ÇADIR DENEYİMİ – KAMP HAYATI
Dünya döndüğünden ve ben bu dünyaya merhaba dediğimden beri pek çok geceler yaşadım.
Sayısız kere gözlerimi kapadım, göz kapaklarımı aydınlıkla vedalaştırdım.
Karanlıklar gördüm, sessizlikler içinde kaldım.
Ama bu çadırın içindeki kadar huzur dolu bir karanlık, muhabbetle ama keyif verecek kadar da sessiz geceler daha geçirmemiştim.
Çadır inanılmaz bir şey, sevdiğin adamın, sohbet edebildiğin insanın sadece karanlıktaki yıldızlar parlarken bir omuz yakınında olması, buna tependeki ağaçların, parlak yıldızların tanık olması kadar güzeli yokmuş meğer.
Türkiye içerisindeki, özellikle Ege sahillerini keşfedeceğimiz rotayı hayata geçirdiğimizden beri bir gün başlıyor, inanılmaz güzel manzaralara değiyor yüreğimiz ama içimin bir yanı "haydi akşam olsun" diyor.
Bir gün başlıyor ve bir yanım bitsin bugün derken, diğer yanım gece yıldızlara uzanalım diye can atıyor,
Datça'nın, Marmaris'in, Selimiye'nin, Bozburun'un gecesi ve gündüzünün arasındaki farkı anlatamam, birini diğerinden üstün tutamam çünkü hepsi güzel,
Türkiye'nin 24 saati gerçekten cennete akraba.
Ama ülkemizin gecelerini var ya! İşte o kamp karanlığında, minicik bir çadırın içindeki renkli ışıkların içimde yarattığı gök kuşağını, yaşadığım bu geceleri saatlerce anlatabilirim size.
Ne çok iyi ki, ne çok şükür..."
İşte ben, bana bu satırları yazdıran harika geceler, harika günler geçirdim Ege'de...
Bunları yaşarken çadır ve kamp hayatı bana inanılmaz tecrübeler yaşattı. Bu yüzden de bu yazıda sizin bana rotamız boyunca sorduğunuz kamp hayatına dair, çadır yaşamı ile ilgili Instagram'dan sorduğunuz tüm sorularınızı cevaplamaya ve deneyimlediğimiz bir çok detaya yer vermeye çalışacağım.
Öncelikle bu bizim ilk çadır maceramız ve kamp deneyimimizdi. Başlarda euro ve dolar bu haldeyken ekonomik yollu ve denizlerimize doyduğumuz bir seyahat rotası çıkardığımız için Türkiye'yi seçtik. Bunun için en doğru rota; Ege ve Akdeniz'di. Başta planımızda her ikisine de gitmek vardı ama baktık kalbimiz Ege'de kalıyor, bu seferlik onu hakkıyla gezelim, sonrasında başlı başına bir Akdeniz turu yaparız dedik. Peki size neden bunu anlatıyorum, çünkü en çok aldığım soru ile başlamak istedim.
-Biz hiç çadır yapmadık, kamp deneyimimiz yok çok istiyoruz ama yapabilir miyiz ne dersiniz?
Biz de daha önce hiç çadırda kalmamıştık ama bu kadar uzun süre çadırda kalacağımız, denizlere gireceğimiz, duş almamız gereken, yerleşik olarak beş altı gün bir kamp alanında kalacağımız bir zamanda, böyle bir rotada gerçekleştirdik ilk kamp deneyimizi ve yer yer zorlukları olsa da muhteşem keyif aldık. Yani diyorum ki; Deneyin, belki seversiniz!

#ALİCOZLEM OLARAK HANGİ MARKA ÇADIR KULLANIYORUZ?

ÇADIR ALIRKEN NELERE DİKKAT EDİLMELİ?
-Biz bu seyahati gerçekleştirmeye karar verdiğimizde, kamp yapan arkadaşlarımızdan görüşler aldık, hatta Instagram'dan sizlere sorular sordum, Alico baya bir araştırdı, ben bu konuyla ilgili yabancı kaynakları okudum, defalarca Decathlon'a gittik ve zor da olsa bir karar verdik. Ben size bir şey söyleyeyim mi? Yemin ederim totalde bir haftalık çadır hayatımızda anladım ki; Efsane doğru bir çadır seçmişiz!
Çadırımızın markası; Quechua Fresh and Black XL. 2 Seconds. Yani iki saniyede ergonomik olarak, pratik şekilde kurulan çadırlardan biri. Decathlon'dan aldık. İnternet sitesine girerek, kampanya dönemlerinde ya da normal zamandaki fiyatları hakkında inceleme yapabilirsiniz.
-Peki biz bu çadırı aldık ve ultra memnun kaldık diye, sizde bu çadırı mı almalısınız?
Arkadaşlar beni sosyal medyadan takip ediyorsunuz ya da biliyorsunuz, ben bir şeylerin reklamını yapmayı çok tercih etmeyen, denediğim ya da memnun kaldığım ürünleri, mekanları paylaşmayı tercih eden biriyim. Bu sebeple çadır almak ve kamp malzemeleri tedarik etmek ciddi bir bütçe işi. Bu sebeple ne kullanmayacağınız bir şeyi almanıza vesile olmak isterim, ne de size uygun olmayan bir ürünü, sırf biz kullandık diye almanıza sebep olabilirim.
Bu yüzden çadır alırken şuna dikkat etmenizi öneririm; "Ben bu çadırı alıyorum ama nerede kullanacağım?" sorusuna kendi içinizde ya da çadırı yapacağınız kişilerle karar verip, aksiyon almalısınız.
Biz genel olarak uzun-kısa süreli konaklamalar yapabileceğimiz hem doğa içinde, hem camping alanlarında bu çadırı kullanmayı tercih edeceğimiz için, kolay kurulan içi geniş, iki kişinin rahatlıkla sığacağı bir çadır aldık. Ama siz dağlara tırmanacaksanız, farklı sıcak-soğuk derecelerinde daha zorlu koşullardaki noktalarda kamp yapacaksanız, bunun için ayrı bir araştırmaya girmeli ve farklı bir çadır tercih etmelisiniz.
Alacağınız çadırın markası ne olursa olsun özellikle "FRESH&BLACK" olmasına dikkat etmelisiniz. Biz o yüzden Quechua'yı tercih ettik.
Çadır alırken önce şunu araştırdık ve şu şekilde karar verdik; Alacağımız çadırın üst kısmı (ya da bazı çadırlarda üst kısma geçirilen ayrı bir kılıf kısmı) güneş ışığını direk alan kısım olduğu için buranın ya beyaz olması gerekiyor ya da açık renk. Veya bizim çadırımızdaki gibi renk açık değilse bile, Fresh&Black özelliğine sahip çadır alırsanız, çadırınız direk güneş ışığını tepeden alsa bile bunu çadırın iç tarafına yansıtmıyor. Bu yüzden bu özellik çok önemli. Aynı şekilde çadırın iç kısmı da siyah olmalı, çünkü böylece erkenden güneş ışığını geçirmediği için, çadırın içinin karanlık kalması daha uzun süre uyumanızı sağlıyor. Gerçi çadır kuran, kamp yapan insan genelde doğaya uyandığı için erken kalkıyor ama biz bizim çadırımızda 09.30'lara kadar uyuduğumuz bir iki sabah yaşadık, ki bunu kamp yapan insanlar bilirler, bu çadırda yatan insan için büyük bir başarıdır. Uyku zamanımızın maximumlara çıkmasına sebep olan kahramanımız da burada çadırdı. Yani bu özellikleri dikkate alarak, çadır seçmelisiniz.
Bir de çadırınızın havalandırma kısımları hayati önem taşıyor, hele bir çadırın içinde iki kişi kalacaksanız, havalandırma pencere kısımlarına ve bu kısımların genişliklerine bakmayı ihmal etmemelisiniz. Havalandırma pencerelerini, hepsini değilse bile birini açarak uyumalısınız yoksa, sabah çadırda su damlacıkları görebilir ya da geceleri daha fazla üşüyebilirsiniz. Yani havalandırma kısımları nemi azalttığı gibi, hava sirkülasyonunu da sağlıyor.
-Peki neden Quechua marka çadır aldık?
Açıkçası benim kalbimden geçen Husky marka çadırlardı. Çünkü gördüğüm tüm outdoor fotoğraflarının çoğu onunla çekiliyordu, tamam içerisinde yatacağız da kardeşim görsellik de önemli, fotoğraf çekeceğiz diye kızsal triplere girdiğim zamanlar oldu. Ama baktım Husky marka çadırlar hem ortalamaya göre bütçenin üzerinde (bizim baktığımız ölçülerde), hem de kullanan kişilerden ve başta ağabeyim olmak üzere Husky kullananlara nazaran, Quechua severlerin daha çok olduğunu ve deneyimleyenlerin neredeyse yüzde doksanının memnun kaldığını analiz edince böyle karar kıldık.
 
 
-Çadır alırken parçalarını ayrı mı alacağız yoksa tek parça halinde mi?
Normalde bizim çadırımız tek parça halinde ve kurulumu kolay olan çadırlardan. Totalde 2 saniyede açılıp, 5 dakika da sabitleme işlemi ile beraber kurulabiliyor ama toplaması biraz zaman alıyor. Ama ayıracağınız bütçe daha azsa ve sürenin uzunluğu sizin için önemli değilse, polleri, çadırın gerdirme ipini, kazıkları ayrı da alabiliyorsunuz. Çadır-kamp hayatı çok geniş bir segment. Dört mevsim kullanılan çadırlarda var, bu yüzden en başta dediğim gibi kullanım ihtiyacınızı ve şeklinizi belirleyip sonrasında seçim yapmalısınız.

ARAÇLI YA DA ARAÇSIZ OLMANIZ , ÇADIR SEÇİMİNİZDE HAYATİ ÖNEM TAŞIYOR

-Nasıl yani? dediğinizi duyar gibiyim. Ama vallahi önemli. Neden mi?
Çünkü biz araçlı bir rota yaptık ve totalde 9 günlük Ege turumuzun tamamında roadtrip yaptık, 2 de kamp alanı değiştirdik. Çadırımızın kapalı hali bile oldukça büyük (aracın arka koltuk ve orta koltuğunu kaplayacak büyük bir fermuarlı çember şeklinde), bu yüzden araçlı olmasaydık ve bundan sonra yapacağımız kamplarda araç kullanmayı düşünmeseydik bunu tercih etmezdik. Çünkü büyük ve ağır. Siz trekking rotaları yapacaksanız, araçsız olarak bir yerden bir yere gidecek, kamp yapacağınız alana spontane ya da planlı olarak çadırınızı omzunuzda ya da elinizde taşıyarak ulaşacaksanız, büyük bir çadır değil, aksine kolay taşınabilir, uzun süre el ya da omuzda rahatça taşıyabileceğiniz bir çadırı tercih etmelisiniz. Bunu da göz önünde bulundurup, karar vermeniz tavsiyemdir.
ÇADIR ALIRKEN BAŞKA NELERE DİKKAT ETMELİSİNİZ?
Biz #alicozlem olarak çadır almak için araştırma yaparken, benim kadın olduğum için baya bir endişem vardı ve pek çoğunuzun da aynı endişeleri yaşayabileceğinizi düşünerek, özellikle çift olarak çadır alacaksanız kadınların bazı şeyleri gözden geçirerek çadır seçimi yapmalarını tavsiye ediyorum. Mesela;
1) Alico her ne kadar bana kızsa ve kendine eziyet etme kabinlerde (camping alanında iseniz) üzerini değiştir dese de, sabah kalktığınızda direk olarak pijamalarınızı ya da gece üzeriniz giydiklerinizi en kolay ve pratik şekilde değiştireceğiniz yer çadırın içi. Bu yüzden de eğer sizde benim gibi çadırın içinde giyinip-soyunma işlemini halledecekseniz ya da uzun boylu sayılabilecek biri iseniz, mutlaka "yüksek tavanlı" çadır tercih etmelisiniz.
2) Eğer klostrofobik ya da dar ve kapalı alanda daralan birileri iseniz, muhtemelen çadır hayatı sizlik değildir, ama o kadar da ileri boyutta değilim diyorsanız bile yine de geniş ve ferah bir çadır her anlamda hayatınızı kurtaracaktır.
3) Bana sizlerden en çok gelen soru "kamp yapmak istiyorum ama böcek ve sinekler beni korkutuyor, onu nasıl hallettiniz ve neler yaşadınız?" şeklinde idi. Öncelikle çocukluğu Ada'da geçmiş bir çocuk olarak, böceklerden hiç bir zaman aşırı derecede korkmadım ama tabii ki kimse onlarla iç içe uyumak istemez. Sadece gitmeden önce kendime şunu kabul ettirmeye çalıştım.
"Bir tercih yapıyor ve doğayı seçiyorsun. Doğa aslında yalnızca senin değil ve doğanın yaşam alanını yuva etmiş canlılar var, sen onların düzenini bozuyorsun doğaya giderek. Bu yüzden doğanın, ekosistemin düzenini alt üst etmeden, onlara ve çevreye zarar vermeden, onlara uyum sağlamaya çalış, küçük canlılar hoşuna gitmeyebilir ama görürsen öldürmeden başka bir yere taşımaya ve bunu gözünde büyütmemeye çalış."
 
İşte bunu kendi içimde kendime kabul ettirdikte sonra, önlemler almaya çalıştık. Bir kere ilk yapmanız gereken şey, çadırınızın "katman sinekliğini" ya da bizim gibi sofası olan ana çadıra girmeden önceki "ana fermuar" kısmını giyinip-soyunduktan, çadıra girip, çıktıktan sonra mutlaka ama mutlaka kapalı tutmanız. Aksi takdirde unuttuğunuz ya da iki saniyeden bir şey olmaz dediğiniz noktada küçük canlılar böcek, sinek ya da en basitinden karıncalar çadırınızın içine istila ediveriyor.
4) Biz iki kişi çadır yapacağımız için, geniş bir çadır aldık. Ama genel olarak tek kişi çadır yapan insanlar bile iki kişilik çadır alıyor. Yani çadırınızın genişlik ve kişi sayısını tek kişilik, XL ya da XXL olarak boyutlarını "uyurken dönme, çok hareketli olup olmama" ihtimallerinizi düşünerek alın.
5) Çadır seçimi kadar yatak seçiminizde önemli. Çadırın içerisine genelde şişme yatak alınıyor, bizde öyle yaptık. Hatta blog'da detaylı hafta sonluk araçla Bulgaristan'a gittiğimiz seyahatimizin yazısını yazmıştım. O yazıda da okuyabileceğiniz gibi, biz çadırdan önce sırf ucuz bulduk diye şişme yatak aldık. Bizimki çift kişilikti ancak çadırımıza biraz küçük geldi. Şimdi bir de tek kişilik şişme yatakla desteklendirmemiz lazım. Yani markası önemli değil, pedalla şişirilebilen bir şişme yatakta çadırın ve çadırda uykunun olmazsa olmazı.
6) Çadırınızın tabanının iyi olmasına ve kamp kurduğunuz zeminin taşlardan, sivri cisimlerden arınmış bir zemin olmasına özen göstermelisiniz. Zemini sabitledikten ve temizledikten sonra, çadırınızı uzun süreler kullanmak için taban kumaş kısmının yırtılmaya karşı dayanıklı olduğu bir çadır almalısınız, çadır seçimizde bunu da göz önünde bulundurmalısınız.
7) Çadırınızın havalandırma kısmının ne kadar fazla olduğu da önemli. Bizim çadırın 4 adet havalandırma penceresi vardı, dışarıdan görülmeyen ama içeriden manzarayı seyre dalabileceğiniz ve hava gelecek pencereler çadır hayatı için önem taşıyor. Bu yüzden havalandırma detaylarına bakarak çadır seçimi yapmalısınız.


ÇADIR - KAMP HAYATI İÇİN YANINIZA ALMANIZ GEREKENLER

Hangi dönem ve hangi mevsimde çadır yaptığınıza göre bu liste değişkenlik gösterebilir, hele ki nerede yaptığınız bu başlığın içeriğini tamamen değiştirir. Biz sizinde bildiğiniz gibi ilk kamp-çadır deneyimimizi Ege'de gerçekleştirdik.
Mevsimlerden Haziran'dı ve yine de akşamların serin olduğunu göz önünde bulundurursak ona göre eşyalar aldık.
-Bir kere çadırın olmazsa olmazı çadır lambası ve iyi ışık veren bir el feneri.
-Yatak şişirme pompası.
-Kazık (tekrar tekrar kullanacağınızı düşünürseniz, çadır kazıklarınızın sağlam olması gerekiyor.
-Çadırın iyice gerilmesi, tam formuna kavuşması ve zemine sabitlenmesi için çadırın kazıklarını çakmanıza yardımcı olacak bir kamp çekici şart. Biz bunların hepsini Karaköy'deki çadır malzemecilerinden tedarik ettik. Markası önemli değil, her yerde bulabilirsiniz.
-Mangal! Çevreyi kirletmemek, zarar vermemek ve uygun ortam yakalanırsa kendi yemeğinizi pişirmek ya da çay demlemek için bir mangal almalısınız. Biz oraya gidince camping alanının marketinden 30 TL'ye bir seyyar mangal edindik, oh şahane!
-Nevresim! Bu şimdi bazı çadırcı-profesyonel kampçı arkadaşlara fazla gelebilir ama biz özellikle uzun süre kaldığımız ve 6 günümüzü geçirdiğimiz için evden temiz nevresim ve pike götürdük. Şişme yastık da, bu noktada yer kaplamama açısından acayip hayat kurtarıyor, Decatlhon'dan aldığımız iki şişme yastık (ağız ile şişiriliyor, pompaya lüzum yok) ile beraber tam bir yatak odasına çevirdik çadırın içini.
-Bahar ve yaz ayı olmasına rağmen ilk gece tayt ya da uzun ince bir eşofman altı götürsem de tamamen fazla geldi ve şortla inanılmaz rahat geçirdim çadırdaki tüm geceleri. Siz yine de uzun ve kısa her türlü alternatifi, bol iç çamaşırı, uzun ve kısa çorabı da çantanıza atın derim.
-Onun dışında şampuan, duş jeli, diş macunu, diş fırçası ve uzun konaklamalarda ihtiyacınız olacak kişisel eşyalarınızı unutmamalısınız.
-Yaz ya da kış farketmez ama özellikle yaz mevsiminde sıkıntı yaşamamak adına "sinek-böcek kovucu" bir spreye her şeyden fazla ihtiyacınız olacak. Bu noktada size kimyasal içermeyen, harika bir doğal önerim olacak. Eczaneden tedarik ettiğim, hepinizin Instagram'dan sorduğu, cildinize ve hatta çocuklarınıza da gönül rahatlığı ile kullanacağınız bir sprey var adı; FLY AWAY. Belirttiğim gibi ben eczaneden tedarik ettim, içerisinde doğal uçucu yağlar var. Kokusu da güzel, özellikle içindeki lavantayı andıran kokusu ile sizi rahatlatıyor.
-Uyku problemi yaşarım diye düşünüyorsanız, yanınıza lavanta yağı alın, pıt pıt yastığınıza birer damla damlatın ve oh mis!
-Çamaşırlarınızı asmak ve kurutmak için mutlaka ip almalısınız.
-Buzluk! Az daha unutuyordum. Yazın kamp yapacaklar mutlaka buzluk-buz çantası götürmeliler yanlarında. İyi bir buzluk içeceklerinizi, yanınıza aldığınız meyveleri soğutmanıza yardımcı oluyor.
-Az eşya! Bizim roadtrip duraklarımızdaki Ege şehirleri çok olduğu ve pek çok yere uğrayacağımız için ve ilk kampımız olduğu için bol eşya, kıyafet vs. götürdük. Ama inanın bir kamp için ne kadar az eşya, o kadar büyük rahatlık ve ferahlık demek!

TÜRKİYE'NİN EGE BÖLGESİ'NDEKİ KAMP ALANLARI NASIL?

HANGİ CAMPİNG ALANLARINDA KONAKLADIK?
Avrupa'da yaptığımız Slovenya rotasında çok fazla camping alanında konaklamıştık, çadırsızdık karavanlı ya da araçlıydık ama o camping alanlarının koşullarını da deneyimleme fırsatı bulduğumuz için her iki tarafı da kıyaslama şansını yakalamış olduğum için artı ve eksileri yazabilecek noktada bir gezgin olarak görüyorum kendimi.
Avrupa'da kamp hayatını merak eden biriyseniz, Türkiye'nin çok güzel bir doğası, doğa güzellikleri ve cevheri olmasına rağmen koşulların maalesef Avrupa kamp standartlarının altında olduğunu söylemeliyim.
Biz ilk olarak rotamızın güzergahı sebebi ile Muğla ili Marmaris ilçesine bağlı ve Marmaris-Datça yolu üzerinde bulunan Çubucak Orman Kampı'nda konakladık.
Burada koşullar sebebi ile bir gece bir konaklamamız oldu. Çubucak Orman Kampı ile ilgili deneyimlerimi paylaşmadan önce çok merak ettiğiniz bütçe mesesine değineyim;
2018 yılı için Çubucak Tabiat Kampı çadır ve kamp fiyatları şu şekilde;
ÇADIR YERİ……………………………………….: 45.00 TL
SAHİL KENARINDA ÇADIR YERİ………: 61.50 TL
KARAVAN YERİ ………………………………..: 53.00 TL
SEZONLUK ÇADIR YERİ……………………: 5.000.00 TL
SEZONLUK SAHİL KENARI ÇADIR Y…: 7.000.00 TL
SEZONLUK KARAVAN YERİ ……………..: 7.000.00 TL
SEZONLUK SAHİL K. KARAVAN YERİ ..: 9.000.00 TL
Peki Çubucak Tabiat Parkı ve Kamp Alanı bu bedeli hak edecek bir camping alanı mı?
Bence kesinlikle değil. Bir kere en temel sıkıntı kalabalık ve steril olmaması.
Tamam kamp alanındayız, hiç birimiz beş yıldızlı otel lavabosu, banyo ya da duş ortamı beklemiyoruz. Ama tuvaletlere inanın adım atmamla çıkmam bir oldu, kesinlikle zaruri durumda bile gitmedim ve akşam yemeğinde gittiğimiz restoranı, sabahları da kampta giyindikten sonra kahvaltı edeceğimiz mekanda giderdim bu ihtiyaçlarımı.
Duşa bir kere girme deneyimim oldu. Maalesef sular buz gibi, yani sıcağı bırakın ılık su bile yok. Tuvaletler ve duşlar asla temizlenmiyor, deniz tuzu olduğu için duşa girmem gerektiyse de giderin tıkalı oluşundan ötürü ayak bileğinizin üzerine kadar pis suda kalıyorsunuz, kısacası duş almayın daha iyi. En azından deniz tuzu bir gün vücudunuzda kalmış olur.
Diğer bir olumsuz yorumumda şu şekilde; Günü birlik piknikçiler ya da yerleşik kampçılar aynı ortamdalar. Yani sizde bizim gibi doğaya aşık, yeşile dost bir görüntü ile güne uyanmak istiyorsanız, kesinlikle Türkiye'de deneyimlediğimiz Çubucak ve Aktur bunun için doğru adresler değil. Ama Aktur temizlik olarak, bin kat daha iyi Çubucak'tan.
Peki Aktur Kamping Alanı Nasıl ve Bütçeleri Ne Düzeyde?
Karavan (Günlük / Kişi Başı)
MAYIS
HAZİRAN
TEMMUZ
14.50-TL
23.00-TL
31.00-TL
AĞUSTOS
EYLÜL
EKİM
31.00-TL
23.00-TL
14.50-TL
 
Çadır (Günlük / İşgaliye)
MAYIS
HAZİRAN
TEMMUZ
14.50-TL
23.00-TL
23.00-TL
AĞUSTOS
EYLÜL
EKİM
23.00-TL
23.00-TL
14.50-TL
Şimdi fiyat tablosu sonrası bir bilgi eklemek gerekiyor;
Aktur Datça Kamp alanında, günlük kişi başı 23 TL + 23 TL'de çadır için bir ücret ödüyorsunuz. Ediyor size iki kişi + bir de çadır günlük 69 TL.
Peki bu hizmetin içerisinde ne var, karşılığını ne kadar alıyorsunuz?
-Çubucak Tabiat Parkının aksine tuvaletler her saat başı su ile yıkanıyor.
-Duşlar gayet temiz, gider tıkalı değil (el sabunu, şampuan, diş macunu, havlu, duş jeli sizin tarafınızdan getirilecek)
-Aşağıdaki hizmetleri ekstra ücret ödeyerek Aktur'da kullanabiliyorsunuz;
Elektrik 1 KW 1,20 TL
Buzdolabı Günlük 12,00 TL
Çamaşır Yıkama (Tek Yıkama) 12,00 TL
Tenis Kortu (Saati) 30,00 TL
Karavan Çekme Ücreti 45,00 TL
-Denizden faydalanmak isterseniz iki kamp alanının da denizi var, yani illa ki bir yerlere gitmek zorunda kalmıyorsunuz. Ama bence Aktur'un denizi muazzam, tüm gün burada kalınabilir.
-İkisinde de gözlemlediğim eksikler ya da bizim hoşumuza gitmeyen en belirgin özellik; Kamp yapan insanlar olarak doğaya uyanamıyorsunuz. Araçlar çadırların hemen yanında, çadırlar iç içe. Yeşile değil araç görüntüsüne uyanıyorsunuz.
-Çocukla giderseniz, bebek ya da çocuk çadırda uyurken aniden, karşı çadırın sahibinin arabasının farı çadırınızın içerisine girebiliyor, gece ya da sabah erken saatlerinde araç kapıları "çaaaat-çuuut" diye kapanıyor ve tenis kortu (AKTUR'da) sabah açıldığı için raket sesi ve top sesi eğer korta yakın bir alanda kamp yapıyorsanız, sizi hayattan ciddi anlamda soğutuyor.
-Türkiye ve Avrupa'daki çadır alanlarının standardı ciddi anlamda farklı. Türkiye'de "para ödeyip girdiğiniz kamp alanları" maalesef biraz çingene çadırlarına dönüşmüş. Nisan Ay'ından, Ekim'e kadar aynı yerde yerleşik kalan çadır veya karavancılar bu alanları yazlıklara çevirmiş durumda, çadırların içerisinde büyük ekran tv'ler bile var. Olmasın demiyorum ama kamp kafasının mantığı böyle olunca biraz amacından şaşmış oluyor. Bizim gibi doğaya uyanmak, yeşil ve maviyi böylesi bir yerde kucaklamak isteyenler için hüsran olabiliyor. Çünkü resmen yan çadırda sabah üçe kadar çekirdek çit'leyen bir teyze yüzünden uykusuz kaldık diyebilirim.
-Bu alanlara özellikle bayramlarda gidecekseniz, önceden rezervasyon yaptırıp, kişi ve çadır sayısı bildirmeniz sağlıklı olur. Bayramda gittiğimiz için inanılmaz doluydu ve önceden yer ayırtmış olmanın avantajını her iki tarafta da yaşadık. Özellikle Aktur, coğrafi konumu ve denizinin güzelliği ve kamp yapan kitlenin daha nezih olması sebebi ile bir hayli dolu oluyor.
-Peki kamp hayatının en iyi tarafı nedir?
Bir kere her iki kampingte de herkes inanılmaz yardımsever, hoş sohbet ve çözümcü idi.
Yani birileri elektrik çekmemize yardımcı oluyor, biri mangalının sönmeyen közünü, akşam yemeğimiz için uzatıyor, diğeri kamp hayatına da dair tüyolar veriyor, çadır kurulumunda yardım ediyor vs. Kamp insanı gerçekten yaşı kaç olursa olsun, inanılmaz yardımcı. Bu havayı solumak ve çadır hayatını deneyimlemek için de bunu yapmalısınız.
Bir kere kimse evsiz kalmasın, hiç birimizin kalmayalım ama çatısızlık inanılmaz bir özgürlük duygusu yaşatıyor, insana sınırlarını zorlatıyor ve hem kendinizi, hem de eşinizi ya da arkadaşınızı her kimse onu da tanımanızı ve farklı yönlerini görmenizi sağlıyor.
Çadır ya da karavan düzeni, Avrupa da bizdeki gibi değil, ferah nizam, bitişik konumlanma olmadan, herkes kendi alanında mutlu, yeşilin rolü çalınmadan, maviye ket vurulmadan "kampı, kamp" gibi yaşayabileceğiniz kamp alanları var ve gecelik konaklama ülkesine göre değişmekle birlikte, özellikle Almanya civarlarında günlük 50 Euro civarı idi.

İşte bizim Ege Bölgesi'ndeki kamp maceramız bu şekilde idi. Her şey öyle ya da böyle harika geçti, gece yıldızları seyrederek uyumak, çadırdan çıkınca ayağınızın toprağa basması bir şehirli için harika!
Daha nicelerine diyorum!
Kamp ve çadır hayatına dair yazımı beğendiyseniz, yorumlarınızı ve sorularınızı bekliyorum!

 
error: Content is protected !!