ERİCE

Siz hiç sadece renkleriyle bile size çok şey anlatan sokaklardan geçtiniz mi?
Tutundunuz mu onların renklerine, çıktınız mı tarihi sokakların dokusunda akşam üstü yürüyüşlerine?
Sicilya'daki eski ve tarihi kent Erice, bütün gün dışarıda oynayıp, terlemiş bir çocuğun daha teri sırtındayken, annesinden yine izin koparıp kendini sokağa attığında yaşadığı mutluluk gibi...
Eski, dokunaklı, mistik ve kalenin tepesine çıktığınızda sizi alıp götüren rüzgarıyla kalpleri feth etmeye bire bir!
Ve bir geldik ki dokusu ile büyüleyen, sanki hala 1700'lü yılların egemen olduğu bir tepe ve tepede konuşlanan kale ile müthiş dar sokaklar görüyorsunuz.

 Peki nasıl geliniyor Erice'e?

ERİCE GEZİ REHBERİ

Erice, araçla Trapani'den 1-1,5 saat uzaklıkta. Biz Trapani sonrasında geldik.
Ulaşım anlamında en kolay yol; Araçla gitmek, yalnız tepede bir kasaba olduğu için, yukarıya çıkan yollar çok keskin virajlarla dolu.
 Ama araçlı değilseniz üzülmeyin, buraya ulaşmak için iki yol var;
Palermo' dan toplu taşıma araçlarını kullanarak, Erice'e ulaşabilirsiniz. Bunun için ilk olarak Palermo'dan AST otobüslerine binmeniz ve Palermo'da inip yine aynı firmaya ait otobüslere binerek Trapani'ye gelmeniz gerekiyor. Trapani'den de tekrar bir aktarma alarak, buraya ulaşıyorsunuz.  Trapani'den sonra tekrar otobüse binmek istemezseniz, Egadi Adaları manzaralı tepelere doyarak, füniküleri de tercih edebilirsiniz. Biz gittiğimizde Erice-Trapani arasında çıkan bir yangın sebebi ile füniküler zarar görmüştü.
Kaleyi çevreleyen tepe ve yerleşimin geneli o kadar mistik ki, Erice'e ayak basınca Yunan Mitolojisi'den aşina olduğumuz Aphrodite'in tapınağının bu bulutların sisler yarattığı masal kasabada olduğunu öğreniyorum.
Erice'de birden fazla şey var ama en çok etkileyen yanı; Antik Çağ'dan kalmış şehir kapıları ve duvarları, Orta Çağ kiliseleri ile renkleri kasabayla bütünleşmiş taş evleri.

 Bir de hayatımın en hızlı bulut geçişini Erice'de yaşadım. Gökyüzüne baktığımda bulutlar kendiliğinden hızlandırılmış bir programla yönetiliyor gibi hızlanmaya başladı ve bir anda sise dönüştü. Meğer döndüğümde öğrendim ki; Erice'in tepede yer almasının en büyük özelliği ve turistlerin buraya gelme sebeplerinden biriymiş bu doğa mucizesi... O yüzden sisin ve bulutların yaşattığı görsel şölen yılın dört mevsimi ziyaretçilerini büyülüyormuş.
 
Erice'nin ana caddesi Corso Vittorio Emanuele ve Porta Trapani. Kendinizi giriş kapısından dar sokaklara attığınızda ilk iş kiliseyi görüp, sonra sağlı sollu harika seramikçilerin renklerine tutunup, yolculuğa çıkmak yapılacak en güzel aktivite.
Erice'de çok fazla kilise var, en mantıklısı toplu bir bilet alarak tarihi 700-800 yıl öncesine dayanan kiliseleri gezmek. Eğer benim gibi her pencere altında durmazsanız, şehri gezmek için iki saat yeterli. Kiliselerinin hemen hemen hepsinin tarihi 700-800 yıl öncesine dayanıyor.
Bileti kiliselerin herhangi birinden temin edebiliyorsunuz. Santa Maria Assunta ya da Duomo Erice içerisindeki farklı bölümlerle gezginlerin keşif durakları.
Ama en etkileyicisi; Chiesa Matrice, 1314 yılında yapılmış ve yapı gerçekten görülmeye değer pek çok kültürün izini taşıyor. Beyaz kubbeli Chiesa di San Giovanni Battista ise, Erice'in en eski ve en büyük kilisesi olma özelliği taşıyor.
Küçücük bir kasabanın bünyesinde bu kadar sanat, bu kadar tarih, heykel ve müze barındırması inanılır gibi değil. Üstelik gezerken sizi bozulan tek bir dokusu olmaması sebebi ile o döneme ışınlıyor ve dünya ile tüm bağlantılarınızı koparıyor.

Eveeet asıl ağzımızı tatlandıracak bonusu sona sakladım;
Corso Vittorio Emanuele'nin bitiminde Piazza Umberto'ya ulaşınca, inanılmaz bir tatlı durağı sizi bekliyor olacak; Antico Pasticceria del Convento, Erice'in en eski pastanesi. İçi muhallebi dolgulu kurabiyesi efsane. Üzerine pudra şekeri serpilen kurabiyenin hele bir de fırından sıcak çıkmış saatine denk gelirseniz, resmen şölen!

Rotanın son yazısı olan, kalbimi bıraktığım Monreale için buraya tıklayabilirsiniz.

0 Comments

Leave a Comment

error: Content is protected !!