GAZİANTEP ŞEHİR REHBERİ

BİR DÜŞTÜ GAZİANTEP; ÇOCUKLUĞUMDAN BUGÜNE UZANAN...
Bir şehir düşünün çocukların yüzlerine baktıkça bambaşka bir toprağa ayak bastığınızı zannettiğiniz, insanların dudaklarının arasından dökülen sözcüklerin her birinde misafirperverliğin en zirve noktasını yaşadığınız ve gerçekten lezzetin doruklarına ulaştığınız... Üstelik metropol kentin yapay havasından alışık olmadığımız tüm bu içten duyguların hepsini, uçakla 1 saat 40 dakika uzaklıkta bulunan dibimizdeki bir şehir yaşatıyor bize; Gaziantep...

Baba tarafından Kilisli biri olarak, eskiden bazı kurban ya da şeker bayramlarında çocukken Kilis'e gittiğimizi, oradan da Gaziantep'e geçtiğimizi anımsıyorum... Taş binanın hayat verdiği avludaki küçük kız çocuğunu görüyorum fotoğraflarda, o benim. Ne kadar uzak oysa... Sonra uzak akrabaların doluştuğu uzun sofraların, tuvaleti dışarıda olduğu için oflaya oflaya gece annemin benim elimden tutup götürdüğü, sabahları kahvaltıda zahterle sıcacık fırında pişen ekmeklerin lezzetinin karma olduğunu, kahvaltıda bile abartısız sıcacık fıstıklı baklavadan kaç kere aşırdığımı bile hatırlamaya çalışıyorum ve hatırlamak bile mutlu ediyor... Hepsini hatırlamak bile çok güzelken ve anılarda yıllar geçse de taptaze kalırken, neden Gaziantep'e gitmeyelim ki diye geçiriyorum içimden ve hemen bir biletleme yapıyoruz en ucuzu ve en kampanyalısından...
Hem de hafta sonluk; Cuma-Pazar!

İşte bu yüzden Kilis'ten aşina olduğum lezzetleri, çocukluğumun pamuk şekere değil ama baklavaya ve fıstığa aşina tatlarını anımsayıp, o kültürü yeniden soluma fırsatı bulduğum için farklı bir keşif durağı oldu Gaziantep.
Şehirde kaldığımız üç gün boyunca, hem aile büyüklerimin donattığı sofralardaki lezzetleri, hem de Kilis'te yapılan kebaplar ve yöresel tatlarla kıyaslama yapma imkanı bulduğum bir seyahat olduğundan size benim için hem lezzetin, hem de gezinin en'lerini yazmaya çalışacağım.  

İlk olarak şehirlerarası uçuşlarda sezon değilse, çok uygun fiyatlı bir biletleme yapabileceğinizi belirterek söze başlamak istiyorum. Bugüne kadar gerek yurt dışı, gerekse yurt içinde bir çok havayolu şirketini deneyimleyerek uçtum. Fakat şehirler arası uçuşlarda özellikle AtlasJet'in sağlam kampanyaları olduğu için böyle yurt içi bir kaçış planınız varsa, sitesine bakmanızı öneriyorum.
Sebebine gelince; Hem çok ucuza bilet bulabiliyorsunuz, hem de Gaziantep, İzmir ya da Rize hangi şehir olursa olsun, Türkiye genelinde havalimanına varıştan sonra şehir merkezinin birden fazla lokasyonuna ücretsiz servisleri var. Antep'e adım atar atmaz da, yaklaşık 45-50 dakikalık kısa bir yolculuktan sonra merkeze (ki oteller bölgesi de buraya yakın) varabiliyorsunuz. Üstelik yapacağınız bu kısa yolculuk boyunca uzun uzadıya fıstık ağaçlarının süslediği tarlalardan geçiyor ve bizim gibi şanslıysanız şoförün verdiği bilgilerle fıstığın hangi mevsim olgunlaştığı, hangi ayda damaklara layık hale geldiğini detayları ile öğreniyorsunuz.


ASMALI KONAK İLE BÜYÜYEN HERKESİN, KALIRKEN TARİHE YOLCULUK EDECEĞİ BİR KONAK

Böylesi otantik bir şehre geliyorsanız, bence ilk dikkat etmeniz gereken nokta konaklama yapacağınız yerin size yansıtacağı ruh. Yani diğer bir deyişle, gezeceğiniz şehrin o eski ve geleneksel ruhunu size yaşatabilecek olması. Bunun için benim bir iki önerim olacak. Zaten kısa süreli bir seyahat olacağı için biz özellikle dokusu olan, tarihi, otantik bir yerde kalalım istedik. Böylece hem Gaziantep'in eski ve tarihi bir şehir oluşuna yakışan, hem de kahvaltıda sunduğu çeşitlilik, ikramlar ve odaların konsepti ile sokakta yaşadığımız dokunun, otelde de devamını sağlayan bir seçim yapmış olduk.
Şirehan Butik Otel: Bu bizim konaklama için tercih ettiğimiz oteldi. Zaten Bakırcılar Çarşısı, İmam Çağdaş, Tütün Hanı ve Tahmis Kahvesi gibi şehrin gezilip görülmesi gereken en temel yerlerine yürüme mesafesinde.

1885 yıllık tarihi heybetini, her adımınızda hissettiğiniz bu otelin geçmişteki tarihi önemi çok büyük. Öyle ki; zamanında İpek Yolu üzerindeki en büyük kervansaray olma özelliğini taşıyormuş. Her biri inanılmaz misapirperver ve yardımsever çalışanları ile konuşup, Şire Han'ın adının nereden geldiğini sorduğumda hikayesi olan bir yanıt aldım;
"İlk kurulduğu dönemde, 1885'li yılların başlarında adı her ne kadar "Belde Han" olsa da, üzüm, fıstık ve pekmez alım satımı yapıldığı için halk arasında zamanla "Şire Han" olarak yer etmiş ve günümüze kadar gelebilmiş."
Yaklaşık 130 yıllık bir konak olma özelliğini inanın her köşesinde hissedebiliyorsunuz. Kahvaltı salonu ve asma katlarından tutun da, otantik kilimlerle süslenen odaların yer aldığı koridorlara ve hatta bahar itibari ile insana mutluluk katacak avlusu ile tam bir ayaklı tarih. II. Abdülhamit dönemine uzanan inşaasını duyunca, kendinizi o atmosferde sultan sanmanıza şaşırmayacaksınız eminim. Odalar gayet temiz ve tarihi dokudan nasibini almıştı. Lokasyonu gayet iyidi. Çalışanları çok kibar ve özenliydi. Kahvaltısı da güzeldi , sadece çok mükemmel denebilir mi sadece ondan emin değilim. Onun da sebebi şu; Aklınızda soru işareti kalmasın. Sunum ve açık büfe gayet taze kahvaltılıklarla doluydu. Fakat biraz daha yöresel lezzete yer verseler, sonuç daha tatmin edici olabilir diye düşünüyorum. Zaten inanın sabah kahvaltısı için sadece iki gün oteldeydik. Çünkü sabahları erkenden kalkıp, yalnızca sabahın erken saatlerinde hizmet veren ve öğlen olunca servisi kapatan ciğerci ve yerel halkın kapısında kuyruk olduğu beyran çorbasını deneyimleyeceğimiz yerlere gittik. (Adresleri aşağıda vereceğim.)
 
Anadolu Evleri: Güzel bir fotoğraf karesi için biçilmiş kaftan olan avlusu ve bünyesinde barındırdığı şarap mahzeni ile otantik bir ruh yaşayabileceğiniz ikinci adres de hiç şüphesiz taş bina mimarisinin en güzel örneklerinden birini yaşatan Anadolu Evleri.
Zaten genelde kış aylarında bile rezervasyonları dolu olabiliyor. Burası da geleneksel tarzda bir mimariye sahip olan ve mobilyaların seçiminde klasik dokuya yer vermiş tarihi bir mekan. Bizim öncelikli tercihimiz olsa da, o tarihlerde tüm rezervasyonlar doluydu. Hatta gidip, kalan bir arkadaşımdan otel sahiplerinin çok kibar olduğunu ve saat beş civarı çay servisi ikramları olduğunu bile duydum. Klasik, ikramsever Antep insanı. Yüzde tebessüm yaratmaya bile yetiyor.
Bu iki otantik öneriden sonra, kesinlikle ikisinden birini tercih etmenizi tavsiye ediyorum. Ama illa ki lüksten vazgeçemem diyenlerdenseniz de; Hampton by Hilton Gaziantep aklınızda bulunabilir. Üstelik, bilgi paylaşımı için inceleme yaptığımda, otelin diğer şehirlerdeki zincirlerine göre, fiyatının biraz daha uygun olduğunu da eklemek de fayda var.
Doğu'nun Paris'i, Lezzetin İncisi
Batının fabrikasyon dalgasından nasibini almamış bir kent ise beklediğiniz, kesinlikle doğru yerdesiniz. Hatta çok sevdiğim ve neredeyse bir çok eserini okuduğum Amin Maaluf'un eserlerine aşina iseniz, hikayelerine konu olan dar ve bakır tonlarla betimlediği sokaklardan geçerken bir an olsun aklınız onun tabir ettiği Lübnan sokaklarına bile kayabiliyor Gaziantep'i dolaşırken. Çünkü kentin iç kısımları tam da bu şekilde sokaklarla dolu...

Şehrin çok başka bir dokusu var. Bu doku sadece yapılarının farklılığından kaynaklanmıyor. Ki zaten eski hamam, cami ve kalesi dışında kentleşmenin yoğun görüldüğü alanlarda caddelerin İstanbul'dan çok farkı yok gibi. Yerel halkın erkeklerinin hepsi tabii ki çalışıyor. Ancak İstanbul gibi Türkiye'nin metropol kentlerinde çalışan insanlardan çok daha farklı onlar...
Hepsinin yüzlerinde çalışmak ve eve ekmek götürmek zorunda olmalarının gayretini görebiliyorsunuz. Aşağıda paylaştığım kare buna en güzel örnek herhalde... 70 yaşındaki dede de hala yemeni zanaatini sürdürüyor, onun 7 yaşındaki torunu da o sanatı öğrenmek için alın teri döküyor...

Söz konusu Gaziantep kenti için ben, kendinden efektli şehir söylemini çok kullanıyorum. İnsanları, sokakları, bazı mahalleleri ve eskimiş yapıları ile gerçekten bir iki gününüzü ayırmanızda fayda olacağını düşünüyorum. Üstelik her şeyden öte, yurtdışına sıklıkla gitmekten çok daha farklı geliyor bana... İnsanın kendi ülkesinde, farklı şehirlere özgü, farklı kültürlerini görmesi, tanıması, aşina olması ve bazı değerlerin hala geçmişten günümüze az da olsa korunabilmiş olması fikri bile keşfetme sebebi için yetiyor bana.
Daha önceden gitmiş bir kaç arkadaşımdan, Gaziantep'e gidip, beklediklerini bulamadıklarına dair yorumlarda aldım. Ancak bence bu tamamen ne için gittiğiniz, beklentinizin ne olduğu ile ilgili bir şey. Beklentiniz bir lezzet şöleni ve bir kaç günlük otantik bir gezi ise bence doğru tercih yapmışsınız demektir. Şehrin üzerinizde bıraktığı kaloriler de bence kente dair sahip olabileceğiniz en tatlı anılar oluyor. Kaç gün yeter derseniz de, bence yakın şehirlere Halfeti, Kilis ya da Urfa gibi kentlere geçiş planınız yoksa iki gün yeter de artar, çünkü şehir zaten keşfedilesi kısımları düşündüğünüzde küçük sayılır.
O zaman hazırsanız, Antep'i keşfe çıkıyoruz!

GAZİANTEP GEZİ REHBERİ

Zeugma Müzesi
Çok uzun zaman sonra, Zeugma Müzesi'nden içeri adımımı attığımda İtalya'nın Pompei kentine yaptığım arkeolojik gezimizdeki kadar heyecanlandığımı itiraf etmeliyim. Coğrafyası ve yaşattığı mükemmel manzarasını düşündüğümde, benim de çok merak ettiğim bir yer olan Birecik Baraj Gölü'nün yapımı sırasında rastlanan kazılarda define avcılarının elinden kurtulan mozaikler çok modern bir şekilde düzenlenmiş olan bu müzede ziyaretçileri ile buluşuyor. Hatta öyle ki dünyanın en büyük mozaik müzesi olma özelliğini taşıyor Zeugma. Ve inanabiliyor musunuz? Bu değer bizimle ve bizim en önemli tarihi kentlerimizden birinde, dünyanın dört bir tarafından gelen ziyaretçileri ile buluşuyor. İçeriye girdiğiniz andan itibaren inanılmaz bir tarih serüvenine tanıklık ediyorsunuz. Cep yaptığınız hafızanıza çok güzel tarihi bilgiler ekleyerek ayrılıyorsunuz içeriden. Bir surat düşünün 2000 yıl öncesinde resmedilen, Mona Lisa gibi tüm dünyanın konuşacağı, hatırlayacağı bir yüz. Meşhur Çingene Kızı mozaiği. Orjinali çok küçük ama o bakışlarda düşlediğiniz hayat çok şaşırtıcı. İki bin yıllık mozaiklerin yıllar içinde define avcılarının talanıyla eksilen parçaları, lazer sistemiyle görüntülü olarak tamamlayan bir teknoloji ile donatmışlar müzeyi. Bu yüzden bu müzeye, ülke olarak ev sahipliği yapmak bile mutluluk verici.
Oyuncak Müzesi
Tarihlerinizi çocukluğunuza döndürdüğünüz, hafızalarınızı saklambaç oyunundan ayıramadığınız bir kaç saat yaşayacaksınız bu müzede. Saklambaç oynayan çocuk heykellerinin, maket bir araba ve unutulmaz çizgi film karakteri Simbad'ın bulunduğu girişi kadar, içeride göreceğiniz oyuncaklarda çok eğlenceli. 40'lı yıllardan, günümüze dek çeşitli ülkelerde üretilen oyuncaklar müzenin iki katında da, çok güzel bir düzenlemeyle sergileniyor. Hepsi titizlikle bulunmuş ve seçilmiş. Belki de babalarınızın, dedelerinizin, oynadığı ya da sizin çocukluğunuzdan hayal meyal hatırladığınız eski oyuncaklara bakıp, detaycılıklarına hayran kalıp benim gibi iç geçireceksiniz.
Atatürk Anı Müzesi
Bey Mahallesi'nde yer alan bu müzede Cumhuriyet sonrası Gaziantep ve Türkiye'nin değişim sürecini yansıtan bir sürü çalışmaya yer veriliyor. Atatürk'ün yaptığı reformları, görsel ve metinsel olarak destekleyen çalışmalara rastlamanız mümkün. Ayrıca Atatürk'ün Gaziantep'e geldiği zamanlarda kaldığı odadaki eşyaları, yatağı, kullandığı şahsi eşyaları da bu müzede görebilirsiniz. Milli mücadele yıllarında Gazi Mustafa Kemal Atatürk ile birlikte şehri ve ülkesi için çalışmış olan geçmişimizdeki unutulmaz kahramanları, Gaziantep’in ve Türkiye’nin yeniden yapılanma sürecindeki yapılan çabaları ve çalışmaları anlatan pek çok eşya, bilgi ve belge de müzede ziyaretçilerle buluşuyor.
 
Gaziantep Çarşıları
Gaziantep, hepinizin bildiği ya da duyduğu gibi çarşılarıyla meşhur ve bu çarşılarla bütünleşmiş. En gezilesi yerler arasında, Zincirli Bedesten & Kara Basamak Bedesteni yer alıyor.

Bir de tarihi Ankara kalesinin karşı sokağındaki Medusa Arkeolojik Cam Eserler Müzesi şehirde vaktiniz kalırsa, gezebileceğiniz yerler arasında. Burası Türkiye'nin ilk özel cam eserleri müzesi olma özelliğine sahip. Müze binası da, tarihi bir Antep evi. Aynı zamanda Almacı Pazarı, Tarihi Gümrük Han ve Bakırcılar Çarşısı da listenize isteğinize bağlı olarak eklenebilecek rotalar.
Emine Gögüş Mutfak Sanatları Müzesi
Türk insanının özellikle de Antep insanının misafir ağırlama geleneğinden yola çıkılarak oluşturulan müzede eski aile sofraları, misafir hazırlıkları ve geleneksel Antep yemeklerinin maketleri ile bu yemeklerin yapımında kullanılan mutfak eşyaları sergileniyor.
Tarihi Gümrük Han - Yaşayan Müze
Burası en özet haliyle, içeride bir çok el sanatını görebileceğiniz bir müze. Özellikle büyüklerimizin eskiden yaptığı ince el işlerine benzer çalışmalara rastlayabiliyorsunuz. Özelliği ise Antep'e özgü el işlerinin sergilenmesi ve tek bir tanesinin yapımının bile iki aydan önce bitmiyor olması.
 

GAZİANTEP YEME İÇME REHBERİ

TADILACAK LEZZETLER, YÖRESEL TATLARIN ADRESLERİ ÇOK, LİSTESİ KABARIK...
Halil Usta
Konu iyi et ve özellikle kebap ise, Halil Usta listenin en başında olmayı öyle çok hak ediyor ki, gerçekten gittiğiniz zaman anlayacaksınız. Yol üstünden çevirdiğiniz alelade bir taksinin içindeki taksiciden tutun da, konakladığınız otelin personeline kadar "Nerede en iyi kebabı yerim?" diye sorsanız, alacağınız cevap ortak; Halil Usta.

Zeugma Müze'sinin hemen arka tarafında, zaten öğle saatlerinde full oluyor, 15.00'ten sonra da pek servis yapmıyor. Gider gitmez, masanıza dumanı üstünde pide geliyor. Nar ekşili, bol limonlu, taze yeşillikli öyle ekşili bir salata getiriyor ki salataya bayılmayan ben bile ekşisine doyamadım. Sonra ortaya karışık kebap geliyor, lezzeti gerçekten iyi. İçerisinde simit ve adana kebabı var. Etlerin hepsi kuzu etinden... Porsiyonlar 15 TL civarında.

Küşlemesi de gayet lezzetli ama yani kebabı kadar özel gelmedi bana. Duvarlarında ziyaret edenlerin fotoğraflarından boş yer kalmayan ve yaklaşık 8 yaşında etin doğasını kavramaya başlamış, kasap kökenli Halil Usta'nın bu esnaf işi lokantasını mutlaka liste başı yapmalısınız.
İmam Çağdaş 1887
İstanbul'da dost sohbetlerinde adı geçer ya hani... "Bu özel gece için bilmem kim Antep'ten İmam Çağdaş'tan getirtti baklavayı" diye. İşte o meşhur herkesin dilindeki İmam Çağdaş aslında sadece baklavacı değil, iyi de bir kebapçı. Antep'in yerlilerinin hepsi burası ile ilgili farklı yorumlar yapıyorlar; Kimi çok turistik oldu, kimi ortalamaya göre biraz pahalı, kimi de mutlaka gidin gerçekten çok lezzetli diyor. Elbette gelmişken, deneyimlememek olmazdı. Kesinlikle hayatımda tattığım en lezzetli Ali Nazik'i burada yedim. Normal de Ali Nazik çok tercih ettiğim bir kebap türü olmamasına rağmen, iki porsiyonu zorladım. Yoğurt, sarımsak, yağ ve köz patlıcan dengesi o kadar iyi ayarlanmıştı ki, yediğiniz zaman eğer bana hak verirseniz Instagram'dan beni de kebabınıza etiketleyebilirsiniz.
Beyran'ın Hası; Metanet Lokantası
"Yemek işi benden sorulur" diyen her kesin mutlaka tatması gereken bir lezzet, denenmesi şart bir tat. Çorba deseniz tam değil, çünkü aynı zamanda yemek gibi de. Kelle-paçaya benzetseniz o hiç değil. İşin raconunda, daha doğrusu doğasında sabah erkenden kuyruğa girip, bu çorbadan içmek var. Bana biraz ağır geldi ama sabahları tıka basa dolu olan ve kadınlı-erkekli herkesin masa beklediği eski bir lokanta burası. Antepliler için sabah kahvaltısı beyran çorbası demek. Kapısında insanlar 07.00 itibari ile kuyruk oluyorlar. Acısı, acı sevenin bile gözlerini yaşartacak cinsten. Hava soğuk olsa da, içiniz beyranla bir yarım gün yüksek ısıda olacaktır eminim.
Peki nedir bu beyran? Pirinçler ve bilhassa kemikli olarak seçilen etler 11-12 saat suda hakkıyla haşlanıyor, iç yağ zahmetlice tereyağı kıvamına getirilene kadar işlem görüyor. Haşlanmış et, pirinç, et suyu, iç yağı, sarımsak ve bol acı çorbanın ana malzemeleri. Lokanta sahibi Mustafa Amca etleri, pilav ile yoğuruyor. Hepsi tek tencere de kaynıyor ama servise hazır hale geliş şekli biraz değişik; Önce pirinç, sonra haşlanan ve kemiğinden sıyrılan et, sonra da üzerine iç yağı dökülen tabak ateşe gönderiliyor. Ben şahsen haşlama et tadını çok seven bir damak tadına sahip olmadığım için çok bayılmadım ama kiminle konuşsam müptelası olmuş. Hakikaten de tam bir şifa çorbası, sanki içseniz bir yarım yıl hastalanmayacaksınız gibi... Bu arada lahmacunu da lezzetliydi onu da eklemekte fayda var. Kime sorsanız söyler ama yine de adresi; Kozluca Mah. Kozluca  Cad. No:11 Eski Buğday Pazarı Civarı
Beni Burada Bırakın, Üstümü de Fıstıkla Kapatın! Aman Allahım!
Katmerci Zekeriya Usta

Özellikle kebap ve tatlı diye bir ayırım yapmadan gidiyorum yazıda. Hazırladığım kısa notlarda zaten özet olarak önerdiğim adresleri göreceksiniz, kendinize göre öncelik sırasına koyabilirsiniz. Benim için Gaziantep "Katmerci Zekeriya Usta"dan ibaret. Kesinlikle ömrü hayatınızda tadıp, tadabileceğiniz en iyi katmer bence ya da ben daha iyisini yiyene kadar burası liste başı. İki kelimelik özet haliyle, katmer benim için; Fıstığın nirvanası. İnsanın kendine yapacağı en büyük şölen. Zekeriya Ustanın üçüncü kuşaktan torunu Mehmet Bey artık kasanın başında, gelen müşterilere ılık süt servis edilmesi için komut veriyor. Katmere hayat verense torunları... Bu katmerin en büyük özelliği malzemesi inanılmaz bol. İçerisinde kullanılan kaymak ve fıstık hem bol miktarda, hem de en iyi malzemeler seçiliyor. Şölenimiz, nam-ı değer katmer taş fırında pişiyor. Ilık sütle servis ediliyor, bunun sebebi de katmerin damakta bırakacağı fazla tatlı hissini sütle dengelemek. Porsiyonu; 17 TL. Yalnız tatlı konusunda paylaşımcı olmayan biri olarak söylemeliyim ki; Bir katmeri iki kişi bölüşmeniz daha mantıklı olur, çünkü hayli büyük. Yapılış Videosunu Instagram'dan paylaştım.
 
Çulcuoğlu Kebap
Burası konakladığımız Şirehan Otel çalışanlarının önerdiği bir kebapçıydı. Hatta Antep'e ayak bastığımızda yediğimiz ilk öğle yemeğimizdi. Lokantaya girer girmez, sizi Fıstık adında bir papağan karşılıyor. Adı gibi fıstığa müptela bir hayat yaşıyor. Oradaki tuzlu fıstıklardan ağzına besleyerek, komik bir fotoğraf çektirebilirsiniz benim gibi. Sonrasında masanıza oturuyorsunuz ve tadım yapmaya gelmiş olduğunuzu anlayarak hemen ortaya karışık bir kebap hazırlıyorlar. Öncesinde çorba ikramları var. Çorbasını çok sevmedim, böyle bir esnaf lokantasında ve Antep'te sıcak gelmesi gerekirken ılık geldiği içindir belki de... Önden getirdikleri salata ve cacıkla zaten hafifçe doyabiliyorsunuz. Nohutlu pilavlarının lezzeti çok iyiydi. Kebapları bana kalırsa lezzet olarak ortalama ama fiyatı Antep geneline göre çok ucuzdu diyebilirim. İki kişi kebap ve içecekler dahil 45 TL ödedik. Değişik bir tat deneyimlemek isterseniz, simit kebabı yiyebilirsiniz. Bol fıstıklı kadayıfı olduğunu ve çok övgü aldığını duydum ancak katmer odaklı olduğumuzdan o gün tadamadık. Siz tadarsanız, yorumlarınızı beklerim.
Ciğerci Mustafa ve Ciğerci Yunus
Sabah Beyran Çorbası içerek güne başlamak nasıl adetten ise, ciğer yemek de bir nevi kahvaltı kültürü olmuş Antep'te. Bunun için yerel halkın iki önerisi var; Ciğerci Mustafa ve Ciğerci Yunus... Antep'e gastronomik tur için gidenlerin listelerine iki adresten biri not edilebilir. Ciğerci Yunus'a gidemedik ama halkın çoğu Mustafa'yı daha çok öneriyor. Size gelecek ilk soru, ciğerinizi kavurma mı yoksa şiş mi istediğiniz olacak. Böyle durumlarda yan masalara bakar ve çoğunluk ne yiyorsa onu söylemeyi tercih ederim. Kavurma açık ara farkla masalardaki yerini almıştı onu söyleyebilirim. Ama iki kişiyseniz bir şiş, bir kavurma söylemek gibi bir şansınız da olacak. Yanında salata ikramı yapılan lokantadan ayranlarla birlikte, iki kişi 25-30 TL'ye ayrılabiliyorsunuz.
Üçler Kebap&Lahmacun&Baklava
Hem kebap, hem tatlı, hem de lahmacun olan bu restoranda baklavayı tadımlık deneyebileceğinizi söyleyip, doya doya baklava yemek için Koçak'ı tavsiye edeceğim. Antep'te yiyebileceğiniz en iyi lahmacun için burayı listenize dahil edin derim. Usta bir lahmacun yapmamış adeta, iç harcını kumaş dokur gibi dokumuş... Fındık lahmacunun boyutu bile oldukça büyük. Fiyatlar İstanbul'a göre normal, Antep içinse yerel halka bir tık pahalı geliyor. Adresi; Sarıgüllük Mah., Zübeyde Hanım Bulv. 16/C, Şehitkamil Merkez/Gaziantep
 
Aşina Gaziantep Mutfağı ve Evirgeç Yöresel Ev Yemekleri
Et, kebap, baklava tamam da Antep'in yöresel yemeklerini, o sofralara taşınan lezzetli yemekleri nerede yiyeceğim derseniz yine iki önerim olacak. Biri mantı evi olarak da geçen Evirgeç... Elbette sadece mantı yok, cacıklı arap köfte, kuru-kıymalı patlıcan dolması ve alinazik gibi yemekleri de deneyebilirsiniz. Burası yol üstünde çok küçük bir loklanta. Mantısı cidden çok lezizdi. Ama asıl favorimiz; Aşina Lokantası'ndaki yuvalama çorbası. Aşina'nın kuruluş tarihi eskilere dayanmıyor, yaklaşık 11 yıllık bir restoran ancak lahmacun ve yuvalama çorbasında doğru tercih olabileceğini düşünüyorum. İçli köfte ise dışı kalın ve cevizi az olduğundan bana hitap etmedi. Kilis'te beş kat daha iyisini yedim, orası çok net. Bu yüzden denemelerime göre değerlendirdiğimde Kilis'in içliköftesinin, Antep'inkinden çok daha lezzetli olduğuna imzamı atabilirim.
 
Bayazhan
Burası Antep'in gezilecek görülecek yerleri arasında listeye dahil edebileceğiniz bir rota. Gitmeden önce tarihi dokusu ve geçmişe dayanan yapısı itibari ile burada yöresel tatları tatmanın çok keyifli olabileceğini düşünerek heyecanlandım. Fakat yerli halk, bir kaç taksici ve otel personeli ile görüştüğümüzde maalesef gece fasıl için aile olarak ya da bir kaç arkadaşınızla gitmenizin çok iyi olmayacağını, çok fazla erkek olduğunu ve artık o doku içinde rahat eğlenebileceğiniz bir yer olmadığını söyledikleri için gündüz gezmekle yetindik. Ancak mutlaka Bayazhan'ı Kent Müzesi kısmı olarak görmenizi tavsiye ederim. Antep'in İngilizler tarafından bozguna uğradığı dönemlerde İngilizlerin karargahı olarak bile kullanılmış bir yapı. Yemekleri herkesin dilinde, hatta öyle ki çeşitli toplantı ve organizasyonlara da kurumsallaşan yapısıyla hizmet veriyorlar. Eğer gidip, tadarsanız mutlaka benimle de deneyimlerinizi paylaşırsanız sevinirim.
Koçak Baklava
Baklava dendiğinde Gaziantep'te Güllüoğlunun adı bile telaffuz edilmiyor. Oysa İstanbul'da başımızın tacı... Koçak baklavada bana sorarsanız Antep'in eni... Zaten bana gerek kalmadan, New York Times'ta bile adının geçtiğini öğrenince ne demek istediğimi anlayacaksınız. Baklava, Şöbiyet, Bülbül Yuvası, Havuç Dilimi hangisini isterseniz bolcasından yiyebilirsiniz. Annenize, evinize ikramlık fıstıklı kurabiye alabilirsiniz. İki ay raf ömrü var.
 Çelebioğulları Baklava

Kişilerin kendileri için "en iyi" diye bir kavram olabilir ama kesinlikle herkesin "en" kavramının değişiklik göstereceğini düşünüyorum. Bu sebeple her yerde tadımlık da olsa, tatlıdan da kebaptan da tatmaya çalıştım. Her masada bulunan fıstık ikramları çok nezaketli bir davranış ancak baklavası bana şerbetli geldiği için diğer tatlılarını çok tatmadım. Ama yine de yerel halkın baklava tercihi sorulduğunda listeye giren bir mekan olduğu için, sizin de bilmenizi istedim.
Erçelebi (Kadayıf İçin)
Mekanda 20 çeşit kadayıf tatlısı üretiliyor. Erçelebi'nin en spesiyal tatlısı sultan kadayıf ve kömürde kadayıf. İkisinin de ortak özelliği kömür ateşinde ağır ağır pişmesi. Erçelebi’de tercihiniz közde peynirli kadayıftan yana olabilir. Yalnız 15- 20 dakika kadar bekliyorsunuz. Nedeni tatlının közde pişmesi ve siparişten sonra taze hazırlanması. Kadayıftan önce tıpkı katmer yerken olduğu gibi, masanıza küçük bardaklarda soğuk süt ikram olarak gelecek. "Neden süt? " diye sorarsanız da; Süt sindirime yardımcı olup, kan şekerinin yavaş yükselmesini sağlıyor.
Bizim Gaziantep seyahatimiz bol lezzet keşfi ile geçti, Gaziantep'i bir kaç günde gezmek için hızlandırılmış tur yapsak nereleri gezeriz ya da evimize nerelerden salça, baharat vs. götürürüz derseniz bunları içeren hap gibi bir liste de yaptım.
Gaziantep'e hafta sonluk gidenlerin, görmeden ve tatmadan dönmemeleri gereken yazı için buraya tıklayabilirsiniz.

Gaziantep yazısının devamına ve şehirde bana göre "mutlaka" gezmeniz ve tatmanız gereken adreslerin kısa listesine, buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

2 Comments
  • Hazal

    Reply

    Merhaba, öncelikle elinize sağlık 🙂 Bayazhan’a gece fasıla gitmiştim. Kesnlikle söylendiği gibi bir yer değil, İstanbul’dan ya da yerli ailelerin geldiği çok keyifli bir mekan. Saz ekibi de yemekleri de harikaydı. Tekrar giderseniz mutlaka değerlendirin 🙂

    • özlemköksal

      Çok arada kalmıştık gerçekten, o kadar çok yazdığım şekilde yorum verenler oldu ki, çok ikilemde kalmıştık. Bir daha yolumuz düştüğünde, deneyiminizi dikkate alıp gideceğiz. Teşekkürler 🙂

Leave a Comment

error: Content is protected !!