GİETHOORN

Aynı zaman diliminde, farklı bir dünyadayız sanki şu an.
Her şey masal kitaplarından fırlamış gibi, her şey, tüm evler, kanalın içerisinden geçen su, hemen sağında biten çiçekler, içlerinde sanki masal kitaplarının karakterleri yaşıyormuş gibi duran evler, evlerin çatıları.
İlk defa bir yeri betimlerken ne yazmam, hangi kelimeleri, hangi sıfatları özenle seçmem gerektiğini düşünüyorum.
Bahsettiğim köy Giethoorn Köyü.

Doğanın nasıl bozulmadan korunabildiğini,
Suyun üzerinde kanalların arasından geçip, evlerin içindeki hayatları hayal ederken kanalın kendinden bir ritmi olduğunu,
Kalbinin atışının müzik sesi çıkarabildiğini,
Mutluluktan gözlerinin yaşardığını ve buradayken, bu masal köydeyken bile ömrümde bir daha bir daha gelme isteğinin dileğe dönüştüğünü görüyorum içimde...
Giethoorn, Hollanda’nın Overijssel eyaletine bağlı bir su köyü.
Slovenya-Avusturya rotasında rastladığımız ara kasabalardaki gibi, burada da her evin kendine ait bir tekne park alanı var. Turistler köyü doldurmadan erken saatlerde geldiyseniz, duyabileceğiniz tek ses kanaldaki teknenizin ve etrafta size eşlik eden kuşların cıvıltı sesi.
Neden yazıyorum, neden paylaşıyorum.
Çünkü düşünüyorum da dünya asla sadece bana ait değil, erişebilecek olanların, ilham alması, erişme şansını zor bulacak ya da bulamayacak olanların da dünyanın sunduğu bu güzelliklerden haberdar olup, an'ımın içine dalması en büyük mutluluk sebebi benim için.
 
AMSTERDAM'DAN GİETHOORN'A ULAŞIM
Biz 4 kişi olduğumuz için günü birlik araç kiraladık. Ki aşağıda, Amsterdam'dan araçsız buraya nasıl gelinebileceğini sizinle paylaştıktan sonra, sizinde araçlı gelmeyi daha çok tercih edebileceğinizi düşünüyorum. Ama elbette ki karar sizin.
 
Araç kiralayan gezginler için bir güzel haber vereyim, yazını bilmiyorum ama kışın araçlar için herhangi bir otopark ücreti alınmıyor ve köyün içerisinde araç trafiği olmadığı için girişteki park gelen herkese yetecek kadar büyük. (Yazın durum nasıl oluyor, daha farklı ise deneyimleyen arkadaşlardan, yazının sonuna yorum alabiliriz. Böylece herkes faydalanmış olur.)
Amsterdam'dan bu masal köyle ulaşımın nasıl ve ne gibi maliyetlerde olduğundan bahsedecek olursak;
Giethoorn ile Amsterdam arası araç ile 120 km. civarında.
Ama siz de eğer bizim gibi araçsızsanız ulaşımı şu şekilde sağlayabilirsiniz;
-İlk iş; Amsterdam Centraal‘a gidip tren bileti almak.
-Giethoorn’a ulaşmak için öncelikle Steenwijk‘e gidiş dönüş bir bilet alıyorsunuz, tek kişi gidiş-dönüş; 43,80€.
-Steenwijk’e zamansal olarak ulaşmanız 2 saatinizi alıyor.
-Steenwijk tren istasyonundan indikten sonra otobüs peronlarına yürüyüp, 70 numaralı otobüslere binmemiz gerekiyor, onun da maliyeti; Kişi başı 4,5€.
-15-20 dakika sonra Dominee Hylkemaweg otobüs durağında inip, hooop, alt geçitten karşıya geçince bu masal köye ulaşmış oluyorsunuz.

MASALLARIN KİTAPLARDAN FIRLAMIŞ EN GÜZEL HALİ; GİETHOORN
Hepimiz yollar kat ediyoruz, uzak, yakın, birine imkansız gelen benim mümkünüm, birinin gittiği yer benim uzağım oluyor. Giethoorn'da öyle sakin, dingin ve eşit bir hayat var ki, nüfusun büyük çoğunluğu yaşlılardan oluşuyor, bu huzurun dibinde yaş alırken içinizi genç tutmak diyorum içimden, hiç de imkansız değil. Hani herkesin benzer ya da ortak bir hayali vardır ya; Deniz kenarı, suya akraba, gün doğumuna aşina yerlerde bir evde yaşamak ister. İşte dünyadaki pek çok insanın ortak hayalinin, gerçeğe dönüşmüş hali Giethoorn.
Kışın ortasındayız, baharlar yakın. Ama güneş var ve biz dünyanın bence en masal köylerinden biri Giethoorn'dayız. Sabahın erken saatleri, turistler daha gelmemiş, kalabalıklar köyü teslim almamış. Bizde köyün en olmazsa olmaz aktivitesi ile güne başlıyoruz, kendi kullandığımız mini teknelerle nehrin ortasından geçen rüya gibi bir atmosferde, şirinler köyünü andıran evlerin arasında doğayla bütünleşiyoruz. Günün ilk sessizliğini bozan da huzurumuz ve heyecanımızın ritmi oluyor. Peki Giethoorn'u kim nasıl keşfetmiş. Benim uzun zamandır listemde olan ve gelmek için üç yıldır fırsat yaratmaya çalıştığım köy, Hollandalı film yapımcısı Bert Haanstra‘nın 1958 yapımı filmi Fanfare‘siyle keşfedilmiş. Başlarda sadece tekne ile ulaşım sağlanıyorken, zaman içinde köy nüfusunun artması ile çok güzel bisiklet yolları yapılmış, her evin önüne tekne park alanları açılmış ve kasabada hem düzeni bozmayan, hem de dokusuna uygun 180'e yakın ahşap köprü ile adalar bu asma köprüler yardımı ile hem birbirine bağlanmış, hem de her bir köprü evlerin kapılarına ulaşacak şekilde bir düzenlemeye gidilmiş. Yani nizam ve intizam, estetik ve huzurun toplamı burası ve yaşamın hiç alışık olmadığınız bambaşka bir yüzü kucaklıyor sizi.

Daha iyisini görene dek, dünyanın en güzel Hobbit Köy'ündesiniz, buna emin olun. Peki burada yapılacak en güzel aktivite nedir?

-Biri tekne kiralamak. Kiraladığınız tekne ile suyun üzerinde süzüle süzüle köyün evlerini seyre dalmak. Peki maliyeti nedir. Biz kışın gittiğimiz için kanallar tamamen dolmuştu ve öğle saatlerinde güneşin tepeye çıkıp, buzları eritmesini bekledik. Belki mevsimden dolayıdır bilemiyorum ama biz gittiğimizde tek bir tekne kiralama yeri vardı. Lacivert-kırmızı renk elektrikli teknelerin kaptanı siz oluyorsunuz. Minderli tekne isterseniz kişi sayısı farketmeksizin 22,50 Euro ödüyorsunuz.

-Diğer aktivite de, kanal turu yaptıktan sonra gözlerinizle seyre daldığınız evlere dokunarak, bahçelerinin hemen kenarından geçmek için, köyü asma köprüler yardımı ile yürümek. Ayrıca köyde gezebileceğiniz iki müze var. Olde Maat Uus, Lviv yazımda bulabileceğiniz Shevchenko Hay'daki gibi köyün 100 yıl öncesindeki yaşamla ilgili bilgiler edinebileceğiniz bir müze. Girişi 4€. Diğeri ise, Museum de Oude Aarde. Giriş kişi başı 3,5 euro, değerli taşları görebiliyor ve bilgi edinebiliyorsunuz.
Hollandalıların Venedik saydıkları bu köy inanın, anlattıklarımdan daha fazlası. Düşünsenize, köyde ulaşım sadece kanallar yardımı ile teknelerle, bisikletlerle ve yürüyerek sağlanıyor. Doğanın temizliği, kış güneşinde bile etrafın pırıl pırıllığını tasvir etmem imkansız. Evlerin çatıları bile sazdan, yani her şey o kadar doğal ve düzen kelimesinin karşılığını veriyor ki, beni burada bırak diyorum Alico'ya, hayallerin ne olacak diyor. Hayalleri gerçekleştirmenin yerle ilgisi yok ki, olduğun yerde de kilometrelerce ötede benzer isteklerde bulunup, benzer amaçlar için çabalayabilirsin. Neyse bu başka zamanın konusu diyor tutuyor elimi, süzülüyoruz biz yine, seke seke uçmak istiyorum ama kuştan bile farkımız yok burada, özgür hissetmemek, ruhuna ilaç gelmemesi için ekstra yapmanız gereken tek bir sebep yok. Hallstatt yazımda da paylaştığım ve yukarıda da bahsettiğim gibi, elektrikli tekneler burada da oldukça popüler, köyün girişinde bir çok bot kiralama alternatifi var ama mevsimden dolayı biz gittiğimizde tek bir yer açıktı.

Bootverhuur" Hollandaca "Bot Kiralama" demek. Biz 22,50 Euro'ya kiraladık ama yerlisi ile sohbetimiz esnasında, sezonunda saati 30 Euro ile 15 Euro arasında değişen alternatifler bulunabileceğini söyledi.

Bu rota burada sona ererken, dileyen herkesin kendi masalına hayat vermesini diliyor ve yorumlarınızı bekliyorum...

 

0 Comments

Leave a Comment

error: Content is protected !!