HALLSTATT

BİR DÜŞTEN ÇOK DAHA FAZLASI; HALLSTATT

Günün aydınlanmaya başladığı saatlerde, koşturmaya değil de sakinliğe uyanan kasabalar var. Avusturya'nın gözbebeği, Hallstatt benim için bunlardan biri.
Şu elektrikli tekneye binip, sabahın erken saatlerinde göle açıldığımız o anı ve huzuru unutmam asla mümkün değil. Doğa biz insanlar ve diğer canlılar için nasıl bir ziyafet sunuyor bize her seferinde? Nasıl güzel anları ödünç veriyor bize. Hadi yine benim sıram gelmiş olsun. Doğa bana yine ses etsin, sıran geldi desin de o ana dönüvereyim yine istiyorum, Hallstatt'ı hatırladığım anlarda... 

Burayı araştırırken okuduğumda yok artık dediğim şeylerden biri de; Hallstatt Kasabasının aynısı evlerin formatı ve göl kenarında oluşuna kadar her şeyiyle Çin'de inşa edilmiş ve orada minik bir Hallstatt kurulmuş olmasıydı. Üstelik Çin'de inşaa edilen, bu kasabada evler milyon dolarlara satılıyormuş. Kafanızı çevirip her yerde, Çinli ve Japon turistler gördüğünüzde ister istemez işin ciddiyetine inanmaya başlıyorsunuz.
Yapay olanın değil ama doğal olanın, korunanın her zaman ne kadar rağbet gördüğü, ne kadar hayranlık uyandırdığının yeryüzündeki en güzel güzergahı bence; Halsttat'ın ta kendisi.

Biz araçlı olduğumuz için, köyün hemen girişindeki paralı otoparka koyduk aracımızı. Hatrı sayılır bir otopark parası ödediğimizi anımsıyorum; 17 Euro gibi. Tabii ki turistik güzergahların kaçınılmaz tarafı maalesef ki bu.
Bana en çok soru; Viyana'dan buraya ulaşım ile ilgiliydi. Viyana'dan Hallstatt gerçekten uzak. Tren yolculuğu yaparak, aktarmalı olarak uzun bir yolculuk sonrası ulaşılabileceğini biliyorum. Hatta yakın bir arkadaşım, sırf çok merak ettiği için hafta sonluk Viyana'dan Hallstatt'a gitti ve uzun saatler tren yolculuğu üzerine, araç girmeyen bir köy olduğu için trenden feribota aktarma yaptığını söyledi. Dolayısıyla en mantıklı ulaşım şekli; bizim de yaptığımız gibi araçlı olur diye düşünüyorum.
Konaklama konusunda Hallstatt'ta tercihleriniz oldukça fazla; Seehotel Grüner Baum, Wohlfühlhotel Goiserer Mühle, Landhaus Koller ve Hotell Seevilla gibi Hallstatt'a yakın noktalardan bütçenize uygun olanı ve müsaitlik durumu uygun olan alternatifleri değerlendirebilirsiniz.
Köyün gezginlerin seyir defterine "Dünyada mutlaka görülmesi gereken köylerden biri" olarak geçmesinin sebebi elbette doğası, Avrupa'nın en eski yerleşim yerlerinden biri olması ve 7000 yıllık tarihi dokusu. Her ev böyle maket gibi, her evin üzerinde yazan fontlar önünde durup, beş dakika incelemek için yazılmış adeta. Kasabanın meydanı olan Market Square, şirin binalar ve restoranlarla çevrili. Tam ortasında durup, renklere kendinizi teslim etmenin terapi sayılacağı cinsten.
Hallstatt bir uçtan diğer uca yürüyerek maksimum 35 hadi bilemedin oyalanarak, 40 dakikada gezilebilecek küçüklükte. Ama kasabanın en zevkli aktivitesi kesinlikle Instagram'da videolarını paylaştığım elektrikli tekne turu.
 
Tekneden inince sol tarafa doğru 20-30 adım atınca kasabanın minik ama çok sevimli meydanına ulaşıyorsunuz. Burada bulunan restoranların önündeki masalarda oturup, kasabanın kışını hayal etmek harika oluyor. Yemek hayal kırıklığı olduğu için hem pahalı olduğundan, hem de lezzetine değmeyeceğinden çok turistik bulduğum için öneri sunmuyorum. Yeme içme için, yol üstü diğer harika Avusturya kasabaları ile sizi tanıştırdığımda bana hak vereceğinize eminim.
Kasabanın en sonunda, gölün üstünde yeşil bir park var. Oraya kadar mutlaka yürüyün. Çünkü bu yeşil alanda oturup kasabayı uzaktan izlemek de çok keyifli.
Bunun dışında kasabada eski bir tuz madeni bulunuyor. Füniküler ile yukarı çıkıp orayı gezebilirsiniz. Hallstatt ve tüm gölü tepeden görebileceğiniz çok güzel bir seyir terası var, burası Skywalk olarak geçiyor ve Avusturya ile Slovenya manzarasının sizi kucakladığı bir nokta olduğu için, eşsiz güzelliği için kesinlikle çıkmalısınız. Son füniküler saat 16:00'da.
 
Bu Salzwalten (tuz madeninde), dağın içinden geçtiğiniz tünellerde tahta kaydıraklardan kayıyorsunuz ve aşırı eğlenceli. Salzwelten dünyanın en eski tuz madenlerinden biri. Fünikulerle Hallstatt'ın aşağısından yukarı tırmanılıyor. Tepede Jülyen Alplerinin bu muhteşem manzarası  kucaklıyor sizi. Tuz madenlerinin derinliklerine indiğinizde sizi çok eski çağlardan kalma bir tuz madencisinin mumyası karşılıyor. Madenin içi 10 derece olduğundan girişte hem o havayı solumak, hem de moda girmeniz için madenciler gibi tulumlar veriliyor ve öyle geziyorsunuz, bu yüzden herkes çocuklarıyla gelmiş, çocuklu aileler içinde güzel ve aktivite dolu bir rota olabilir Hallstatt.
 
Dünyanın en güzel 10 köyünden biri olarak seçilen, UNESCO Dünya Mirası Listesi'ne adını yazdırmayı başarmış, o kartpostallardaki kasabanın kendisi küçük ama önünde uzanan göl sonsuzluk.
Hallstatt, Avusturya'da Viyana'ya göre uzak ama bizim rotamız olan Salzburg'dan daha yakın olan Hallstatter Gölü kıyısına konuşlanmış muhteşem doğaya sahip bi' yer. İşte bu yüzden yeme, içme, dükkan ya da cafe önerileri için değil belki ama sırf atmosferi ve doğası için bile gezilesi güzellikte.
YOL ÜSTÜ HARİKA AVUSTURYA KASABALARI
1. Bad Ischl
Bad Ischl, bizim yol üstü kasabalarından en beğendiğimiz asabalarından biriydi. Avusturya'nın termal suyuyla ün kazanmış bu ara durağımız, Traun nehri kıyısında ve Salzkammergut bölgesinde yer alıyor. Ortalam nüfusu 15.000 civarında ve kasabadaki türk nüfusu inanılır gibi değil. Salzburg'a yaptığımız gezi daha detaylı olduğu için sağlam bir şehir rehberi ekleyeceğim burası ile ilgili ama ondan önce, Bad Ischl'a ister Hallstatt'tan, isterse Salzburg'tan uğramanın gayet mantıklı olduğunu belirteyim. Eski Avusturya-Macaristan imparatorlarının dinlenme, avlanma alanı olarak bilenen kasabanın harika bir parkı var. Cafe Sissy, yemek için değil ama tatlı ve kahve için dekorasyonu hoş, kanal kenarı bir öneri. Heli's Pizza ise enfes servis ve lezzetiyle kesinlikle denemeniz gerekenlerden.
2.Schörfling Am Attersee
Avusturya'nın bu muhteşem kasabasında, gün doğumunu böyle yakalayarak, güne başlayanlar var. Bu manzaraya Avusturya'nın refah düzeyi oldukça yüksek, her eve bir klasik otomobil ve en az bir yatın düştüğü Attarsee kasabasında rastladık. Bazen para ya da güç, hayatı yakalamak için hiç bir şey ifade etmiyor. Çünkü sabahın kör karanlığında kalkıp, bu manzarayı izlemek istemek muhteşem bir yaşam enerjisiyle eş değer. Yat limanı, evleri ve doğası ile kesinlikle uğrayıp, görülmeli. Kasabayı çevreleyen, Wolfgang gölü, Salzburg ile arada kalan Mondsee, daha kuzeydeki Attersee ve Traunsee gibi kasabalara da harika bir doğa manzarası vermiş olduğu için buralar da bölgede not edilesi diğer adresler.
3.Sankt Wolfgang
Sankt Wolfgang, yol üstü sürpriz durakların en şaşırtanlarından ve en beğenilenlerinden biri oldu bizim için. Konum olarak, Salzkammergut yolu üzerinde yer alan köy, etrafını çevreleyen geniş gölü ve özellikle spa amaçlı hizmet veren otelleri ile turistlerin ilgi odağı olmuş. Dar ve virajlı yollardan, dağ ve gölün birleştiği manzara eşliğinde köye vardığınızda, ilk sizi büyüleyen özelliği kesinlikle mimarisi ve binaların dış cephelerindeki çizimler. Hediyelik eşya dükkanları, gölde tekne turuna imkan veren renkli kayıkları, spa merkezlerinin ihtişamını taçlandıran lüks otelleri ile kesinlikle rotanıza eklenesi...
4.Sankt Gilgen
İşte burası benim cumbalı evleri, önünden çiçek sarkan balkonları ile kalbimi bıraktığım ve dünyanın en huzurlu, en güzel yeri dediğim masalsı güzellikteki St. Gilgen kasabası. Hayat bizim gibi Bad Ischl'ı ararken, siz Attersee ile tanıştırıp, oradan da yolunuzu kaybedip St. Gilgen'i şans eseri bulacak kadar çok güldürsün sizi, beni, gülmeyi ve seyahati seven herkesi! 
St. Gilgen için sunumu ve tatlıları ile unutulmayacak Cafe Nannerl, kasabanın en tatlı bonusuydu benim için...
0 Comments

Leave a Comment

error: Content is protected !!