CUMALIKIZIK

Hayatın telaşına düşmüş, düştüğü koşturma içerisinde kafasını dağıtmak, bir yerlere gidemiyorsa zamanı ya da fırsatı yoksa günü birlik ilaç gibi bir gezi hayal edenlere iyi gelecek bir rotayla karşınızdayım. Geçtiğimiz hafta çoğunuzun sorduğu, Bursa'nın diğer köylerini de dahil ederek rotamızı zenginleştirdiğimiz Bursa yolculuğumuzla ilgili tüm sorularınıza ve merak ettiklerinize cevap verecek bir yazı hazırladım.
Çok az gözün değdiği, ışıl ışıl, pırıl pırıl el değmemiş bir gün bekliyor güne uyanacak olanları ya da uyananları.
Dünyanın neresinden bakarsanız bakın güneş ortak paydamız, hilesiz, hurdasız, dünya üzerindeki şehir ışıklarının hepsini bastıracak kadar kocaman ve parlaklığı muazzam.
Haydi gelin ben Bursa'nın koruma altındaki, görmek için heyecanlandığım Cumalıkızık köyünü yeniden yazarken, sizde güneşi gördüğünüz her yerde ışıklandırın ruhunuzu, dans etsin böyle bir şeyi kutlar gibi.

Hazırsanız gelecek hafta sonu için planınız hazır, haydi gelin başlayalım;
BOYALI EVLERİN, GÖZLERİ GÜLEN KÖYLÜ TEYZELERİNİN SICAK KÖYÜ; CUMALKIZIK
Ah Cumalıkızık!
İstanbul'dan karayolu ile normalde 2,5 saat süren köye, biz zamanı çoğaltırız düşüncesiyle feribotla 1,5 saatte geldik. Biz IDO'nun feribot seferleri ile Yenikapı gidişli-Bursa varışlı bir yol tercih ettik. En çok soru gelen kısım feribot fiyatları ile ilgiliydi. Siz feribot sefer saatleri ve güncel bilet fiyatları ile ilgili en sağlıkla bilgiye İDO'dan ulaşabilirsiniz.
Biz araçlı gerçekleştirdik rotamızı ama toplu taşıma ile bir çılgınlık yapıp, ne olursa olsun gideceğim diyenleriniz varsa şu yolu izleyebilirler;
Yapılacak ilk şey, Budo ya da İdo'nun gişesinden ya da web sitesinden "yolcu" kategorisinde bilet alarak Bursa'ya ulaşmalısınız. Kişi başı 35-40 TL civarında koltuk seçimi yaptığınız salona göre fiyatlar değişkenlik gösteriyor. Feribot'la Bursa'ya vardıktan sonra da, feribotta tanıştığımız ve Cumalıkızık'a giden üç kız arkadaştan edindiğim bilgiye göre Burulaş diye bir firmanın sitesinden detaylı bilgiye ulaşabiliyormuşsunuz. 
Cumalkızık Köyü'ne vardığımızda sanırım saat 10.30 civarı idi. Ancak otopark'taki çocuk "arabanızı biraz daha yanaştırın, beş dakika içerisinde burası insan kaynayacak" dedi ve biz dalga geçiyor sandık. İnanın biz otopark'tan köyün içerisine salına salına yürürken abartısız 35 tane tur otobüsü geldi ve ben işte o an bittim. Altını çizerek tekrar söylemek istiyorum ki, Cumalıkızık köyünü hafta içi ziyaret etme şansı olanlar kesinlikle hafta içini tercih etsinler. Hem daha sakin, hem de o tarihi dokunun atmosferini içlerine daha çok sindirerek gezerler.


Gelelim Cumalıkızık'a...

Cumalıkızık benim kulağıma çalınan her bilgiden daha fazlasıymış meğer.

Kahvaltı yapmak için oturduğumuz mekanın sahibi anlatıyor, hem Kurtuluş Savaşı, hem de koca bir dünya savaşına tanıklık etmiş bu köy. Bugün hala ayakta ve UNESCO Dünya Mirası Listesi'nde.
Köy böyle nasıl biliyor musunuz? Kocaman bir vazo düşünün içinde rengarenk bir sürü çiçek var. Hepsi sarkıyor vazodan, inanılmaz bir bütünlük oluşturuyor. Sonra çiçekler soluyor ama kuruttuğunuz zamanda o güzellik devam ediyor. İşte bu çiçeklerin renklerini çalan nefis ve rengarenk evler var Cumalıkızık'ta ve toplamda 270 evin dış cephesi büyüleyici. Bazıları yıkık, dökük, boşaltılmış ama bazıları eski olmasına rağmen içinden mis gibi reçel kokuları yükseliyor. Pişiler, gözleme kokuları o evden, diğerine davet ediyor sizi. Evet yanlış duymadınız Bursa'nın bu köyünde insanların evlerini kahvaltıcı ve oda kirasına çevirdikleri bir davet-misafirperverlik görüyorsunuz özellikle hafta sonları. Bursa'nın dün adını yeni öğrendiğim köyleri ve bu köye ayak basınca şöyle hissediyorsunuz, bir zaman tünelindesiniz. Kendi şehrinizin kalabalığından arınıyorsunuz, kendi ülkenizdesiniz garip ama başka bir dönemi yaşıyorsunuz. O inanılmaz geçiş hali, müthiş mutlu kılıyor sizi. Düşünsenize hem de hafta sonluk ve kısacık bir yolculuk sonrasında. En güzel yanı ekonomik, ulaşılabilir ve bizim ülkemizin bir değeri olması. Ev yapımı salça ve reçellerin fiyatları uygun sayılır, kahvaltıda ücretleri aşırı pahalı değil. Hangi mekanlarda kahvaltı edebilir ve molalar verebilirsiniz, aşağıda detayları ile paylaşıyor olacağım. Şimdi odun kokan sokakların dokusunu anlatmaya devam etmeli...
 
Gariptir seyahat etmeye ilk başladığım yıllarda sadece yurtdışına çıktığımda mutlu olduğumu zannederdim. Sonra yolların nerede olursa olsun, beni mutlu ettiğini anladım. İşin sırrı ya da mutlu olmam sanırım yapmaktan hoşlandığım eylemi yani "keşfetmek" fiilini tutkuyla yapmaktan geçiyordu, hal böyle olunca mekan gerçekten farketmiyor inanın. Bir günde İstanbul'dan Bursa'ya geldik, aynı günde Türkiye'nin en otantik köyünü geziyoruz. İmkansız diye bir şey yok, gezmek ve adım atmak isteyen herkes, bir şekilde burnunun ucu ya da uzağı bu isteğini gerçekleştirebilir gibi geliyor bana.  İşte Cumalıkızık gerçekten bunu tescilledi, kahvaltı için hayal kırıklığına uğrayabilirsiniz yazanlara bir noktada hak veriyorum ama köyü henüz görmediyseniz tarihi ve dokusu için bence mutlaka ziyaret etmelisiniz! Kahvaltı konusunda, köy kahvaltısından özellikle bir kaç mekandan mutlu olanlar var, abartıldığını düşünenler de. Ben bu noktada beklentiyi düşük tutmanın ve atmosferin tadını çıkarmaktan yanayım. O noktada da sizi tatmin edebiliyor diye düşünüyorum. Ama bir dahaki gidişimde kahvaltı edeceğim yer Cumalıkızık değili, aşağıda detaylı paylaşacağım başka bir köy olacak.
SAVAŞTAN BUGÜNE, CİN ARALIĞI SOKAĞI
Köyün çok dar bir sokağı var, Cin Aralığı deniyor. Adının bir rivayeti var aslında. Kurtuluş Savaşı'nda kaçan askerler oldukça dar bu sokağa saklanınca, düşmanlar onları göremiyor ve cinler mi kaçırdı diye bir rivayet çıkıyor ortaya. Böylesi dar bir sokak, odun kokusu, tüten soba ve hafiften ince soğuk derken, sokağın solunda köyün en eski ve en ünlü evini görüyorsunuz; Küpeli Ev! Neredeyse 350 yaşından fazla olan bu ev adını, evin her yerini saran küpe çiçeğinden alıyor. İçi mi? Ah nasıl anlatsam size, rahmetli babaannem ve dedemin saten yorganları vardı, sonra oyalı ve süslü yatak örtüleri. Dökme demirden eski tip yatak başı. Hepsini şu an görerek, Büyükada'daki eve ve onların odasına ışınlanıyorum sanki. Küpeli eve hayat veren her eşyanın Bursa'dan toplanmış ürünler olmasına ve Bursa'ya özgü olmasına çok önem veriliyor.
 
Cumalıkızık hem soba kokusu, hem de duvarlara asılı onlarca kilimin rengi demek.
Oyaları elleriyle işleyen teyzelerin duvarlardaki ince iplere bağladığı onlarca tülbentin renginin, evlerle bütünleşmiş hali demek.
Ev yapımı salça, kışlık turşuyu yüklenip, eve getirmek ve bir sürü organik reçelin, önümüzdeki haftalarda kahvaltı sofrasına konacağını bilip, sevinmek demek.

İlk defa tanıştığın bi' köyü tanıdıkça, sokaklarını gezdikçe çok sevmek, gözleri gülen o köy kadınlarının hepsini tek tek sarmak istemek demek benim için.
İlk defa okul yıllarınızda okuduğumuz Osmanlı ve Selçuklu mimarisinin en güzel örneklerini 300 yıllık Cumalıkızık Camii ve Cumalıkızık Hamam'ında canlı canlı görmek ve yaşayan bir tarihe tanık olmak demek.

O zaman hep sorulan bir soru vardı ve ben çok gezen mi bilir yoksa çok okuyan mı sorusuna hep "okuyan" derdim, sanırım o zamanlarda ciddi bir inektim. Şimdi hala okullarda bu soruyu sorup, çocukları gruplara ayırarak savundukları cevabı münazara yapmalarını isteyen öğretmenler varsa, kesin bilgi; çok gezen daha çok biliyor. Bilmenin de ötesinde tarihi yerinde öğrenenle sadece okuyanın farkını bugün ben daha iyi anladım. Çocukluğunda bu soruyla benim gibi karşılaşanlara selam olsun!
Ağzıma yaklaştırdığım lokmayı, gönül rahatlığıyla yutmadan hemen önce sizden gelen önerileri ve benim keşfettiklerimi toplayıp gezilmedik yer kaldı mı diye kontrol yapıyorum defterimden. Deftersiz asla gezemiyorum, bazen bir sokak adı, bazen aklıma aniden gelen bir cümle ya da mekan adı ya da özel yemeklerle alakalı bir dolu not oluyor içerisinde.
Kınalı Kar Konağı ve Bulanlar Konağı köyde ziyaret etmeniz gereken diğer adresler.
Kahve sonrası gezilecekler arasına, Cumalıkızık Köyü'nün eski dönemdeki mahalle kültüründe neler varmış, savaştan bugüne neler kalmış diye merak ederseniz bizim gibi Etnografya Müzesi'ni gezebilirsiniz.
Peki Cumalkızık'ta Kahvaltıyı Nerede Yapabilirsiniz?
-Mavi Boncuk Kahvaltı Evi; Biz burada kahvaltı ettik. Çünkü sizden gelen öneriler ışığında en çok oy'a sahip burasıydı. Benim serpme kahvaltı kültürüm çok iyi değildir, genel olarak kahvaltı öğünüyle aram çok iyi değildir ama kaymak ve reçellere diyecek söz yoktu. Bir de Işıl Hanım'ın sohbeti ve sıcaklığına...
Burada şunun da altını çizmekte fayda var.
Biri bu mekan için değil, köyde edilen kahvaltıların geneli için, "biz gittiğimizde organik ürünler yoktu, her şey marketten alınmıştı, memnun kalmadık" diye mesaj atmıştı. Her zaman gittiğinizde aynı lezzeti görmek, ziyaret eden olarak hepimizin hayali ve isteğidir. Ben böyle bir durumla karşılaşmadım ama başka zaman gidenler ve karşılaşanlar olabilir. O sebeple, bilerek gitmeniz adına olumsuz yorumu da paylaşmak istedim.
 -Azime Teyzenun Yeri
-Hatçe'nin Yeri
Bunlar Cumalıkızık için önerebileceğim kahvaltı mekanları. Ancak erken saatlerde gitmeniz, yer bulma açısından önemli. Çünkü turlar kalabalık olduğu için hiç beklemediğiniz anda ayakta kalma ve yer bulamama sıkıntısı ile karşılaşabilirsiniz.
 Ancak bizim zamanımız ve planımız elverdiği için her ne kadar gidemediysek de şimdi size köy kadınlarının kurduğu bir dernek ve nefis gözüken bir kahvaltı mekanı önerisi ile geleceğim;
 -Saitabat Köy Kadınları Dayanışma Derneği Kahvaltısı

 

 Fotoğrafı sitelerinden aldım, tarhana çorbası, reçeller, bakır tepside sunulan otantik sunum ve geleneksel atmosferi ile kişi başı 35 TL civarı ödeyeceğiniz bir kahvaltı mekanı burası. Kurucularından Simge Hanım ve kardeşi bana Bursa'yı gezerken mesaj atmışlardı. Her ne kadar gidemesem de, böyle otantik mekanları ve dokularına bayılıyorum. Bir dahaki Bursa ziyaretimde gidilecekler arasına aldım bile. Belki gidenler yorumları yazarlarsa, böylece bende faydalanmış olurum.
 (Cumalıkızık Köyü ve Saitabat Köyü arasındaki mesafe araçla 25-30 dakika arası)

Cumalıkızık sonrası bizim durağımız Bursa'ydı. Bursa tek günlük hızlandırılmış şehir rehberi için buraya tıklayabilirsiniz.

0 Comments

Leave a Comment

error: Content is protected !!