COLMAR VE ALSACE ŞARAP ROTASI

İçimde kocaman bi' dünya haritası var gibi düşünüyorum zaman zaman. Bunu bana düşündüren, içimin en derininde hissettiren rota ise; Alsace Şarap Yolu üzerinde yer alan ve renkleriyle birbiri ile yarışan köyler...
Sanki gördüğüm yerlerin üzerine pin attıkça ağrıyan bir yerim daha sağlıklı oluyor. Bir çeşit fizik tedavi gibi. O köylerin arnavut kaldırımlı taşlarında, pastel tonlarının hayat verdiği evlerin duvarlarının her birini gezerken bir filmin içerisinde gibi hissettim kendimi. Renklerden bana miras kalan ve bu kasabalardan hemen sonra hatırladığım küçücük şeyler oldu hayata dair;
"Bağdaş kurmayı yeniden hatırla. Yerler nemli mi, ıslak mı? diye düşünmeden yeşilliklere otur. Ne güzel şey. Ben bayadır oturmamışım niyeyse. Fark ettim ki, ilk kez, ne bir tarafım, ne öbür tarafım, sadece bi' taraf olmak. Bitirmek zorunda olmadığım hikayeler varmış. Ya da sonunu, istersem değiştirebildiğim. Zamanı anlamlı kılabildiğim saniyeler var, onları kovalamacaya hapsetmeden de biriktirebilirim. Ucuza da iyi şarap içiliyor, yeniden hatırlamak güzel. Kurabiye sadece yenen o küçük mutluluklar değil, görüntüsel olarak evlerin çatıları da olabiliyormuş. Ve bazen yere oturduğunda, ıslansan da çamur bile tarifsiz bir mutluluk yaratabiliyormuş." 
Haydi gelin, bir düşe bırakın kendinizi sizde benim gibi. Yazıyı okuduktan sonra, buralara gitmek için sabırsızlanacağınıza eminim. Hazırsanız başlıyoruz!

FullSizeRender

Öncelikle rota Basel'den sonra sırasıyla, araçla şu şekilde devam ettik; Eugusheim, Colmar, Ammerschwihr, Kayserberg, Riquewihr, Ribeauville, Dambach la Ville, Rosheim, Dorlisheim ve Obernai. Köyleri gezip, yaşamak için bundan sonra hayatımız boyunca hayal ettiklerimiz arasına koyduktan sonra da, dönüş öncesi konaklamalı şekilde bir tam gün Strasbourg'ta kalarak, tekrar Basel için dönüş yoluna geçerek şekillendi rotamız.

Sizlerden en çok gelen sorular ise;
-Hangi köye ne kadar vermeliyiz?
-Çok fazla köy var, hepsini etraflıca aynı günde gezebiliyor muyuz?
Köyler gerçekten çok küçük, içlerinden önerebileceklerimi ayrı tutarak geri kalanları dur-kalk şeklinde aracınızı park edip, birer saat şeklinde gezerseniz zaten rotanın tamamını gerçekleştirmiş olacaksınız. Ama günde iki ya da üç köy sindire sindire gezmek için yeterli.

Colmar'a bir tam gün vererek, sadece oranın tadını çıkarmalı, Riquewihr ve Ribeauville'i ise sabahtan öğlene ve öğleden akşam üstüne olacak şekilde bölerek gezebilirsiniz. Diğerlerinde ise, belirttiğim şekilde duraklamalı rotalar yapabilirsiniz. Otopark genelde problem, bir şey olmaz diye düşünmeden, otomatlardan mutlaka park için bilet almalısınız.
Arada konaklama için Colmar, o büyülü atmosferin tadını çıkarmak için iyi bir alternatif olabilir. Bunun için, iç dekorasyonu ve şekerleme tadındaki dış mimarisi ile Saint-Martin Otel'i önerebilirim. Zamanınıza göre konaklama yapacağınız köyü, beğeninize göre de seçebilirsiniz. 
Rotanın devamındaki her köy için tek tek bu şekilde bilgi paylaşmaktansa çok zaman ayırdığımız köylerde, öne çıkan ve keşfettiğim noktaları paylaşarak yazıya devam edip, sizi oralara ışınlayacağım...
Ama genel hatlarıyla, bu kasabalar için ortak bir şey yazacaksam şunu söyleyebilirim;
Noel zamanı köylerin hepsi rengarenk, ışıl ışıl ve kocaman renkli bir pastanın mimariye dönüşmüş şekli gibiydi. Bu sürreal masal dünyasının sizi alıp götürdüğü kasabalarda gezerken, görünce şaşırıp, sizi en çok mutlu eden detaylar, her evin penceresinden sarkan oyuncak ayılar ya da sembolik figürlerdi. Yeni yıl coşkusunu festival tadında yaşayabileceğiniz nadide yerlerden biri bu kasabalar. Noel Baba'nın kızağı ile uğrayıp, en bonkör davrandığı rota Alsace rotası üzerindeki köyler diyebilirim, çünkü evlerin, sıcak şarap satan küçük el arabalarının ya da kurabiyelerini önce size tadımlık verip, sonra lezzetinden dolayı koştuğunuz kurabiye dükkanlarına kadar hepsinin mutlaka bir yerlerinde kocaman yaldızlı, hediye paketler asılıydı. Şölen gibi...
FullSizeRender
Bu rota için bence en güzel mevsim Yeni Yıl Dönemi ve Bahar Ayları.
Özellikle Orta Çağ ve Rönesans Dönemi'nin mimari özelliklerine, sizde benim gibi hayran olanlardansanız, fresko ve farklı heykel figürleriyle dolu ahşap evleri, pencerelerinden çiçekler sarkan köşelerin, tarihi köprüler, barok kiliseler ve kanallarla buluştuğu Alsace Rotası tam size göre. Köylerdeki her evin tarihi genelde 1400 ve 1700'lü yıllardan kalma ve o günden bugüne dokusu bozulmamış... Hayranlık uyandıran detaylardan biri de; dükkanların, restoran ya da pastanelerin hemen hepsinin levhasının dökümden ve icra ettikleri sanatı resmeden şekilde özel olarak tasarlanmış olması. Bamberg seyahatimdeki yazıda paylaştığım gibi, dolaşırken hayran kalmamak elde değil.
Peki daha geniş zamanda gelirsek, bir daha mutlaka yapmayı hayal ettiklerim neler?
Kesinlikle Vosges Dağları'nın karlarla kaplı zirvesine tünemiş, adı bile duyulmamış köylerdeki yaşamı daha yakından görmek adına buralara rotamızı çevirmek, Orta Çağ'dan kalma ve hala kuşaktan kuşağa geçmiş 110'un üzerindeki şarap üreticisini tek tek gezmek zor olsa da, bunları sayıca fazlalaştırarak yolumuza devam etmek, mistik dokusuyla döndükten sonra adına bir kitapta rastlayıp çizdiğim Wissembourg'u ve sis çöken yeşil vadilerinden geçmek var hayallerimde. Hayallerimizi gerçek kılacak bütçemiz ve zamanımız, en önemlisi de sağlığımız oldukça gerçekleştirelim bunları olur mu? Hayal ettiğimiz ne varsa... Her birimizin...
 

Şimdi ayaküstü uğramanın ötesinde, keşfini bol tuttuğumuz köyleri size anlatmak da sıra;

ALSACE ROTASININ ÖNE ÇIKAN KÖYLERİ;


EUGUSHEİM


Alsace Şarap Yolu'nun ana sayılabilecek ilk durağı, Avrupa'nın en güzel 3 köyünden biri seçilen Eguisheim. Colmar’a 8 km uzaklıktaki bu köy resmen film seti tadında.
Her evin penceresi, kapısı noel süsleriyle bezenmiş. 1-2 saatte köyün her yerini dolaşıyorsunuz. İki yolu birbirinden ayıran ortada bulunan ve köyün kapısında en çok fotoğraf için kuyruğa girilen noktası ise; Aşağıya fotoğrafını bıraktığım dar ev.
Bu eve “Le Pigeonnier” deniyor.  Bu ve rotaya dahil, diğer kasabadaki her ev, istisnasız evde yapılan yeni yıl kurabiyesi gibi. Bu yüzden hangisi daha güzeldi diye sorulan soruları ayrıştırmak zor. Ama Eugusheim kesinlikle Colmar ile kapışan bir güzellikte.

Bu kasabalar içerisinde gezmek ve yemek yemek için tek tek öneri sunmak zor, çünkü hepsi oldukça küçük ve dolaşırken tok olsanız bile neredeyse her kurabiyecide, her şarap evinde bir şekilde bir şeyler atıştırıyorsunuz. Ve inanın hepsi öyle lokal lezzetler ki pişmanlık yaşamanız zor.

Vieille ville d'Eguisheim, ağaçların arasından gökyüzüne uzanan tepe manzarası sunan Les Trois-Chateaux du Haut-Eguisheim ve bir çeşmenin arkasına rengarenk evleri alarak oluşturduğu en güzel kasaba meydanı fonunu oluşturan Saint-Leon Fountain Çeşmesi'nin yer aldığı meydan görülecek güzellikler arasında.

Deneyimlediğimiz restoranlar ise; Vins Albert Hertz'de şarap turuna karılıp, müthiş Alsace şarapları eşliğinde kırmızı et yemek ve Patisserie Gilg'den harika kokan makaronlardan almaktı.


COLMAR


Colmar'ın evlerinin hepsi çok renkli. Ama bir o kadar da yalın. Kafiye içinde güzellik sunan bir şiirin dizeleri gibi pastoral tatta, birbirine yaslanmış evlerle dolu.

Etraf tebessüm eden lokaller, merakla kasabanın her santimetrekaresini görmeyi kafasına takmış turistlerle dolu. Colmar'da hayatımda ilk defa bir yerde turist olmak istemedim. Kahvenin, kitabın, istediğim müziklerin çaldığı küçücük bir evde, sevdikleriyle komün hayatı yaşamak isteyen bir ben çıktı buralarda ortaya.
Burası dizi dizi evleri, harikalar diyarının yeryüzündeki halini mümkün kılan noel marketleriyle büyülü bir yer. Sadece güzel şeylerden bahseden insanlarla dolu bir kasabada, etraftaki kanalın burnuma değen ferahlığıyla bile kendini iyi hissetmene sebep olacak kadar güzel.
Colmar gerçekten rüya gibi. Tam bir masal. Söylenen, yazılan her şeyin 10 katı. O kadar isterdim ki, görebildiklerimin aynısını paylaşmayı ama fotoğrafa yansıyanlar çeyreği bile değil inanın... Colmar'da kendinizi masallarda hissedeceksiniz. Konum olarak, Fransa’nın Alsace eyaletinde bulunuyor. Fransa’nın Strasbourg şehrinden trenle 50 dakikada veya Almanya’dan arabayla 1,5 saatte Colmar’a ulaşılabiliyor.

Ama bence en güzeli bizim gibi Şarap Yolu rotasını yapmak için, araç kiralamak. Almanya’ya olduğu kadar İsviçre’ye de çok yakın ve Basel Havaalanını buraya ulaşımı kolaylaştırmak için ara durak olarak kullanabilirsiniz.
Kasabanın tarihi çok çok eskilere dayanıyor, 9. yüzyıla kadar.
Colmar, bir çok savaşa ve işgale ev sahipliği yapmış ama hala masalları andıran görüntüsünden hiç bir şey kaybetmemiş bir kasaba. Ah o doku, kafamı nereye çevireceğim diye aklımı kaçırdığım köşeleri... Gündüz evlerin rengiyle göz kamaştıran, geceleri ışıl ışıl dükkanlarıyla, sokaklarıyla sizi kendinize çeken tarihi bi' miras.
Hele ki noel zamanı...

Yılbaşını tercih etmekle çok ballı kaymaklı bir seçim yapmışız diyorum şimdi düşündükçe. Kasaba başka bir ruhu geçirmişti adeta üzerine. Basel’den yaklaşık trenle 2 saat, arabayla 50 dakika süren kısa bir yolculukla Fransa’nın Alsace-Lorraine bölgesinde bulunan şirin kasabası Colmar’a geçebiliyorsunuz dediğim gibi ama gündüzünü gördüğünüz şehrin, gecesini de sakın ola es geçmeyin.
 


COLMAR GEZİ REHBERİ


 -Kasabanın girişinden geçer geçmez, bir özgürlük heykeli göreceksiniz. Bu özgürlük heykelinin Colmar'da bulunuş sebebi, ABD'nin, New York'un simgesi olan Özgürlük Heykeli'ni tasarlayan kişi Frederic Auguste Bartholdi'nin Colmar doğumlu olması. Bartholdi'nin küçücük kasabada adını taşıyan bir okul ve vakti olanları için ziyaret edilmeyi bekleyen bir müzesi de var. 
- Kasabanın masalları andıran en güzel bölgesi; “Küçük Venedik” (Petite Venice).

Kanal kenarı restoranları, renklerin başrolde olduğu evleri gören fotografik köşeleri ile kalabalığın arasından sıyrılmayı başardığınızda, fotoğrafa anılarınızı hapsetmeden önce manzaranın tadını çıkarın mutlaka. Biz gittiğimizde gondollar kanalda kenara park edilmişti ama bahar ve yaz aylarında gondol turunun harika bir atmosfer yaratacağına eminim.
-Şu an restoran olarak hizmet veren Maison des Têtes yani Kafalar Evi Colmar'da gezilecek, dışarıdan görülecek diğer yapılardan biri.

-Kasabanın en çok fotoğrafı çekilen yerlerinden biri olan Pfister Evi'ni de gördükten sonra, Marché Couvert denilen Colmar'ın sebze-meyve pazarına mutlaka uğramalısınız. İçerisinden yürümek bile benim için mutluluk sebebiydi çünkü bir ülkeyi gezerken şehirlerin lokallerinin arasına karışmak kadar güzel bir his yok. Meraklıları için not; Pazar Perşembe Günleri kapalı. Bu arada adını bilmiyorum ama Colmar'ın hemen girişine aracınızı park ettikten sonra, birazcık yürüyünce bir bit pazarı göreceksiniz, biz orada olduğumuz iki günde de bunu gördük. İnanılmaz güzel parçalar var ve çok ucuz fiyatlara...

-Bistrot Gourmand'in kıtır waffle'ı ve La Nouvelle Auberge'de şık ve harika bir akşam yemeği Colmar'a dair deneyimleyip, önereceğim iki leziz adres.



OBERNAI


Basit bir yön işaretinin sizi mutlu edebildiği şehirler var, hatta küçücük kasabalar...
Bu rotanın seyahati sırasında, şans eseri güzelliği ile büyülenip, gezdiğimiz Obernai Kasabası bunlardan biri.
Biz metrolarla, otobüslerle işe yetişme telaşına düşerken, değil kendi yolumuza bakmak, etrafımızdaki detayları kaçırırken, bir yerlerde insanlar sadece şu yerdeki işaretlerle harikalar diyarına uzanıyor. Bu ikiz evi kareye alacak şekilde de çekebilirdim ama bence fotoğrafın öznesi bu yerdeki yön ok'u.

Şimdi sizde benim o gün yaptığım gibi, gözünüzü kapatıp ok'u takip edin. Böylece bu ikiz evleri geçince hemen solunuzda, o lisedeki edebiyat öğretmeninizin ilham verici sözlerle övüp durduğu kitaplarda sözü geçen çok daha rüya bir sokağa gireceksiniz. Pastane tabelalarının yazıdan değil, kek kalıbından yapıldığını, evlerin en yenisinin 1620'lere uzandığını, yürüdükçe dükkanlardaki yılbaşı süslemelerinin sadece duruşlarında bile dönme dolap sakladıklarını göreceksiniz.

Bir kurabiye dükkanının içerideki lezzetler kadar dışının da yenesi olduğunu, antika dükkanı işleten bir çiftin karı koca oldukları için, dükkan tabelalarını demirden ve birbirinin elini tutan o eski kasaba filmlerindeki karakterlerden yaptırdıklarını göreceksiniz. Ya da sapa bir köy evinin bile her penceresine yeni yılı hoş karşılamak için peluş ayılar takıldığına şahit olacaksınız.
Obernai böyle işte. Özellikle adımlanası sokakların adresine ihtiyaç duymadan, hepsine girip çıkacağınız köşelerle dolu. Acıktığınız zaman mutlaka Au Pain Gourman'dın damla çikolata kekinden tadın, benim gibi tatlıyı abartmayı sevenlerdenseniz, L'Eden'i görür görmez, gözünüze kestirdiğiniz bir tatlıyı hemen paket yaptırın, tatlı beni kesmez diyenlerdenseniz, yeni yıl zamanı çok kalabalık olan Restaurant des Vosges'i dekoru ve farklı lokal lezzetleri ile mutlaka yazın defterinize.



RIQUEWIHR VE RIBEAUVILLE


Fransa’nın kuzeydoğusunda, Almanya ve Fransa kültürünü harmanlayan Alsace bölgesinde yer alan bu iki kasaba turun gözbebekleri arasında benim için. Colmar ve Strasbourg arasındaki Ribeauvillé'i konum olarak araştırdığınızda "Ribeauvillé-Riquewihr Bölgesi" olarak da geçtiğini göreceksiniz. Alsace'ın tüm kasabalarında olduğu gibi burası da yerel şaraplarıyla ünlü.

Noel zamanında şövalye kıyafeti giyen insanların dolaştığı, meydana kurulan şarap kazanında size sıcak şarap ikram ettiği bir Orta Çağ kasabası. Detaylara önem verilip, geleneklerin en güzel şekilde devam ettirildiği yerlerden biri diyebilirim.

  


ALSACE YEME İÇME- ALIŞVERİŞ NOTLARI


 
-İlk Başta Alsace şarapları üçer beşer çantaya mutlaka atılmalı,
-Eğer çocuğunuz varsa ya da eşe dosta hediye düşünenlerdenseniz ahşap kulübelerde satılan el yapımı oyuncaklar mutlaka hediyelik olarak bavulunuza koyulmalı,
-Zencefilli kurabiye, aromalı mevsim çayları bunlardan tat alıyorsanız, evinize taşıyacağınız lezzetler arasında olmalı,
-Dolaşırken ise; Bölgeye özgü tadılması gereken lezzetler olan; Sıcak şarap, Choucroute (Alsace Bölgesine özgü doğranmış lahana üzerine , domuz sosisi servis edilerek hazırlanan yerel bir yemek), Bretzel, Tarte Flambe (Elsass tartı olarak bilinen, bizim çok beğenmediğimiz ama ince ve tatlıya yakın lezzetiyle pizzayı andıran bir hamur çeşidi) ve Foie Gras (kaz ciğeri) asla es geçilmemesi gereken lezzetler arasında.
 

Rotanın diğer yazısı Strasbourg için buraya tıklayabilirsiniz.

0 Comments

Leave a Comment

error: Content is protected !!