ETNA

Etna inanılmaz bir coğrafya, akıl almaz bir oluşum. Sicilya'nın doğusunda kalan ve konum olarak Messina ile Katanya arasındaki, Avrupa'nın en büyük 3. yanardağı olan Etna, benim gözümde, bir mürekkebin dağılıp, her yere bulaştıktan sonra sanki mürekkep değil de, kurşun kalemmiş gibi küllerinden mucize yaratmasının resmi gibi sanki.
Etna, Palermo'ya uzak, Katanya ve Taormina'dan daha yakın.
Zaman zaman halen patlayan lavlar olduğunda, hem Palermo, hem de Katanya'dan, doğanın bu eşsiz görsel şöleni çıplak gözle izlenebiliyor. Bu yüzden Etna, Sicilya'ya gidenlerin kesinlikle rotasına eklemesi gereken bir destinasyon. Yani Katanya'ya kadar geliyorsanız, Etna'yı görmek bence olmazsa, olmazlardan.


ETNA TURU NASIL ORGANİZE EDİLİR?

Biz rotanın ilk kısmında, Katanya'nın detaylı şehir rehberini paylaştığım yazıda yazdığım gibi, Katanya'ya iner inmez Etna Turunu organize ettik. Çünkü Etna gezginler için ilginize göre bir tam gününüzü alacak bir program içeriyor. Etna'ya ulaşmak için kat edeceğiniz yolu ve oradaki parkuru göz önünde bulundurduğunuzda kesinlikle ilk iş olarak bunu planlamanızı öneririm.
Biz şehir merkezindeki bir Turizm Acentesi'ne giderek, kişi başı 35 Euro'ya ulaşımda dahil olmak üzere turumuzu satın aldık. Katanya'nın merkezinden otobüs sizi 12.00'de alıp, aynı noktaya ya da güzergah üzerinde olan istediğiniz bir noktada saat 17.00 civarında bırakıyor.
 
Otobüs, merkezden alıp, merkeze bırakan üstü açık, yol fotoğrafı ve yol videosu çekmeye elverişli bir otobüstü ve Türkçe hariç olmak kaydıyla bildiğiniz dil seçeneği ile yol boyunca gerek Katanya, gerekse Etna ile ilgili bilgileri dinleyebileceğiniz bir audio guide seçeneği de vardı. Etna'ya ulaşırken, Dağ'a çıkarken otobüs durdu ve bize bir şey gösterdi. O kadar büyük bir ürperti ve şaşkınlık yaşadım ki; Büyük Etna patlamasında lavlar altında kalan ve içerisinde yaşam olan bir ev lavlara teslim olmuş, yıkık şekilde orada duruyordu.
Hep diyorum ya Etna mucize gibi... Çünkü bu evin biraz daha tepe kısımlarına çıktıkça, Etna Dağı'nın zirvesine tırmandıkça Instagram hikayelerinden hatırlayabileceğiniz yüzlerce mimoza ağaçları vardı. O kara lavların içerisinde yetişen, büyümüş ve kokusu sizi başka bir dünyaya çağıran mimozalar. İşte bu yüzden bence hayat mucizelerle dolu.
Şubatta Etna'ya geldiğinizde karlarla kaplı manzarasına hayran kalıyor, bizim gibi yazın geliyorsanız, volkanın ısıttığı topraklarda yetişen frenk üzümlerinin bereketini görüyorsunuz. Etna, dünyada Kasım Ayı'na kadar üzüm hasadı alınan tek yer ve bölgeden çıkan şarapların lezzeti tüm Sicilya'da dilden dile anlatılıyor. Çünkü buradaki mikro klimadan dolayı yanardağın lavlarının değdiği topraklarda çok büyük bir bereket var.
Ayrıca tıpkı benim bu seyahatte yaptığım gibi bölgeye ziyaretinizde çantaya attığınız, lav parçalarının, evdeki ya da bahçelerinizdeki çiçek ya da bitkilere ektiğinizde inanılmaz bir bereket verdiği söyleniyor.
Etna'ya vardığınızda, ekstra olarak; Teleferik, jeep ve atv turundan oluşan paketlerden almak mümkün. Teleferik 15 dakika gidiş ve 15 dakika dönüş olmak üzere çok kısa sürüyor ve bence kişi başı 40 Euro olduğundan, mantıklı değil. Size Sicilya'da binilecek en rüya gibi teleferik noktasını rotanın diğer yazılarında paylaşacağım.
Bana göre Etna'da yapılacak en keyifli aktivite; Minik petite trene binerek tüm civarı gezmek. Onunda ücreti kişi başı; 10 Euro. Yaklaşık 1 saat sürüyor. Etna'ya vardığınızda kendi trekking rotanız sonrası, vaktiniz varsa bunu deneyimleyebilirsiniz, biraz turistik ama çok keyifli.
 
Zirveye yakın noktalarda hava sıcaklığı hatrı sayılır derecede düşüyor, ki biz gittiğimizde Sicilya'nın en sıcak dönemlerinden biriydi. Bu yüzden sıkı giyinmek gerekiyor. Bir de elbette ki çok sağlam trekking ayakkabılarını yanınıza almanız şart.
Bugün Etna, hala aktif. En derin uykusundan kimi zaman uyanıp, muazzam bir şölen yaratıyor. Sen ona bakarken, o seni kendine hayran bırakıyor, tepkiler veriyor, doğaya ses ediyor. Tekrarladıkça güçleniyor ve doğa ile insan arasındaki ilişki hayranlık uyandıracak şekilde dönüşüyor. Kokusu da, bıraktığı izde, hep insanoğluna hediye olarak kalıyor.
 
Etna yaşamın upuzun bir çizgisi, sonsuza giderken zirveyle buluşan en görkemli noktası gibi. Aşağıdaki zirveden yukarılara doğru çıktığınızda, umut etmenin, inşaa etmenin, zirveye ulaşmanın en farklı boyutuna geçiyorsunuz.
 
Etna yanardağı 2013 yılında Unesco tarafından koruma altına alınmış. Volkanik topraklar üzerinde adımlarken, inanılmaz bir bitki örtüsü ve narenciye ağaçları görüyorsunuz ve sonra bugün hatta uzun çağlardır yediğiniz ve tadına aşina olduğunuz bir şeyin kökeninin Etna'ya dayandığını öğreniyorsunuz.
Audio Guide'ı dinlerken, araya giren İtalyan şoförümüz enteresan bir bilgi vermişti. Antik çağlarda özellikle Arapların Etna’nın  karını, o mevsimin meyvesi her ne ise, onları bal ile karıştırıp Etna’nın kovuklarında saklayıp, yaz sıcaklarında dondurma olarak keyifle yediklerini söylemişti. Yani Arap istilası zamanında, Araplar, Etna’nın karını aromalar ile lezzetlendirip, şerbet olarak bile içmişler. “Sorbet” kelimesinin kökeni de şerbetten ve buradan geliyormuş. Bu yüzden Katanya'da en çok Etna'dan büyülendim. Çünkü Etna, geçmişin mucizeleri ile bugünü yaratmış!

Rotanın devamı Alcantara Kanyonu için burayı tıklayabilirsiniz.

0 Comments

Leave a Comment

error: Content is protected !!