FETHİYE / ÖLÜDENİZ – KELEBEKLER VADİSİ FARALYA


LİKYA YOLU, KELEBEKLER VADİSİ FARALYA VE FETHİYE ÖLÜDENİZ

Türkiye içinde hatrı sayılır koyda denize girdim ama bu tatil rotası keşfetmeyi en çok dilediğim, farklı zamanlarda dergilerden gördüğüm ya da dost sohbetlerinde bahsedilen ve tek tek, hatta yıllardır notlar aldığım o enfes koyları keşfetmek ve o masmavi sulara bulanmak için harika bir fırsat oldu.
En çok merak ettiğim koylarda, kah tekne turu ile, kah arabayı durdurup içimizdeki mayolarla bir anda, kah çadırda bir anda gece uyanıp, kamp ışığında denize girerek öyle güzel yıldızlarla, güneşle, geceyle, gündüzle mucize gibi geçti ki seyahatimiz, istiyorum ki herkesin ayağı bu kendi ülkemizin mavilerine değsin, yeşillerinde büyülensin hepinizin, herkesin gözleri. Tıpkı bizim gibi.
Faralya ve Kelebekler Vadisi olarak anılan Fethiye'ye yakın bu cennetin denizini nasıl anlatsam size, evren gerçekten dolduramayacağımız boşluklar yaratmıyor. Kelebekler Vadisi'nin denizinin yeşile çalan, sonra yer yer mavileşen pırıl pırıl suyunu görünce, içinde ne endişe varsa, gidiveriyor hemen, gökyüzünün en uzaktaki çizgisiyle buluşuyor denizin mavisi ve işte o an inanılmaz! İstediğim, özlediğim, aslında bildiğim ama çok derinine inmediğimiz bir sahil şeridimiz var bizim ve Türkiye evet yer yer çok duyulup, hemen tüketilen beldelerimizle dolu ama az keşfedilen ve burayı yazarken bile bozulmamasını yürekten dilediğim harika noktalarda hala var!

LİKYA YOLUNUN VİRAJLI VE MAKİLERLE DOLU YOLLARI, BİZİ FARALYA İLE BULUŞTURDU

 İlk başta Likya Yolu'ndan bahsedeyim size biraz. Likya Yolu, Türkiye'nin ilk uzun yürüyüş rotalarından biri ve Fethiye'den başlayıp, Antalya'da sona eren neredeyse 535 km'ye yakın yeşillik ve maviliklerle dolu bir doğa rotası. Instagram'dan bana Likya Yolu'ndan yürüyerek mi geçtiğimizi sormuştunuz, hayır bizim ulaşımımız tamamen araçlıydı, bu yüzdende Likya Yolu üzerinden kıvrılarak ve inanılmaz güzel dağ manzaraları eşliğinde vardık Kelebekler Vadisi ve sonrasında Fethiye'ye.
 

Peki Likya Yolu'nu yürüyerek geçmek isterseniz ne kadar zamanınızı alır?

Bu zor bir soru ve net bir cevabı yok, zorlu parkurlar üzerinden, uzun yürüyüşler sonrası bazen günde 8-10 km, bazen 25 km yürüyerek gidebilirsiniz, hızınız, mola ve duraklarınız değişkenlik göstereceğinden, bu rotayı yürüyerek geçen insanlar genelde 20-25 günde hakkıyla bitirebileceğinizi söylüyor.
 Geçen yıl bir arkadaşım yaptı bu rotayı ve kamp alanları anlamında sıkıntı çektiğini hatta Gelidonya Feneri civarında konaklarken çok zorlandığını çünkü geceleri akrepler ve böceklerden dolayı kamp yapmanın en azından bu rotada zor olduğunu dile getirmişti. O yüzden eğer yürüyecekseniz internetten yürüyüş rotasını hayata geçirenlerin kamp ve konaklama durakları ile ilgili sıkı bir araştırma yapmanızı öneririm. Bizim gibi bir kısmından ya da tamamından araçlı geçecekseniz sıkıntı yok, hatta bol manzara, çok mavi, derin bir rüzgar, yemyeşil dağlar vaad ediyor size.

LİKYA YOLU ÜZERİNDE GÖZÜMÜZÜN GÖRDÜĞÜ EN GÜZEL MANZARA

Likya Yolu üzerinden araçla Kelebekler Vadisi'ne geçecekseniz, dağ yolları çok virajlı ve oldukça bozuk. Özellikle köy yolları çok bozuk olduğundan bol bol frene basarak gittik. Ama ben size bir şey söyleyeyim mi?
Bu Likya Yolu neymiş, nasıl bir zenginlik, nasıl bir mirasmış anlatamam.
Hem uçsuz bucaksız ormanlardan, hem tarihi antik kentlerden geçiyorsunuz, hem de benim tam da bu kayanın üzerine tünediğim gibi adı bile duyulmamış, sadece teknelerle gelmenin mümkün olduğu, turkuvaz’ın bin bir tonuna sahip koy görüyorsunuz.
Alico ile bu mavinin tonunu görünce inanamadık, arabayla giriş mümkün mü acaba derken, zaten köy yollarında keçilerini otlatan köylülerden biri bizi gördü ve hayır dedi, yalnızca tekneler gidebiliyor ve ben her sabah otlatmaya çıkarım, bu mavi koyu farkedip, dümeni kıran çok az tekne görürüm dedi.
Lokasyon olarak Faralya tabelasını gördükten 500 metre sonra solunuzda bu mavi kalıyor, dikkatinizi çekerse seyre dalmalık bir mola verebilirsiniz.
Ben hayatımda bir burada, bir de Amalfi rotasında bu kadar büyülenmiştim. Ama yemin ederim Likya yolu rotası Amalfi’yi üçe katlar.

Fethiye rotası yapacak olanlar, başka nereleri gezebilirler?

Bizim gibi Kelebekler Vadisi'ne, ardından Kabak, Cennet ve Korsan koylarını gezip, Kayaköy ve UNESCO Dünya Mirası Listesi'nde yer alan Letoon Antik Kenti'ni gezebilirler. Ki Letoon, Likya Yolu üzerindeki tek antik kent değil, yaklaşık 19 tane antik kent ve övüne övüne bitiremeyeceğimiz çokça mirasa sahibiz. (Merak edenler için; Antik Kentlerin bazılarında Müzekart geçiyor, hepsinde değil.)

KELEBEKLER VADİSİ FARALYA

DÜNYA MİRASININ KORUNMASI GEREKEN 100 DAĞINDAN BİRİ BİZİM ÜLKEMİZDE!
Kelebekler Vadisi konum olarak, muhteşem yeşilin her tonuyla örülü Babadağ'ın eteklerinde bulunuyor. Ve Babadağ tüm dünya genelinde, korunması önerilen 100 dağdan biri. Artık küresel ısınma ve çevresel faktörlerden dolayı türleri maalesef her geçen gün azalsa da Kelebekler Vadisi'ne barındırdığı 80'den fazla Kelebek türünden dolayı bu ad verilmiş.
Bölgenin Faralya olarak anılmasının sebebi ise; Faralya üzerinden dökülüp, vadi üzerinden geçerek denize dökülen Faralya Şelalesi.
Kelebekler Vadisinin bizim kayalıkları tırmanarak, taşları gerimizde bırakarak çektiğimiz fotoğrafının dışında, denize gireceğiniz asıl kısmı aşağıda ve gidiş-Dönüş 15 TL ödeyerek, Ölüdeniz'den kalkan tekneler yardımı ile bu doğa harikasına gidebilir ve denizin tüm tonlarının keyfine varabilirsiniz.
 Peki Kelebekler Vadisi'ne Likya Yolu Üzerinden Yürüyemez Miyiz?
 Yürürsünüz elbette, Likya Yolu, bu zorlu parkur ve doğa aşıkları için var zaten ama normal bir insansanız ve trekking tecrübeniz yoksa, yüksek kayalardan halatlarla tırmanma beceri ve bilgisine sahip değilseniz, unutun. Deniz yolu en iyisi.
Peki Kelebekler Vadisi'nde Kamp Yapabilir Miyim, Çadırımla Ücretsiz Konaklayabilir Miyim?
Bu doğa harikası cennette kamp yapabilirsiniz evet ama maalesef vadinin büyük kısmını çeviren camping alanı sizden konaklama için çadırda ya da bungalovda, hangisinde kalırsanız kalın ücret talep ediyor.
 Sahilde pek çok aktivite var, sabahları yoga ya da mini konser ve spor aktivitelerine katılabilirsiniz.
Denize girilecek en iyi yer koyun en uç kısmı, buraya teknelerde yanaşamıyor.
Bir de vadide iki tane bar var, ilgilenenlerin bilmesinde fayda var ama bana göre böylesi bir doğada bir şeyler içilecekse, içkilerinizi alıp, sahile ve sonsuz doğayı insan kalabalığı olmadan kucaklamak en iyisi.

FETHİYE ÖLÜDENİZ

Ali Can'la hayatımızın hiç bir tatilinde, popüler olduğu için ya da başkaları gittiği için seyahate çıkmadık,
Bu yüzden popüler olduğu için değil, bizi neyi mutlu edeceğini keşfederek döndürdük tekeri ya da o beyaz bulutları merakla inceledik, indiğimizde acaba neler keşfedip göreceğiz diye.
Beni bilirsiniz, Belgrad Ormanı'na gitsem, Amazon'a gitmiş gibi davranır, elimdekini gözümde büyüterek, küçük mutluluklardan büyüklerini yaratmaya çalışırım.
Hayat motivasyonu diyelim.
Bu tatil Türkiye'nin en güzel denizlerine girerken, güneşle yıkanırken ya da gölgede, etraftakiler ne yapıyor bu 29 yaşına gelmiş hala kulaklarına kiraz takıyor diye bir şeyler söylediklerine aldırmadan kitap okuyup uyuya kalırken, çokça düşünme fırsatım oldu.
Sonra dedim ki, sosyal medya ekmeğini ye ya da yeme, bir şeyler bekle ya da bekleme bir şeyleri doğru yapıyorsan çok güzel insanlar, çok güzel öneriler, çok iyi gözlem yapma ve analiz etme fırsatı veriyor insana.
Ölüdeniz'de nereden denize girmemiz gerektiğini, bana sizlerden biri önerdi.
Yemek yiyeceğimiz mekana, denizin içindeki taşın en güzel gözüktüğü yere kadar tüm detayları paylaştı bizimle.
Ve o gün anladım ki;
İçinde tutkuyla yaptığınız ne varsa, bir gün karşılığını en güzel haliyle almanızı sağlıyor hayat.
Denizin içindeki taşlar kadar pırıl pırıl olan insanlar hala var ve o insanlara dokunmak, uzaktan da olsa hayatlarına değmek, onlarında, sizlerinde hayatımızdan geçmeleri muazzam.
Teşekkürler Ege, teşekkürler Akdeniz!
Evet işte bana bu muazzam duyguları yaşatan, maviyi değil ama yeşilin en güzel tonlarını bana yaşatan cennet Ölüdeniz!
Ölüdeniz, Muğla ilinin, Fethiye ilçesine bağlı cennet bir belde. Likyalılar döneminde güneş ve ışık diyarı olarak anılan belde, aslında sadece doğa değil, müthiş köklü bir tarihe de sahip.
Ölüdeniz aslında bir lagün desem yanlış olmaz, çünkü deniz kulağı ismi verilen nadir oluşumlardan bir tanesi.
Özellikle sizde bizim gibi Likya Yolu üzerinden iniyorsanız, daha tepeden inerken bile muazzam bir tonun sizi kucakladığını ve buyur ettiği manzarasını göreceksiniz. Instagram'da öne çıkardığım hikayelerde nasıl manzaraları kast ettiğime, videoları izleyerek bakabilirsiniz.

PEKİ ÖLÜDENİZ'DE EN GÜZEL NEREDEN DENİZE GİRİLİR?

Eğer sizde benim gibi durgun ve çırpıntısız su seviyorsanız, Ölüdeniz muazzam.
Hatta adının Ölüdeniz olmasının sebebi, bölgeyi saran en deli fırtınalarda bile, dalgalarının yok denece kadar az olması ve o koyu es geçmesiymiş.
Ölüdeniz'de dip akıntısı olduğu için çok fazla kaynak suyu çıkışı var.
Ölüdeniz'de denize girilecek iki alan var. Biri ilk tabelaları takip edip,, indiğiniz sahil kısmı.
Diğeri de en uç kısmı.
 
Biz sahil kısmındaki yani girişten sonraki sol kısmını çok sevmedik, halk plajı tadında olduğu için.
Sağ kısımda ise su daha kıpırtısız. Ama daha kalabalık.
Ama iyice uca doğru Lagoon kısmına gittiğinizde tam burundan denize girmek şahane bir his.
Aracınızı maalesef girişe park ediyorsunuz ve 25 TL gibi hatırı sayılır bir park ücreti ödüyorsunuz.
 Şezlong ve şemsiyenizi kendiniz de getirebilirsiniz,
Yok derseniz 15'er TL ödeyerek denizin keyfini çıkarabiliyorsunuz. (şemsiye ve şezlong başı)
Buralarda bize de yine gelen öneriler üzerine memnun kalıp gözüm kapalı önerebileceğim yeme içme mekanları; The Reef Bar Bistro Club ve Bahçe Balık (özellikle ahtapot ızgarası)

FETHİYE'YE GELMİŞKEN BAŞKA NELER YAPILMALI?

 Fethiye ne güzelsin!
Deniz desen harika,
Tarih desen Kayaköy’le birlikte unutulmaz bir tarih yolculuğu vaad ediyorsun.
Deniz tuzunu üstünde şans gibi taşıyan, şanslı insanların beldesi Fethiye.
Kaşif ruhların rotası.
-Kumburnu ve Ölüdeniz’den aracını 25₺’ye park edip, denize gir.
-Fethiye’nin içindeki Bazlama İstasyonu’ndan yeni nesil tost ye, (Efsane)
-1995 yılından beri doğal sit alanı ilan edilen bölgede, endemik bitki türlerinin içinde Babadağ’dan yamaç paraşütü yap, (ben yapamadım ama siz merak ediyorsanız kesin yapmalısınız.)
-200 metrelik koyuyla Kabak Koyu’nu rotana ekleyerek, büyülenmek nedir bir gör,
-1923 yılındaki mübadeleye dek, 10 bine yakın Rum’un yaşadığı eski adıyla Levissi olan Kayaköy’ü gez.
Kayaköy'ü öyle çabuk atlayamam, İtalya'nın lavlar altında kalan Pompei şehrinden sonra, büyülenerek tarihe yolculuk ettiğim nadir yerlerden biri olduğu için ayrı bir yazı hazırladım. Bu büyüleyici antik kentin tarihini ve bugününü anlattığım yazıyı okumayı unutmayın.
Rotanın devamı olan büyüleyici kasaba Kayaköy yazısını okumak için buraya tıklayabilirsiniz.
0 Comments

Leave a Comment

error: Content is protected !!