BREMEN

Bu bahar gününün sabahında, tren istasyonunun peronunda dikilip trenimizi bekliyoruz. Yola açık tüm sabahlar, mutluluk sebebi gibi.

İçimde çocuk kitaplarında okuduğum o masal kahramanlarının şehrine gitmenin verdiği kelebekli heyecanlar hakim... İşte tamda şimdi hazırız Hamburg'tan, trenle mızıkaçılar şehri Bremen'e geçmeye... Hep merak ettiğim küçük, masalsı, Orta Çağ şehri bakalım ne güzellikler gösterecek bize?
Trenle seyahat hep en sevdiklerimden. İrili ufaklı bir çok köy geçiyor, minicik vagonun penceresinden... Vagonların arkası yemyeşil, küçük kasaba evlerinin manzarası var etrafta.
Şu an dünyanın herhangi bi' şehrinde, ilerleyen bir trenin içinden, daha önce görmediğim kasabalara göz kırpmaksa en güzeli...
Hamburg'tan Bremen'e Nasıl Gidilir?
Hamburg'tan Bremen'e gitmek için merkez tren istasyonundan HVV otomatlarından iki kişilik 27 Euro'ya kolayca biletimizi alıyor ve saatleri hakkında bankodaki görevlilerden bilgi aldıktan sonra, ertesi sabah kahvemizi de alarak, peronda beklemeye koyuluyoruz. En sevdiğim şey trenler. Küçücük kutu gibi ama sizi görmediğiniz yerlere götürdükleri için mutluluk vaad eden birer makine gibiler. Zaman olarak hızlı tren değilse, Hamburg'tan 1 saat 35 dakikada Bremen'e varıyorsunuz.
FullSizeRender 2
Bremen'de Nereler Gezilir?
-Weser Irmağının kıyısına tünemiş o küçük masal kasabasında, çok kısa yürüyüşlerin ardından anlıyorsunuz, bu şehri de tıpkı Hamburg gibi eski ve yeni şehir olarak düşünüp, gezebilirsiniz. Ayrıca şehirde turistlerin görmesi gereken yerler turistlerce kolay gezilsin diye, Belediye göze de hitap eden bir çözüm bulmuş. Tüm turist güzergahına, sokaklara ve caddelere pirinçten yapılma çiviler çakılarak, bir rota oluşturulmuş. Bu çivileri takip ederek görmeniz gereken her yapıyı rahatlıkla dolaşabiliyorsunuz.
IMG_7071
-İlk adımlanası yer olan Alte Stadt'ta denilen eski şehirde o eski doku çok iyi korunmuş, hatta öyle ki; İkinci Dünya savaşının o kargaşalı dönemlerde bile, Rathhaus ve Markt platz  Meydan'larındaki tarihi dokudaki binalar bombalanma riskine karşı sökülüp, savaş sonrası da eski orijinal haline getirilmiş.
En yoğun turist akınına uğrayan bölge ilk izlenimlerime göre burası sanırım. Çünkü tüm meydanı, o dönemin nostaljisi ile geçmişe bi' yolculuk yapar gibi geziyorsunuz.
FullSizeRender
-İlk göze çarpan şey, Hauptbahnof merkez tren istasyonundan, eski kent bölgesine yürürken sağınızda uzanan nehrin hemen ucundaki Herdentor Caddesindeki sağda bulunan yel değirmeni. Stadtgraben isimli minik derenin de yanında bulunması itibariyle yeşillikler içinde, masaldan fırlamış gibi duruyor öylece. Mühle am Wall isimli yel değirmeni, 1898 yılından beri ayakta ve mevsime göre deişen bir peyzajla kente ilk gelenleri karşılıyor.
-Hatta hiç yolunuzu değiştirmeden yürüdüğünüzde, Söge-Unsel Strasse’den tarihi merkezin girişinde sizi bir domuz sürüsü heykeli karşılıyor. Orta çağda çobanlar domuzlarını, akşam saatlerinde buraya, pazardan arta kalan yiyecekleri yemeleri için getirirlermiş. Bremen'in sağlı-sollu alışveriş caddesi olan Soghestrasse'de ismini buradan alıyor.
FullSizeRender
-Bremen Dom’un uzun kulelerine, Böttcher Sokağı'nın her taşından fışkıran sanat izlerine, Bremen Mızıkacılarının melodilerine ya da şehrin en eski semti Schnoor'u rahat rahat gezebilmek adına, sokaklarında kaybolmak için bir tam gün yeterli oluyor ama doya doya yaşamak için kum saatiyle yarışmaya gerek yok diyenlerdenseniz, ucuz bilet buldukça hafta sonluk da gelebilirsiniz.
IMG_7174
Alte Stadt'ı bitirdiyseniz, taaa taaaam Marktplatz tüm çekiciliği ile karşınızda. Şehrin kalbi sayılabilecek bir meydan burası, tıpkı Hamburg'ta da örneklendirdiğim gibi. Meydanda küçük kenti tanımanız için gereken bir çok şey var; Eski Belediye binası, Bremen Katedrali, Bremen Mızıkacıları Heykeli, Barok ve Rönesans dönemi yapıları ile önünde durup yeniden yeniden hayran kalacağınız güzellikteki mimarilerle dolu. Hatta Rathaus isimli belediye binası, UNESCO kültür mirasları listesinde.

Eğer isterseniz her gün saat 11'de, 15'te ve 16'da bina için bir tur düzenleniyor. Ama sakın 259 merdiveni çıkarak, tepeye bizim gibi muhteşem bir manzara ile karşılaşma ümidi ile tırmanmayın. Siena, Ghent gibi şehirlerdeki yapıların aksine tepeye tırmandığınızda, her köşesi tellerle çevrildiğinden, hayal ettiğiniz manzarayı göremiyor ve fotoğraflayamıyorsunuz. Arzu edip çıkmak isterseniz, kişi başı 2 Euro.
FullSizeRender
Şimdi sizi Bremen’in en güzel semtlerinden biri ile tanıştırıyorum. Kaşlarım hafifçe yukarıya kalkıyor, gözlerim kocaman. Hani dünyaya yeni gelmişimde, minicik gözlerimle koca kenti, tanımaya çalışıyor gibiyim. Bana bunları yazdıran o semt, Bremen'in Schnoor semti. Daracık sokakları, renkli sevimli evleri, bozulmamış tarihsel dokusu ve bilmem kaç yıl sonra aynı ana sizi döndürecek, ne konuştuğunuzu net hatırlatacak tatta küçük cafe ve dükkanlarıyla harika bir yer.
Saatlerce benim gibi fotoğraf makinesine göbek bağıyla bağlı gibi dolanacaksınız. Kahve kokusu, gerçek kakao ile artisan tatta yapılan butik çikolatacılardan yükselen kokularla birleşiyor. Sanki o güzel çocuk tablolarındaki altın sarısı saçlı minik çocuğun kalbi var kalbimde, dünyayı sanki bilmiyorum gibi tanımaya çalışıyorum. Gülecek, sevinecek, merak duyacak onca şey çarpıyor gözüme. Almanya'nın kuzeyini keşfederken, kuzeyin ön yargılı kelime gücünden bile sıyrılıp, güney dolduruyorum içime. Çünkü gerçekten burada hissediyorum; Kalbim çarptıkça, dünya dönüyor ve ben mutlu oluyorum her adımda...  
FullSizeRender 5
Böttcher Sokağı ise, göze şans eseri çarpan, harika bir keşif oldu. Sokağın kendine hayat veren renkleri, sadece renkli panjurlu evlerinden değil, sanata olan düşkünlüğünden de geliyor her halinden belli. Sanat müzeleri, eski zamanlardan kalma evleri, restoran ve kafeleri ile turistlerin çoktan uğrak yeri olmuş da, bir biz yeni farketmişiz gibi. Lokasyon olarak çok basit; Marktplatz Meydanında bulunan Belediye binasının tam karşısında yer alıyor. Sokağın içerisinde yer alan Roselius-Haus ve Paula Modersohn müzeleri sanat severler için harika ziyaret noktaları. Giriş ise oldukça uygun; Her iki müzeye de 6 euro’ya alacağınız bilet ile girebiliyorsunuz. Roselius-Haus 16. Ve 17. Yüzyıldan kalma antika eşyalar ve tablolarla dolu. 
Dünya başka gezegenlerin toplamı gibi sanki, siz birini keşfedince, ötekini görmek istiyorsunuz. Doyumsuzluk kötü ama aslında sizi besleyen şeyler için asla kötü değil. Hep her gününüze parantezler açtıran yollarınız olsun, onlarda bugün bizimki gibi farklılıklarla dolsun... Başka insanlar değsin manzaranıza, başka portler denk gelsin fotoğraf makinize ve en güzeli de başka şehirler ilaç olsun hep yorulmaya alışık bünyelerimize...
FullSizeRender 2

Bremen'de mutlaka yapmanız gerekenler!

Hadi gelin bingo oynayalım. Bremen'de neler deneyimlenmeden dönülmez onları listeledim, benim keyif aldıklarım belki sizinde hoşunuza gider diye düşündüm. Geldiğinizde bir şarabınızda anılmayı isterim;

  • Schüttinger bira evine mutlaka uğrayın,
  • Haus Des Glockenspielsin porselen çanlarının melodisine hayran kalın, renkli sokakların dokusunu içinize çekip, hediyelik eşya dükkanlarında kaybolun,
  • Cafe Knigge'de pasta, Konditorei Stecker 'de hamur işi deneyin,
  • Cafe Tölke, iç dekorasyonu ve sıcak atmosferi ile yine sokak arası bir keşif olarak mutlaka cebinizde dursun,
  • Beni takip eden birinin önerisi üzerine, itina ile Wein Cafe Engel'in harika şaraplarını deneyimleyin,
  • Viertel'deki harika pub ve cafe'lerde soluklanın,
  • Schnoor’un daracık sokaklarında kaybolun, hatta Bremen'e sırf bu sokak için bile gelin,

  • Bremen Dom’un içinde oturup, yapıyla bir bütün olmadan,
  • Yine araştırma yaparken çok gülüp, gerçeğini yapanları görünce listeye esprisi sayesinde girmeyi hak kazanan "Bremen Mızıkacılarından Eşeğin iki ayağından tutup dilek dileme"den dönmeyin.
IMG_7318
Bremen'de zaman su gibi akıyor, yine ağızlar yanaklara yapışık, tebessüme her daim aşina tatta geziyoruz öylece. Küçüklüğünden dem vurunca, hemen biter sanıyorsunuz ama Bremen'de yapılacakların listesi her an uzayabiliyor. Bizde bu öğleden sonramızı Weser kıyısındaki Schlachte semtinin bulunduğu eski şehir merkezinde şu anda hareketli bir gastronomi ortamı geliştiği için, orayı keşfe ayırdık. Bu şehrin deniz aşırı ticareti sayesinde, semtin genelinde bazı ender olan özel çay ve kahve türlerini bulduk, sitede hepsini detayları ile yazacağım. Weser nehri üzerinde bir vapur gezisi var sırada, sonra hemen nehrin merkezindeki en büyük parkı keşfetmek de sıra; “Bürger Park”. Ne güzel şöyle hava kararırken çalgıcılar olsa parkta, cepte şaraplar geçen yıl bu zamanlar, evlilik için ne çok heyecanlandığımızı konuşsak yine...Gelmeden önce okumuştum biri "Bremen Mızıkacıları, sanki dünyanın haksızlığa uğramış tüm müzisyenlerini bu kente davet etmiş gibi" demişti.Kentin, tüm köşe başlarında, elinde kemanı, davulu, gitarı çellosu, olan kişiler, tüm dünya müziğinden örnekleri sergiliyor özgürce.
FullSizeRender 3
FullSizeRender 4
0 Comments

Leave a Comment

error: Content is protected !!