DATÇA

Tanıdığım, tanımadığım kim varsa, Datça ile önceden tanışan herkesten aynı cümleyi duyuyorum; Sadece Türkiye'nin değil, dünyanın en güzel yeridir Datça'mız.
Datça Belediyesi'nin de internet sitesine girdiğinizde sizi karşılayan ilk cümle bu ve ne kadar doğru.
M.Ö 2000'li yıllara dayanan bir tarihi var Datça'nın. Bu yüzden de sadece denizi için değil, dünyanın da ilgi gösterdiği Knidos Antik Kenti'ne ev sahipliği yapıyor.
Bir yer nasıl bu kadar güzel olabiliyor, aklım almıyor diyorum kendi kendime. Sonra düşününce dağlık ve engebeli bir arazi üzerine kurulmuş olmasının, yeşilin ve mavinin en güzel tonları kavuşturan bir coğrafyasının olmasından herhalde diyorum Datça'yı uzaktan kucaklayan manzarasına bakınca.
Biraz coğrafya dersi gibi olacak ama güzelliğini ve hiç bozulmamasını dileyeceğim bakirliğini görünce, Datça'nın geneli ile ilgili bilgi vermek geçiyor içimden.
Sadece bir tomurcuğun çiçeklenmesi üzerine düşünen zihinler,
Çalışan, üreten, taze atan kalpler,
Ziyaretçisini memnun eden ama sohbetine de aşık eden kalplerin yeri Datça.

Datça Yarımadası, Özel Çevre Koruma Bölgesi olarak ilan edilmiş olması dolayısıyla bozulmamış doğası, 235 km.lik sahil şeridi ve 52 koyu, zengin flora ve faunası, Knidos Antik Kenti ile gelecekte en önemli turizm merkezlerinden birisi olmaya adaymış, araştırırken öğreniyorum, okurken gururlanıyorum sahiden.
Farklısını görmek için keşfetmek ve yola düşmek güzel ama mucizeleri uzakta aramaktan vazgeçip hemen yanı başınıza uzanın,
Uzandığınızda size el veren harika bir belde, harika bir Datça kucaklayacak sizi.
Bana göre bu mavi, gözümün alabildiği bu koylar tüm tatilimin yıllar sonra da dilimden düşürmeyeceğim tek kopyaları, tek canlı hafıza kaydı olacaklar.

DATÇA'YA ULAŞIM

Rotanın geneli ama en çok da Datça'daki bük ve koylar için mutlaka araçla gelmenizi ya da havalimanından araç kiralamanızı öneririm.
Ama yok derseniz, uçakla Dalaman‘a geldikten sonra Havaş ile Marmaris‘e takriben bir saatte gelip, sonra Marmaris otobüslerine binebilirsiniz. Hatta Datça denilince, ilk söylenen kelime olan Palamutbükü civarına gidecekseniz, Datça'dan Palamutbükü'ne giden minibüslerde var.
Bana en çok sorulan sorulardan biri de yolların nasıl olduğu idi. Özellikle bizim gittiğimiz, bakir diye tabir edilen koylara ulaşım maalesef meşakattli, yollar bozuk ve oldukça virajlı, eğer iyi ya da normal bir şekilde araç kullanan biri iseniz, zaten sorun yaşamazsınız.

NASIL VE NEDEN BU KADAR GÜZEL DATÇA?

Çünkü betonlaşmamış henüz, sahillerin doldurulduğu, gözümüze gözümüze binaların girdiği kötü bir yapılaşması yok.
Hala ruhu olan bir sahil beldesi. Ruhu elinden alınıp, yeşilden betona teslim edilmiş bir kıyım yaşamamış henüz.
Bir de ulaşım biraz meşakkatli diye, hala henüz çok kalabalık değil. Çünkü Dalaman Havalimanı'ndan indiğinizde bile saatler geçiyor Datça'ya ulaşana dek.
Datça arazilerinin % 66’sı orman alanı, %18’i seyrek çalılık ve kayalık olup sadece % 16’sı tarım alanıymış. Ovalarının denizle birleştiği koylarda da işte o unutulmaz bük'ler çıkıyor karşınıza. Denize girip, girebileceğiniz en temiz koylar var burada.

Yaklaşık 80 km'ye yakın bir uzunluğu olduğu için hem Ege, hem de Akdeniz'e uzanan bir yarımada üzerinde konumlanmış durumda olduğundan koyları ve bük diye tabir edilen cennetlerinin sayısı sadece Datça için bile 50'yi aşıyor.
Datça'da deniz mavi, insan mavi, gün mavi.
Eski Datça sokaklarında adımladığım her köşe başında başka bir çiçek oluyorum, başka bir köşenin rengine bürünüyorum bukalemun gibi.
Sanki inanılmaz bir tablonun içindeyim  ve gök kuşağının tüm renklerine sadece Datça'ya gelenler dokunabiliyormuş gibi.
Öyle büyülü bir yermiş Datça.
 

DATÇA NASIL BİR YER VE NASIL İNSANLAR YAŞIYOR DATÇA'DA?

Tam emekli kafası, huzur içinde yaşlanabileceğiniz sakin bir yer ama hayatın tadını Datça ile tanışınca anlamış bir sürü de güzel, yaratıcı genç kalp var.
Okuyan, hayata dair pek çok konuda bilgi sahibi, hayalleri hala en az denizin mavisi kadar taze olan mekan sahipleri var,
Renkli cafe'ler, kediye, köpeğe hayvana dost, emaye demliklerde tavşan kanı çay demleyen insanlar var.
Datça güzel ya, Datça inanın umut!
Hele cebinizde vizeniz varsa, karşısındaki Simi Ada'sından komşuya selam çakabileceğiniz, vizeniz yoksa bile inanılmaz huzur dolu ve sakinlikle kafa dinleyebileceğiniz bir yer Datça.

DATÇA'DA DENİZE GİRİLMEDEN DÖNÜLMEMESİ GEREKEN KOYLAR

Instagram hikayelerimde ve post'larımda en çok soru sorduğunuz, bakir kalmış, tesis olmayan, "burası neresi?" diye sorular sorduğunuz yer Datça'ydı. Bizim Datça'yı Kaş'tan sonra ve çok başka bir yerde konumlandırma sebebimizde kesinlikle sahip olduğu ve bizim gün gün gezdiğimiz ıssısz koy ve bükleri.
Araçlı ve bazen aracı park edip, yaya olarak devam edip, araç ulaşımından sonra azıcık bir yürüme sonrası ulaşacağınız Datça'nın bize göre denize girmeniz gereken olmazsa olmaz koylarının listesini yaptık, serin sularda, derin mavilere dalarken, #Alicozlem'i anın isteriz!
-Doğanın sakinliğinde, kuş sesleri ve eşsiz bir mavide denize girmek istiyorum derseniz, diğer koylara gitmeden, Datça'ya ilk selamı Palamutbükü'nden vermelisiniz, denizin dibi taşlık ve kumluk olmadığından bulanmayan pırıl pırıl bir denizi var. Datça merkezden Palamutbükü'ne ulaşmak için minibüse binebilirsiniz, şezlong fiyatları 10 TL kişi başı. Bük civarında çokça restoran ve cafe var, çoğunun zeytinyağlısı, hele ki kabak çiçeği dolması efsane.
-Otelim merkezde ve sabah kahvaltı öncesi denize girip çıkmak istiyorum, bakir koyları kahvaltı sonrasına bırakacağım derseniz, Taşlık Plajı ve biraz daha güneye indiğinizde ulaşabileceğiniz Kargı Plajı. Burası kalabalık, biz sabah çok erken saatlerde 09.00 civarı gittiğimiz için kimse yoktu ama gün içinde ana baba günü. Bir de suya kaynak suyu karıştığı için yer yer sıcak ve soğuk.
-Bu arada ara bir bilgi bu plajlara hatta belirteceğim koylara tek tek yol tarifi yazmak, geliş yönleriniz farklı olabileceğinden mantıklı olmayabilir, haritalara plaj ve koy adlarını yazdığınızda rahatça bulabiliyorsunuz.
-Havlumu serer, yatarım, beş kuruş şezlong parası ödemem diyenlerdenseniz Ovabükü'ne buyurun. Kum mu, çakıl mı yoksa ikisinin karşımı mı desek doğru olur bilemiyoruz ama eğer vaktiniz kısıtlı ise Ovabükü'ne değil aşağıdaki koylara gidin. Plajı bize çok tat vermedi, burada olumlu yorumlar kadar olumsuzları da paylaşıyorum ki, zaman tasarrufu yapabilin diye. Çünkü bilirim tatillerde zaman en kıymetlimizdir. Yine de merak edenler, araçla pıt pıt uğrayabilirler.
-Taaa taaa taaam! Hayıtbükü. Plajı kum, çocuklar için ideal, üstelik işletme olsun ki, akşamüstü güneşinde bira yudumlayayım, kahvemi içeyim diyorsanız pırıl pırıl denizi ile Hayıtbükü'ne gitmelisiniz. Eğer restorandan bir şeyler alacaksanız şezlong ve şemsiyeyi ücretsiz kullanabilir veya yanınızda getirebilirsiniz.
-Datça'nın gözbebeği, bizim kalbimizin feth edeni; Kurubük. Konum olarak harita kısmına yazdığınızda yol sizi bir noktaya getirecek, hah tam da orada birilerine sorun. Aracınızı park edip, yürümeye koyulun. Ya da bizim yaptığımız gibi Datça çıkışlı tekne turu yapıp, tekne turunuzun uğradığı koylardan biri ise o şekilde görün.

-Off şu şahane denize ulaşmak için aracı yol kenarına park edip, aşağıya doğru keçi gibi indik resmen. Ne iyi etmişiz, hatta öyle ki iki günümüzü burada geçirdik, kimsecikler yok, sakinlik, sessizlik ve deniz. Bir işletme ya da market bile yok, araçla dağ yollarından kıvrılırken yeşili ve mavisi sizi çeken bu enfes yerle sizi baş başa bırakıyorum; Akvaryum Koyu.


DATÇA TEKNE TURU

Biz tekne turumuzu, Aktur Camping alanında kaldığımız için Aktur'un sahilinden yaptık. Bu arada soranlar için Aktur'un da enfes bir denizi ve sahil şeridi var, su tertemiz, pırıl pırıl.
Gelelim tekne turumuza...

İki kişi öğle yemeği dahil (sabah ve akşamüstü sınırsız çay) 160 TL idi yani kişi başı 80 TL.
Teknemiz 25 kişi civarındaydı.
Menü gerçekten başarılıydı, 400 gr'lık çupra, bol Akdeniz salatası ve harika bir patates salatası eşliğinde, maviye akraba bir yemek yedik, keyifle.

Burada size önerebileceğim Kaş'taki Halil Kaptan gibi bir kaptan yok çünkü esas kaptan tekne yaptırdığı için, geçici bir kaptan vardı tesiste, bize öyle bilgi verdiler.
Ama şunun altını mutlaka çizmeliyim, eğer Datça'yı ve koylarını hakkıyla gezdim, gördüm, denizine girdim demek istiyorsanız mutlaka tekne turu yapmalısınız. Çünkü Datça engebeli ve dağlık olduğu için, yeşil ve mavinin buluştuğu Türkiye'nin sayılı cennetlerinden bir tanesi.

Datça'da yapılan tekne turları çok çeşitli. Bizim turumuz; İnceburun, Palamutbükü, Akvaryum Koyu, Domuzçukuru, Selimiye ve Dilek Mağarası'nı kapsıyordu.

Ama dilerseniz Tavşan Adası ve Knidos Antik Kenti'ni de görüp, Palamutbükü'nde denize girebileceğiniz Palamutbükü Turu ya da dilerseniz Yassıca Koyu, Adaboğazı Koyu ve Bozburun'a uzanan Bozburun Turu adı altında turlarda var.
Yani hangisini yaparsanız yapın, Datça'da mutlaka tekne turu yapın, pişman olmayacaksınız!


PEKİ DATÇA'DA DENİZ DIŞINDA YAPMADAN DÖNMEMENİZ GEREKENLER NELERDİR?

-Knidos Antik Kenti'nde günü batırmadan,
-Daracık ve taş sokakların çıktığı avlularda, mor renkli begonvillere hayran kalıp Can Yücel Sokağı'nda ustanın bir şiirini anmadan,
-Badem Restoran'da kabak çiçeği dolması ve börülce yemeden,
-Eve giderken çam balı çantaya atıp, köylülerden kekik satın almadan,
-Bana yerlisinden gelen öneri üzerine, Datça'da Roll adlı mekanda bir kahve yuvarlamadan dönmeyin.
Eveeeet neleri mutlaka yapmalısınız konuştuğumuza göre, DATÇA'da asla uğramamanız, paranızı sokağa, benliğinizi çöpe atmamak için gitmemeniz gereken bir mekandan da bahsedeyim size; KUMLUK CAFE DATÇA.
Instagram'da ve burada her zaman memnun kaldığımız yerleri, mekanları ya da sizin sorduğunuz kullandığım ürünleri paylaşmaya ve geri bildirimde bulunmaya özen gösteriyorum. Çünkü aksi çok reklam oluyor ve bana samimi gelmiyor.
Önden yaptığım araştırmalar sonucunda, Instagramik dekorasyonuna ve yeni yüzüne aldandığım sahildeki Datça Kumluk Cafe'nin tüm çalışanları öyle nezaketsiz davrandılar ki, Data Kahvaltı'dan iki tane söylersek çayın sınırsız olacağını söylemelerine rağmen çaya para aldılar, ekmek getirmediler, mekanın işletmecisi ya da müdürü mü kim bilmiyorum ama kasadaki kadının hesabı kafamıza atmadığı kaldı.
Instagram'da zaten sizlerden gelen 30'un üstünde benzer mesajla anladım ki, biz de kötü tercihler yapabiliyoruz.
Hayatta her zaman herkes, tatil fırsatı yakalayamıyor. Birinin bir sabah kahvaltısı ya da akşam yemeği tüm bir ay içinde "tek" kahvaltısı ya da bir yıl içinde bütçesinden esnetebildiği "tek" yemeği olabiliyor diye yazıyorum bunu. O tek olan şansınızda da böyle nezaketsizlikler ve sokağa atılan paralarla tadınız kaçmasın bir sürü güzel kalpli, yetenekli, üretken insanın sofrası, kahvaltısı, akşam yemeği mekanı var Datça'da...
#Alicozlemtürkiye rotası burada Datça ile sona eriyor, nasıl buldunuz blog yazısını, neler eklemek istersiniz yorumlarınızı heyecanla bekliyorum.
0 Comments

Leave a Comment

error: Content is protected !!