize uzuyor.

Yazının büyük kısmını ayıracağım Kotor ise, ikinci kez kavuşup, yine tekrar geleceklerimin arasına aldığım o tatlı yaz şehri...
Hatta Kotor'dayken, "Ya böyle içimde beş tane Özlem var sanki" demiştim Alico'ya. "Nasıl yani çoklu kişilik bozukluğu gibi mi" demişti. Yahu ben ne diyorum, sen ne diyorsun hahaha. Yani bir yere gittiğimde başka başka insanlar oluyorum. Her şehir başka bir şey hissettiriyor, sanki oraların ruhuna bürünüyorum. Bu kez kendimi özgür hissediyorum, bazen oturmak istiyorum sadece geleni geçeni izlemek, bazen de haydi ya gün bitmeden şurayı da görelim diye atletik koşucu gibi oluyorum. Bana bunu hissettiren yer; Kotor...  Akdeniz'in şirin kıyı şehri.

Sadece denize kıyısı olan harika plajlarıyla değil, barok mimariye çokça rastlayacağınız bozulmamış tarihi dokusuyla da kesinlikle içinizdeki gezme hevesini körükleyen bir yer burası. Tarihi şehir merkezi Stari Grad zaten UNESCO Listesinde. Taş yapılar buranın ortak özelliği, hepsine baka baka kaybolmak günün en temel görevi.
Aziz Trifon Kilisesi, hatta 13. yüzyılda yapılmış Aziz Lukas Kilisesi ve Napoleon Tiyatrosu ilk listeye not aldıklarım arasında. Dünyanın en güzel körfezleri arasında ilk 10'a adını yazdıran Kotor Körfezi’ni en güzel izleyeceğiniz yer ise, yazıyı sonuna kadar okuyup, çoklu kişiliğe ses verenler için geliyor; Fortification Tepesi. 


KOTOR GEZİ REHBERİ

Karadağ, Balkanların yükselen yıldızı olan bir ülke. Hem denizi, hem güneşi, hem tarihi ve dar sokakları, hem de akşam saatlerinde meraklısına sunduğu eğlence ve müzik ziyafetleriyle tüm Avrupa'nın yoğun ilgi gösterdiği bir ülke.
Benim Kotor'u en çok sevme nedenlerim arasında dağlarla çevrili, muhteşem plajlarında denize girmek ve tarihi dar sokaklarının bana hissettirdiği dokuyu solumak geliyor.

Budva maalesef gittiğimizde, kalabalıktan yürüyemediğimiz, 10 sene öncesinde Rusların yoğun ilgi gösterdiği Bodrum sokaklarını andırırken, koşarak uzaklaşmak istediğimiz bir yüzü oldu Karadağ’ın. Ama Kotor bambaşka, iki gün verdiğimiz ve konakladığımız otel için Instagram'dan hepiniz mesaj atmıştı. Böyle tarihi ve vintage bir konaklama yapınca, atmosferi ve dokusuyla şehrin özlediklerinizden biri olacağına garanti verebilirim.

Konaklama yaptığımız otelin linkine buradan ulaşabilirsiniz.
 

KARADAĞ GEZİ REHBERİ

Eşsiz bir Balkan ülkesi olan Karadağ, yaklaşık 620 binlik nüfusuyla küçük ama sevimli bir ülke. Kotor ise, hem kışın dağ ve kayak merkezleri, hem de yazın alternatifli seyahat keyfi yaşatan noktalarıyla dolu dolu üç günü hak eden bir şehir.
-Karadağ’ın UNESCO Dünya Mirası Listesine girmiş bir kıyı şehri Kotor, şirin bir Akdeniz şehri. Gezmeye tarihi şehir merkezi Stari Grad’tan başlamak gerekiyor. UNESCO Dünya Mirası Listesinde.

-Sonrasında spontane olarak taş sokaklarda kaybolduktan sonra, Aziz Trifon Kilisesi ve yapımı 13. yy'a dayanan Aziz Lukas Kilisesi'ni gezmelisiniz.
-19.yy yüzyıl mimari örneği Napoleon Tiyatrosu‘ndan sonra, tepe manzarası için gün batımını yukarıda belirttiğim yerden izleyebilirsiniz.

-Perast, benim kaybolduğum, bayıldığım ve bazı sabahlar düşlediğim rüya gibi bir yer. Kotor merkezden 14 km uzaklıkta yer alıyor. Araçla Kotor'un merkezinden 5 dakika. Barok mimarinin izlerini görüp, arnavut kaldırımlı taş sokaklarda, kitaplardan fırlamış bir karakter gibi hissedeceğiniz bir yerleşim yeri. 400’den az bir nüfusu var ve küçücük yerleşim yerinde UNECSO tarafından Dünya Mirası Listesine dahil olan, St. George ve Our Lady of the Rock adalarına karşı bir şeyler içip, denize girmek inanılmaz.

 

-Maalesef kentte yaz aylarında otopark ciddi sorun, tarihi şehrin girişinde 20 arabalık bir otopark yeri var, tüm gün ücretsiz ancak başta İstanbul plakalı, sonrasında da lokallerin işe gidip gelirken park için kullandığı araçlar sıklıkta olduğu için yer bulmak ciddi sorun.
-Denize girmek için en nefis özel işletme ve koy; Bajavo Kula Beach. Orada dağlara karşı girdiğim denizi hala unutamıyorum.

-Yemek için iki gece üst üste, Budva'ya gittik. Sadece yemek yiyip, döndük. Bizi devamlı oraya götüren bu efsane aile işletmesinin adı; Konoba Bacon Restoran. Fiyatlar ucuz, porsiyonlar büyük ve güler yüz şahane. Bebek için bebek mama koltukları bile var.

Rotanın son yazısı Dubrovnik Gezi Rehberi'ne buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

0 Comments

Leave a Comment

error: Content is protected !!