CAVAGRANDE (Cavagrande del Cassibile)

Syrcusa sonrası rotamız, doğanın tam kucağıydı. Burayı rotaya eklerken öyle çok heyecanlanmış, öyle çok gitmek istemiştim ki. Ama inişin bu kadar zahmetli olacağını bilsem herhalde iki kere daha düşünür ama yine de inerdim.
Instagram hikayelerini takip edenler, bu kanyona ulaşmak ve bu olağanüstü sularda yüzebilmek için nasıl zorlu tepelerden geçtiğimizi hatırlar. Dağın tepesinden kanyona inişiniz takriben bir saati geçiyor ve trekking parkuru çok bozuk. Sadece kayalıklardan ve basamaklardan oluşuyor. Yol kenarındaki uçurum kısımlarındaki trabzanlar ise oldukça eski, çoğu tuttuğunuz zaman sallanıyor. Bu yüzden çocuklu, bebekliyseniz veya dizlerinize çok güvenmiyorsanız kesinlikle gitmeyin diyorum.
İçimdeki çocuk, durmadan, daima diyor. Yollar bitirmek, doğa keşfedilmek için var deyip duruyordu iç sesim. Ve Alico'yla bizde güneşin tam tepede olduğu saatte, kanyona ulaşmak için zorlu bir parkur sonrası, Sicilya'nın Avola şehri yakınlarındaki bu doğal rezerv olan Riserva Naturale Cavagrande Kanyon'una ulaşmıştık. Aşağılara doğru inerken bir ara "hava ambulansı buraya gelebilir mi?" diye düşünmüşlüğüm bile var, o kadar ücra bir noktada ve o kadar hiç bir şeyin olmadığı bir yerde ki, abartısız sadece dağ keçilerinin, boyunlarındaki çan sesi değiyor kulağınıza. Ve de sizin gibi keşif tutkusuyla ölüp, bitip burayı keşfetmiş bir kaç insan. İnerken acaba buraya inen ilk Türk biz miyiz diye bile düşündüm itiraf ediyorum.

Dura kalka, dinlene dinlene ulaştığımız bu kanyona giriş ücretsiz, sadece tepede bıraktığınız aracınız için otoparka 3 Euro ödüyorsunuz. Park yapıktan sonra, tepedeki salaş restorandan mutlaka soğuk su almanızda fayda var. İki şişe iki kişi için aşağı inerken, çıkan diliniz ve yorgun düşen bedeniniz için az bile geliyor.
Konum olarak navigasyona doğal şekilde oluşmuş bu rezervin adını yazdığınızda kolayca ulaşıyorsunuz, şehir tabelaları da sizi yönlendiriyor zaten.

Biz ise, Syrcusa'dan 45 dakikada aracımızla buraya geçtik.
Peki ulaştığımızda gördüğümüze değdi mi? Cevabı siz fotoğraflarla kendiniz verin bence... Çünkü bence ulaştığımızda gördüğümüz şelale ve onunla buluşan kanyonun yeşil rengi, en net ifadeyle, etrafındaki sarı-yeşil tonlarına karışmış onca bitkinin içinde manzara "olağanüstü"ydü. Suyun tatlı tadı, kayaların şekli, şelalenin suyla buluştuğu o küçük nokta ve onca yorgunluk sonrası suyla buluştuğunuz o serinlik; "muhteşem"di.
Geri dönmek de aynı şekilde bir, bir buçuk saatinizi alacağı için güneşin tam tepeden çekilmesini beklemek en mantıklı seçenek olur. Bizim çıkışımız 20.00 sularıydı...
 

Rotanın diğer yazısı olan Palermo Şehir Rehberi'ne buraya tıkayarak ulaşabilirsiniz.

0 Comments

Leave a Comment

error: Content is protected !!